Başarıya Ulaşırken

Başarılı Avukatların Sırlarını Öğrenmek İster misiniz?

Gelişime Açık Avukatların Dikkatine!

Serbest Avukat olarak yeni işler almakta zorlanıyor musunuz?

Müvekkil sayınız bir türlü artmıyor mu?

Hukuk Büronuzu yaşatmak her geçen gün daha mı zorlaşıyor?

Kurum Avukatı olarak kariyer basamaklarını istediğiniz hızda çıkamıyor musunuz?

Kurum kültürü içerisinde kişisel markanızı öne çıkarmakta ve yetkin bir hukukçu olmakta zorluk mu çekiyorsunuz?

Öyleyse size güzel bir haberimiz var. Başarılı Avukatların sırlarını bu e-kitapta sizin için bir araya getirdik. Sadece en iyilerin kullandığı yöntemlerle kariyerinizde ilerleme kaydetmek ve hedeflerinize ulaşmak ister misiniz?

En iyi tarafı da bu e-kitabı okuduktan sonra yeni müvekkilleri ve nitelikli işleri kendinize çekecek olmanızdır. Bu e-kitabı okumaya başladığınızda anda sonuç aldıran özel stratejileri öğrenecek ve kendinizi harika hissedeceksiniz.

Eğer Kurum Avukatı olarak çalışıyorsanız, profesyonel hayatta hedeflerinize ulaşmada ve kariyer sahibi olmada kullanabileceğiniz özel pazarlama tekniklerini ve sırlarını bu kitapta bulacaksınız.

“Siz de Başarılı Bir Avukat Olabilirsiniz” adlı eser bir yıl süren kapsamlı bir araştırma ve birçok uykusuz gece sonunda ortaya çıkmıştır. Kısa sürede ilerleme kaydetmek ve kendinizi profesyonel anlamda geliştirmek istiyorsanız mutlaka okuyun.

Hemen sipariş verin! Satış fiyatı 28 Şubat tarihine kadar sadece 39 TL dir. Ödemenizi takiben iletişim bölümünden siparişinizi lütfen yazılı belirtin. E-kitabınız  e-posta adresinize gönderilecektir.

İÇİNDEKİLER

1. Eşsiz Pazarlama Stratejiniz

2. Saygınlık Kazandıran Pazarlama Planı

3. Kişisel Markanızı Yaratın

4. Kişisel Bakım Sanatı

5. Her Defasında Muhteşem Bir İlk İzlenim

6. İletişim Uzmanı Avukatların Merak Edilen Sırları

7. Vücut Dilinin Gizli Gücü

8. Müvekkille Temas Kurma Becerileri

9. Nasıl Çevre Edinirsiniz?

10. Sosyal Medyatik Olmanın Yolları

11. Basının Göz Bebeği Olun

12. Kulaktan Kulağa

13. İnternet Sitenizin Gücü

14. Müvekkiller ne ister?

15. Aday Müvekkille Sonuç Alan Görüşme Nasıl Yaparsınız?

16. Sunuş Becerilerinizle Büyüleyin

17. İkna Uzmanı Müthiş Avukatlar

18. En İyi Satışçının Fikirleri

19. Hedef Kişileri Eğiterek Onlardan Dolaylı Referans Alın

20. Müvekkillerinizi Nasıl Mest Edersiniz?

21. Küçük Hukuk Bürolarının Karşılaştığı Temel Sorunlar

22. Kişisel Markanızı Bilinir Kılmanın 33 Yolu

23. Zor Dönemlerde İş Yapma Yöntemleri

24. Hukuk Müşavirliği Hizmeti Alan Şirketlerin Avukatlardan Beklentileri

25. Müvekkilleri Çılgına Çeviren Durumlar

26. Müvekkil Hizmetleri ve Müvekkil İlişkileri

27. Yıldız Avukatların Pazarlama Sırları

28. Başarınızın Ardındaki Gizli Kahraman

29. Ofiste Başarı ve İş İdaresi

30. Her Avukatın Bilmek İstediği Şey

Hukuk Bürolarında Düşük Performansın Nedenleri

Gelişim projeleri gerçekleştirdiğim hukuk bürolarında karşılaştığım sıkıntılardan biri de kurumda yaşanan verimsizlik ve düşük performans ile nasıl mücadele edileceğinin bilinememesidir. Çalışanların düşük performans göstermeleri bir kurumun rekabet gücünü azaltan en önemli etkendir ve çoğu zaman çalışan kaynaklı bir sorun olarak görülür.

İnsan kaynakları üzerine yapılan araştırmalar ise bize aksini söylemektedir. Profesyonellerde düşük performansa yol açan ana nedenler aşağıdaki gibidir. Çalışanlarınızın performansını yükseltmek istiyorsanız aşağıdaki maddeleri dikkate almanızı öneririm.

  1. Çalışanlarda bilgi ve beceri eksikliği: Bilgi ve beceri eksikliği nedeniyle işinin gereklerini yerine getiremeyen çalışanların hiçbir şekilde başarılı olma şansı yoktur. Ofis içi ve dışı eğitimlerle onların bilgi ve becerileri hızla geliştirilmelidir.
  2. Donanım yetersizliği: Bir çalışan işini yapabilmek için yeterli araç gereç ve donanıma sahip değilse başarılı olamaz. Yetersiz ışıklandırma, yavaş çalışan bilgisayarlar, aşırı sesli, kalabalık, dar ve kötü havalandırmalı ofis ortamlarında performans baş aşağı gider.
  3. Düşük ücretlendirme: Piyasa ortalamalarının altında ücretlendirme çalışanların finansal olarak kendilerini iyi hissetmelerini imkansız hale getirir. Düşük ücretlendirme iş ortamında üretkenliği azaltır, mazeret izinlerini arttırır. Çalışanların kuruma olan aidiyet duygusunu ve sadakatini zayıflatır. Yaşadıkları finansal stresler nedeniyle çalışanların sağlıkları hızla bozulur.
  4. Teşviklerin eksik veya yetersizliği: Birçok kurumda yetenekli çalışanlar aşırı iş yükü altında ezilir. Çoğu zaman yıllık ücret artışları herkese eşit olarak yapılır. Kurumda yüksek performans ayrıca ödüllendirilmez.
  5. Takdir eksikliği: Yöneticiler çalışanın gayretini görmezden gelir. “Çalışanı şımartmayalım şimdi, bozulmasın” denilerek takdir etmezler. Bu davranış, çalışanı işine ve kuruma yabancılaştırır.
  6. Çalışan motivasyonunun düşük olması: İlk beş madde dış kaynaklı faktörlerdir ve çalışanın motivasyonunu zaman içerisinde erozyona uğratırlar. Bu faktörlerden bağımsız olarak motivasyonu kendiliğinden her zaman düşük olan çalışanlar da vardır. Bu gibi çalışanlar, gittikleri iş görüşmelerinde kuruma ne katacaklarını değil de kurumdan neler alacaklarını araştırırlar ve konforlarını ön planda tutarlar. Bu kişiler  kuruma bir şekilde kabul edildiklerinde, iş yerinde şikayet edecek ve performans göstermeyecek birçok nokta da bulurlar. Adayın kişilik özellikleri ve sahip olduğu insani değerler işin gereklerini yerine getirebilmek için kritik önemdedir. Doğru takım oyuncularını bulmak için uzmanların bilgisinden ve desteğinden yararlanmak, işe alım süreçlerinde yol kazaları yaşamanızı önleyecektir.

 

Bir Serbest Avukat olarak iş ve yaşamı nasıl dengeleriz?

Gene sıkıntılı zamanlardan geçiyoruz. Serbest Avukat olarak iş yapmanın ve karşılığını almanın zorlaştığı, müvekkillerin daha fiyat odaklı oldukları ve sizden daha fazlasını daha aza alma düşüncesinde oldukları zamanlardayız.

Bu zorlu iş ortamında, bir Avukat olarak yaptığınız işten ve elde ettiğiniz gelirden memnun değilseniz, bırakıp gitme fikri kafanızda dolaşıyor veya kendinizi çaresiz hissediyorsanız, müvekkillere vereceğiniz hukuk hizmetinin kalitesi zamanla düşecektir. Düşük kalitede hizmet de sizden duyulan memnuniyetin azalmasına ve müvekkil kayıplarına neden olacaktır. Mesleğinde başarılı ve tatmin duygusu güçlü avukatlar müvekkillerine yüksek kalitede hizmet vermeyi bir ülkü haline getirmiş kişilerdir ve bu onların zirvede kalmalarını sağlar.

İş ve yaşam dengenizin bozulduğunu düşünüyorsanız, çok çalışıp az kazanıyor ve kaliteli hukuk hizmeti verme hedefinden saptığınızı görüyorsanız, yeniden rotaya dönebilmeniz için size aşağıdaki on yöntemi öneririm.

  1. Önemsiz işlerden uzak durun. Vaktiniz sınırlı, 2018 yılında yapmanız gerekenlerin bir listesini hazırlarken aynı zamanda yapmamanız gerekenleri de tek tek not etmelisiniz.
  2. Öncelikli konuları ele alın. Ofisinize geldiğinizde üretken olmanız gereken önemli ve acil işleri halledin ve daha sonra e-posta mesajlarınıza bakın.
  3. Müvekkiller için önemli olan konulara odaklanın. Çünkü müvekkiller için önemli olan konulara dikkat etmezseniz, yakında onları kaybedebilirsiniz.
  4. Hayat amacınızı belirleyin. Bir hayat amacınız olduğunda ve bu amaca doğru kariyerinizi kullanarak ilerlediğinizde kendinizi daha mutlu ve iç huzurlu hissedeceksiniz.
  5. Yardım amaçlı sosyal projelerde görev alın. İşinizden ve kendinizden daha yüce konularda insanlara ve topluma destek olduğunuzda kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz.
  6. Kendinize yatırım yapın. Yeni işler elde etmede sıkıntı yaşıyor, sabit giderleriniz üzerinizde aşırı stres ve baskı yaratıyorsa, işinizi geliştirme konusunda bir uzmandan mutlaka destek alın. 2018 Yılında yeni bakış açıları kazanarak işinizi daha iyi noktalara taşıyın.
  7. Kendinize iyi bir ortak bulun. İyi bir iş ortağı hızlı büyümek için vazgeçilmezdir. Sizin zayıf yönlerinizi tamamlayacak bir iş ortağı gücünüze güç katacaktır. Hemen doğru kişiyi aramaya başlayın.
  8. Profesyonellerle bir araya gelin. Avukatlar bir alanda uzmanlaştıklarında, diğer alanlarda oluşan fırsatları göremeyebilirler. Bu nedenle yeni fırsatları dinlemek ve takip etmek amacıyla başka alanlarda uzman kişilerle bir araya gelin ve genel kültür arttırma seansları gerçekleştirin.
  9. Az şikâyet edip değişime ayak uydurun. Değişen dünyada değişen şartların ve sorunların yenilikçi çözümlerini bulmak için çalışmalısınız. Ancak bu sayede yeni yeni insanlar sizin kapınızı çalacaklardır. Eski günler asla geri gelmeyecektir.
  10. Eğlenceye vakit ayırın. Şimdiden gelecek yılın tatil planını yapmaya başlayın. Takviminizde yer alan diğer tarihler için de iş hedeflerinizi belirleyin. Yolculuklar, yeni kültürlerle tanışacağınız tatiller ve bunların hayaliyle yaşamak, geleceğe umutla bakmanızı sağlar ve sizi iş içinde enerjik tutar.

Hukuk Bürolarının Başarısız Olmasının Nedeni

 

Hukuk Büronuzda ekibinizin çalışma veriminden ve iş sonuçlarından memnun değil misiniz?

Yüksek bir personel sirkülasyonu mu yaşıyorsunuz?

Birçok iş fırsatının kaçtığını mı düşünüyorsunuz?

Çok güzel geçtiğine inandığınız müvekkil görüşmelerinden eliniz boş mu dönüyorsunuz? 


Hukuk büronuzda iş performansı ve verimliliğini bir yıl içerisinde garantili bir şekilde %35  arttırıyoruz.

Hukuk Büronuzun kurumsallaşmasını ve iş süreçlerinin profesyonelce yönetilmesini sağlıyoruz.  


Bugüne kadar 52 hukuk bürosunun iş performansını ve verimliliğini arttırdık. Size de yardımımız dokunabilir.

Size para ve zaman kazandıracak, iş hedeflerinize kolayca ulaşmanızı sağlayacak bu yatırımla artık hukuk büronuzu hayalini kurduğunuz performanslarda çalıştırabileceksiniz.

İş risklerinizi en aza indirmeniz mümkün olacak. Sizinle çalışan avukatların kurumu sahiplenmeleri artacaktır.

Kuracağınız güçlü yapıyla siz ve çalışanlarınız gelişecek ve hızla büyüyeceksiniz.


Hemen Arayın! Gelişim programınızı birlikte belirleyelim.


www.tarkankarabel.com

www.lawmarketing-tr.com

Sabahları Erken Kalkıp Daha Fazla İş Bitirmenin 5 Yolu

Serbest olarak çalışan Avukatların en büyük zorluklarından biri de sabah erken kalkıp, güne erken başlamaktır. İş hedeflerine ulaşmak, bir proje veya araştırma yapmak, bir dilekçe yazmak için verimlilik uzmanları her zaman sabahları erken kalkmayı tavsiye eder. Çünkü kavramsal düşüncenin zirveye ulaştığı nokta, sabah yataktan kalkmayı takip eden ilk iki saattir.

Ne kadar erken kalkarsanız, o kadar daha fazla işi tamamlama ve zamanı en verimli şekilde yönetme imkanına kavuşursunuz. Sakin bir ev veya ofis ortamında birçok işi kolayca yapabilir ve kimse tarafından rahatsız edilmezsiniz. Çok yerinde bir tavsiye olmakla birlikte, uygulamaya geçirmek serbest avukatlar için epey zor olmaktadır. Sabahları saat 10.00’da anca mesaiye başlayan Avukatlar verimsiz bir iş günü geçirebilmekte, zaman fakirliğinden sık sık şikayetçi olmakta ve sonuç olarak diğer meslektaşlarının gerisinde kalabilmektedir.

Erken kalkmayı bir disiplin olarak görebilirsiniz. Aslında bundan çok daha fazlasıdır. Gerçek şudur ki, insanların tüm ekosistemi daha geç yatmaya ayarlanmıştır. Sabah kalkış rutininizi değiştirmeye başladığınızda, birçok engel karşınıza çıkacaktır. Bunları aşmak mümkündür. Bununla birlikte, asıl önemli olan bir önceki geceyi iyi tamamlamış olmanızdır.

İşte size sabahları erken kalkmanızı ve işe erken koyulmanızı kolaylaştıracak beş adet strateji:

  1. Bakış açınızı değiştirin.Birçok insan yatağa erken girmemek için mücadele eder. Çünkü gün bitmesin, daha fazla şey yapayım ve yaşayım isterler. Günü erken bitirme ve bir şeyleri kaçırma tedirginliği yaşarlar. Bu noktada, daha farklı düşünmeye başlamak gerekir. Uykuyu yeni günün başlangıcı olarak görün. Uykuya olan bakışınız değişecek ve size daha ilginç gelecektir. Pillerinizi şarj etmek için uykunun önemli bir süreç olduğunu kabul edin.
  2. Yatağa giriş saatinizi ayarlayın. Çoğumuz uykusuzluktan muzdarip bir şekilde hayatlarımızı yaşıyoruz. Uykunuzdan çalacağınız ilave bir saat ertesi gün sizi başarısızlığa daha fazla yaklaştıracaktır. Ertesi gün enerjik olmanın ve başarılı işler gerçekleştirmenin tek yolu gece yatağa erken gitmektir. Vücudunuzun ihtiyacı olan uyku süresini hesap edin ve bu süreye göre yatağa giriş saatinizi ayarlayın.
  3. Gece faaliyetlerinize çeki düzen verin. Akşam yemeği saatinizi gözden geçirin, yemeği hazmedebilmek için yatağa girmeden iki veya üç saat öncesinden akşam yemeğinizi bitirmiş olun. Çay ve kahveyi akşam yemek üzerine tüketmeyin. Ancak bu şekilde, yatağa girdiğinizde fazla zorlanmadan uykuya dalabilirsiniz.
  4. Sabah faaliyetlerinize hazırlanın.Bazen bizi yataktan çıkamayacak durumda bırakan yorgunluk değildir. Ertesi gün yapılacak olan işlerini ağırlığı ve fazlalığı da bizim yataktan çıkmamızı güçleştirebilir. Ertesi gün yapılacak olan işlerin gözünüze daha kolay gözükmeleri için bir gece önceden iş planınızı yapın ve kullanacağınız malzemeleri hazır edin. Spora gidecekseniz spor kıyafetlerinizi bir köşede hazır edin, duruşmaya gidecekseniz dosyalarınızı, evrak çantanızı ve kıyafetlerinizi yerleştirin, ayakkabılarınızı boyayın. Yeni bir işe başlamak da size karışık ve zor gelebilir. Bu nedenle, hazırlık yapmak için zamanı doğru kullanın ve başarı şansınızı arttırın.
  5. Elektronik cihazlarını uyku boyunca kapalı tutun.Yatağa girmeden 60 dakika önceden tüm elektronik cihazlarınızın fişini çekin. Televizyon, bilgisayar, cep telefonun, e-posta mesajları, sosyal medya iletişimini sonlandırın. Bilim bize göstermektedir ki, tüm elektronik cihazlar çevremizde büyük bir enerji oluşturmaktadır. Elektronik cihazları kapatmadan yatağa girmek, enerji içeceği içip yatağa girmekle aynı etkiyi verebilmektedir.

Bir Avukat Olarak İşleri Savsaklama Hastalığından Nasıl Kurtulursunuz?

Yeni bir güne daha uyandınız. Ayaklarınız ofise gitmek istemiyor. Gene vaktinde ödeme yapmayan ve iş isteyen bir sürü müvekkille uğraşmanız gerekecek. Kafanızdan çeşitli düşünceler geçiyor: “İşe olan inancımı kaybediyorum, günlük rutin işlerden sıyrılamıyorum. İşler dağ gibi birikti, yetişemiyorum. Ofise sabahları geç gidiyor, suçluluk duygusuyla ofisten geç çıkıyorum. Müvekkillerle olan temasım azaldı. Akşam eve geç gittiğim için yatağa girmem de gece yarılarını buluyor. Yorgun kalkıyorum, kahvaltı da yapmaz oldum. Kahveye yükleniyorum, bir yerde mide iflas edecek. Bakalım ne zaman? Usulen hatalar yapmaya başladım. Müvekkil duyarsa çok kötü olur. Arı gibi çalışıyorum ama bal yapamıyorum. Bu kısır döngüden bir an önce çıkmam lazım. Gelir gider dengem bıçak sırtında ilerliyor.”

Bu gibi düşünceler serbest çalışan birçok avukatın sürekli aklından geçmektedir. İşler yığıldıkça ertelemecilik başlamakta ve arzu edilen iş sonuçları bir türlü gelmemektedir. Zaten ileri tarihlere atılan duruşmalar da sonuç alınmasını geciktirmektedir. Peki, bu durumdan kurtulmak nasıl mümkün olur?

Basitçe ifade edecek olursak, bazı avukatlar mesleklerinde diğerlerinden daha başarılı olurlar.Çünkü belli şeyleri farklı ve yapılması gerekenleri de doğru şekilde yaparlar.Özellikle, zamanlarını diğerlerinden çok daha iyi kullanırlar. İş hayatında başarının, saygınlığın ve mutluluğun anahtarı önünüzdeki işe -başka bir şeyle ilgilenmeksizin- odaklanmak onu iyi yapmak ve sonuca erdirmektir.

Savsaklamak nedir?

Sıradan profesyonellerde,yapılacak çok fazla şeye karşılık, çok az zamana sahip olma duygusu vardır. Sizde bu duygudan muzdarip iseniz, işlere yetişmeye çalışırken başka işler üzerinize dalga dalga gelir. Bu nedenle yapmanız gerekenleri asla yapamazsınız. İşlere yetişemez ve geriden gelirsiniz. Sonucunda kariyerinizde fark yaratacak işleri tek tek ertelemeye başlarsınız. Önünüzde birden çok iş varsa, işleri bir öncelik sırasına koymalı, bir an önce yapılmazsa başınıza dert açacak, acil ve önemli işlere hemen başlamalı ve bitirmeden de başka bir işle ilgilenmemelisiniz. İşlerin önemi eşit derecedeyse, ilk olarak en zor olan işe girişmelisiniz.

Üst düzeyde performans ve üretkenliğe ulaşmanın yolu öncelikle yapmanız gereken görevleri her sabah belirleme alışkanlığı geliştirmenizdir. Öncelikleri belirleme, ertelemecilikten vazgeçme ve en önemli işe sarılma alışkanlığı hem zihinsel hem de fiziksel bir alışkanlıktır. Pratik yaparak bu alışkanlıkları edinebilirsiniz.

İşleri savsaklamanın nedenleri

İşleri savsaklamanın ve motivasyonsuzluğun başlıca sebeplerinden biri ne yapmanız, hangi sırayla yapmanız ve neden yapmanız gerektiği konusundaki belirsizlik ve kafa karışıklığıdır. Kağıt üzerine yazarak düşünmeye başladığınızda bu kafa karışıklığından kurtulabilirsiniz. Hedeflerini yazılı hale getiren profesyoneller bunu yapmayanlardan dört kat daha başarılı olmaktadırlar. Hedefinizi yazılı hale getirdiğinizde onu belleğinizde somut hale getirmiş olursunuz. Yazılı olmayan hedefler ise dilek ve temenni olarak kalır. Hedefler sizi başarıya götürecek uçağın yakıtıdır. Sürekli onları düşünmeniz sizi motive eder ve eyleme sevk eder. Yaratıcılığınızı tetikler, enerjinizi açığa çıkarır ve savsaklamayı bırakmanızı sağlar. Hedeflerinizi ne kadar çok düşünürseniz iç dürtünüz ve başarma arzunuz o denli büyür. Eğer, hiçbir iş ve yaşam hedefiniz yoksa, biran önce edinseniz iyi olur. İşyerinde işi savsaklamanın ve geciktirmenin diğer bir nedeni de insanların daha önce zayıf performans göstermiş olduğu görev ve etkinliklerden uzak durmalarıdır. Çoğu çalışan belirli bir alanda kendine bir hedef koymak ve kendini geliştirmek yerine o alandan tamamen kaçmayı tercih eder ki bu sadece kötüye gidişi hızlandırır. Aksine belirli bir alanda ne kadar iyi ve yeterli olursanız, o işlevi yerine getirmek konusunda da o kadar motive olursunuz. Hepimizin güçlü ve zayıf yönleri vardır. Zayıf yönlerimizi haklı göstermeyi ve savunmayı bırakmalı, bir hedef koyarak zayıf yönlerimizi geliştirmeliyiz.

Plan mı pilav mı?

Eyleme geçmeden önce iyi plan yapma beceriniz genel başarınızın ölçüsüdür. Plan ne kadar iyi olursa savsaklamaktan vazgeçmek, işe koyulmak ve devamlılık sağlamak o kadar kolay olur. Tek yapmanız gereken elinize bir kalem ve kâğıt alarak iş planınızı basitçe ve madde madde yazmaktır.

Verimlilik gerçeği

Her işi yapmaya zaman asla yetmez, fakat önemli işleri yapmaya daima vakit vardır. Bunun anlamı bütün işlere yetişemeyeceğinizdir. Bunu aklınızdan çıkarın. Tek amacınız en önemli sorumluluklarınızı yerine getirebilmektir. Diğer işler beklemelidir. Savsaklama yüzünden kişilerin kendilerince yaratılan zamanlama baskısı onları daha da büyük strese sokar. İşlerinizi vaktinde tamamlamak istiyorsanız, kendinize her zaman sormanız gereken soru: “En yüksek değer sunan faaliyetlerim nelerdir?” olmalıdır. Sadece sizin yapabildiğiniz ve iyi yapmanız şartıyla fark yaratabildiğiniz işler nelerdir?

İyimserlik

İyimserler her durumun iyi taraflarına bakarlar. Yolunda gitmeyen ne olursa olsun onlar karşılaştıkları zorlukların kendilerini geliştirdiğini bilirler. İyimserlik sizi hayatın zorluklarına karşı bir zırh gibi sarar ve yolunuzda kararlılıkla yürümenizi sağlar.

Eğitim

Sonuçlarınıza etki edecek becerilerinizi sürekli olarak geliştirin. Bugün ne kadar iyi olsanız da bilgi ve yetenekleriniz hızla eskimektedir. Daha iyiye gitmiyorsanız, daha kötüye gidiyorsunuz demektir. Zamandan tasarruf etmek istiyorsanız bunun en iyi yolu bireysel ve mesleki alanda gelişmektir. Her gün en azından bir saatinizi kendi alanlarınızla ilgili okumaya ayırın. Sabahları biraz daha erken kalkın ve yaptığınız işte sizi daha etkin ve üretken kılacak bilgileri içeren kitaplara vakit ayırın. Size can alıcı beceriler kazandıracak seminerlere katılın. Ne kadar nitelikli olursanız, iş çıkarabilme yetkinliğiniz artacaktır.

Sahip olduğunuz her şeyi kaybedebilirsiniz. Evinizi, arabanızı, bankadaki paranızı kaybedebilirsiniz.Ancak kazanma kabiliyetiniz baki kaldığı sürece bu zenginlikleri tekrar edinmeniz mümkün olacaktır. Hayata karşı başlıca sorumluluğunuz neyi gerçekten çok sevdiğinizi belirlemek ve sonra tüm kalbinizle o özel şeyi çok ama çok iyi yapmaktır.

Dinlenmek

Sekiz-dokuz saatlik bir çalışmanın ardından verimliliğiniz düşmeye başlar. Bu nedenle gecenin bir vaktine kadar çalışmak bazı hallerde kaçınılmaz olmakla birlikte, giderek daha az üretir hale gelirsiniz. Ne kadar yorgun olursanız işiniz o kadar kötü çıkar ve hatanız da o kadar çok olur. İşleri süründürmenin ana sebebi işe yorgunken başlamaktır.

Böyle bir durumda ne enerjiniz ne de şevkiniz kalmıştır. Sabahları tekleyerek çalışan soğuk bir motor gibi bir türlü çalışma arzunuz gelmez. Ne zaman ki aşırı yorgun ve çok az zamana karşılık çok fazla iş üzerinize yığılmışsa, en iyi şey eve erkenden gidip, deliksiz bir sekiz saat uyku çekmektir. Bu sizi tümüyle yeniden şarj edebilir. Böylece ertesi gün geç saatlere kadar kalarak çıkaracağınız işten iki-üç misli fazla iş çıkarmanız mümkün olur. Hem de hizmetinizi kaliteli bir şekilde üretmiş olursunuz. Diğer bir yöntem de yıllık izinlerinizi mutlaka kullanmaktır. Uzun tatillerle çıkamıyorsanız, cuma veya pazartesini içine alan uzatılmış hafta sonu tatillerine çıkarak pillerinizi şarj edebilirsiniz. Bu şekilde her tatilin ardında daha üretken olursunuz. İş günlerinde erken yatmak, hafta sonlarında yeterince uyumak ve tatillere çıkmak, enerji fazlasına sahip olmanızı güvence altına alacaktır. Bu ilave enerji işi savsaklama eğiliminizi ortadan kaldıracak, önemli işlere hızla ve kararlılıkla saldırmanızı sağlayacaktır.

Doğru beslenmek

Enerji düzeyinizi maksimumda tutmak için yediklerinize dikkat etmelisiniz. Güne yüksek proteinli, düşük yağlı ve düşük karbonhidratlı bir kahvaltıyla başlayın. Öğle yemeğinde tavuklu salata yiyin, şeker, tuz, beyaz unlu mamuller ve tatlılardan uzak durun. Gazlı içecekler, gofret ve çöreklerden uzak durun. Kendinizi bir sporcu gibi müsabakalara hazırlayın. Çünkü çalışma haftasına başladığınızda bir sporcudan farkınız kalmaz. Sağlıklı yiyerek, yeterli uyku ve düzenli sporla çok daha fazla işi kolayca ve daha hızlı çıkarmanız mümkün olacaktır. Çalışmaya başlarken kendinizi ne kadar iyi hissederseniz, çok daha az savsaklar ve çok daha keyifle işinizi bitirirsiniz. Böylece başka işlere de fırsat bulursunuz. Üretkenlikte üst düzeye çıkmak mutlu olmak ve yaptığınız işlerde başarıya ulaşmak için yüksek enerji kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Aciliyet hissi

Yüksek performanslı insanların dışarıdan bakıldığında belirgin özelliği “eyleme dönük” olmalarıdır. Üretken insanlar düşünmek, planlamak ve öncelikleri belirlemek için kendilerine vakit ayırırlar. Sonra da hızla işe atılır, hedef ve amaçlarına doğru yol alırlar. Sebatla, kararlılıkla ve sürekli çalışırlar. Bu zaman zarfında muhabbetle boşa vakit harcayan ve küçük değerde işlerle uğraşan kimselere kıyasla önemli ölçüde yol alırlar. Aciliyet hissi, bir işe hemen başlama ve onu hızla bitirmeye yönelik bir içsel dürtü ve arzudur. Bu dürtü başlamanızı ve yolunuza devam etmenizi sağlayan bir tez canlılıktır. Aciliyet hissi kendinizle yarışıyor olmak gibi bir şeydir.

Başarılı insanlar yüksek bir performans tutturabilmek için daima kendilerini işe koşarlar. Başarısız insanların ise başkaları tarafından denetlenmeleri, talimat almaları ve dürtüklenmeleri gerekir.

Uzun vadeli perspektif

Başarılı insanlar gelecek hakkında düşüncelere sahiptirler. Onlar beş yıl, on yıl sonrasını düşünürler. Arzuladıkları uzun vadeli gelecekleriyle tutarlı olması için bugünkü seçimlerini ve davranışlarını düzenlerler. İşinizde uzun vadede sizin için neyin önemli olduğunu bilmek, kısa vadedeki öncelikleriniz hakkında karar vermenizi büyük ölçüde kolaylaştırır. Gelecek düşüncesi bugünkü eylemleri etkiler hatta çoğunlukla belirler.

Başarılı insanlar uzun vadede daha büyük getiri almak için kısa vadede fedakârlığı göze alabilen ve zevkleri erteleyebilenlerdir. Başarısız insanlarsa kısa vadeli sonuçları ve hazları düşünüp, uzak geleceği boş verirler. Kaybedenler gerilim azaltıcı,kazananlarsa hedefe ulaştırıcı işler yaparlar.  Örnek olarak erken yatmak, erken kalkmak, işe erken gelmek, alanınızla ilgili düzenli okumak, beceri geliştirmek için kurslara katılmak geleceğiniz üzerinde müthiş olumlu bir etki yaratır. Diğer taraftan, işe son anda gelmek, gazete okuyarak oyalanmak, çay kahve,sigara içmek ve iş arkadaşlarıyla ahbaplık etmek kısa vadede eğlenceli görünebilir, fakat sonunda kaçınılmaz olarak yerinde saymaya, başarısızlığa ve hayal kırıklığına götürür.

Zaman öyle de geçer böyle de. Asıl mesele onu nasıl kullanacağınız ve ay sonunda hangi iş sonuçlarına ulaşacağınızdır.

Hikayelerin Gizli Gücüyle İş Dünyasında Zirveye Ulaşmaya Hazır mısınız?

Bir iş lideri olarak ekiplerinize ilham vermekte, onları heyecanlandırmakta ve hedeflediğiniz yönde harekete geçirmekte zorlanıyor musunuz?

Yaptığınız iş sunumları ve satış görüşmeleri hedefine ulaşmıyor mu?

Şirket içi toplantılarda ve seminerlerde sizi dinleyenler üzerinde yeterli tesiri bırakamıyor musunuz?

Öyleyse size güzel bir haberimiz var. Göz gezdirdiğiniz bu e-kitap hikâyelerin gizemli gücünden faydalanarak iş dünyasında hedeflerinize ulaşmanız, çalışanlarınızın ve müşterilerinizin hayranlığını kazanabilmeniz için size rehber olacaktır.

Bu e-kitapta anlatılan teknikleri uygulamaya ve hikâyelerinizi anlatmaya başladığınızda, iletişim becerilerinizle zirveye ulaşacak ve tutulamaz bir güç haline geleceksiniz.

Hikâye anlatmanın sihirli dünyasında size rehberlik etmek için biz hazırız. Siz de hazır mısınız?

“İş Dünyasında Hikayenin Gücü” iki yıl süren kapsamlı araştırma ve birçok uykusuz gece sonunda ortaya çıkmıştır. Bir iş lideri olarak iletişim becerilerinizi geliştirmek istiyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun.

 

Müvekkillerden Para İsterken Dikkat Edilecek 4 Önemli Nokta

Müvekkillerden Para İsterken Dikkat Edilecek 4 Önemli Nokta

Profesyonel gelişim seanslarımıza katılan Avukatların büyük bir kısmı müvekkillerden para istemekte çok zorlandıklarını ifade etmektedir. O an geldiğinde hafakanlar bastığını, kendilerini ifade etmekte zorlandıklarını ve hak ettiklerinin çok altında bir ücrete çalışmak zorunda kaldıklarını söylüyorlar. Haklı olarak ,Serbest Avukat olarak çalışırken para isteme sanatında kendilerini geliştirmek istiyorlar. Bununla beraber, duygusuz, kalpsiz, paragöz bir görüntü çizmekten de korkuyorlar. Peki, bunun doğrusu nasıl olmalıdır? Nelere dikkat edilmelidir?

1.    Zamanlama

Görüşme sırasında müvekkil adayına açık uçlu sorular sormalı ve kendisini etkin şekilde dinleyerek (gelen telefonlara cevap vermeden, kesintisiz göz teması kurarak) sıkıntısını anlamalısınız. Çözüm önerilerinizi paylaştıktan sonra, konuyu bu işin etkin takibi için bir hizmet bedeliniz olacağına getirmelisiniz. Hukuki danışmanlık hizmetinizin bir bedeli olacağını vaktinde belirtmezseniz veya “daha sonra hallederiz” şeklinde geçiştirirseniz karşılıklı yanlış anlamalara ve hayal kırıklıklarına neden olursunuz.

2.    Maddi İmkan

Müvekkil adayı sorunun çözümü için hukuki destek alması gerektiğine ikna olduktan sonra, bir sonraki adıma geçmiyor ve işe başlamak için size bir ön ödeme yapmaya yanaşmıyorsa veya ücret konuşulduğunda konuyu değiştiriyorsa görüşmenin fişini çekmek için vakit gelmiş demektir. Müvekkil adayının sizinle bir anlaşmaya varması için artık çaba göstermeye devam etmeniz vaktinizi boşa harcamak olacaktır. Bu iş görüşmesinde dikkat edilecek en önemli noktalardan biri,müvekkil adayının istediğiniz ücreti verebilecek bütçesinin olup olmadığıdır. Eğer imkânı yoksa sizden hizmet alması mümkün olamayacaktır.

3.    Ücret

İstediğiniz ücretten gurur duymalısınız. Talep ettiğiniz hizmet bedelini söylerken en ufak bir tereddüt veya endişe gösterirseniz, karşınızdaki kişi bu durumu anlayacaktır. Fiyatınızı kırmak için tereddütünüzü size karşı kullanacaktır. Müvekkil adayının işini içinizden çok ama çok isteyebilirsiniz. Hatta kendisine özel bir teklif sunduğunuzu da ifade edebilirsiniz. Lakin olmuyorsa dünyanın sonu değildir. Bu düşüncede olmanız ücret konuşulurken sizi sakin tutacaktır. Sakin olmanız önemlidir çünkü çok istekli görünmek müvekkil adayını ürkütür.

4.    İtirazlarla Başa Çıkmak

Fiyata itiraz doğal bir davranıştır. Bir hizmet alımında fazla ödeme yaptığımızı düşünür ve kontrolü kaybettiğimiz hissine kapılırız. Kaybetme korkusu benliğimizi sarar ve anlaşma mümkün olmaz. Fiyata itiraz varsa,müvekkil adayı aslında sunduğunuz hizmetin değerinin söylediğiniz kadar etmediğini düşünmektedir. Bu durumda, sunduğunuz hizmete ve bunun karşılığında elde edilebilecek maddi ve manevi değerlere veya önlenecek riskin büyüklüğüne tekrar vurgu yapmalısınız. Tüm bunlara karşılık ödenmesi gereken makul ücreti tekrar göstermelisiniz. Ancak bu şekilde ücretiniz üzerindeki itirazı mantıklı bir şekilde ortadan kaldırabilirsiniz. Israrla sizden büyük fiyat indirimleri isteniyorsa, siz de buna karşılık sunduğunuz hizmet paketinin kapsamını daraltabilirsiniz.

İş Arkadaşlarınızla Yaşadığınız Tartışmaları Önlemenin Yolları

2017 Yılının ilk yazısında sizlerle yeniden beraber olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Yeni yılın kariyerinizde başarılarla dolu bir yıl olmasını diliyorum.

Bugünkü konumuz, iş arkadaşlarınızla yaşadığınız tartışmaları nasıl önleyeceğinizdir. Arzu etmemenize rağmen, iş arkadaşlarınızla sık sık tartışma yaşıyorsanız sakın üzülmeyin. Bu tartışmalar normal olmakla birlikte gereklidir de. Yaşanan çoğu tartışma faydalıdır ve müspet bir amacı vardır. Lakin insanoğlu genellikle menfi olanları hatırlamaya eğilimlidir.

Aslına bakarsanız, tartışmalar bakış açısı ve düşünce farklılıklarınızın ortaya çıkmasıdır. Çatışmalarınız kurum içi değişimi tetikler ve ilerlemeyi sağlar. Bu nedenle, tartışma biçimlerini bilirseniz, onları olumlu şekilde yönetebilirsiniz.

İnsanoğlunun anlaşılma ihtiyacı

Her türlü tartışmanın altında yatan neden, her iki tarafın da kendini doğru ifade etme ve doğru anlaşılma isteğidir. Hepimizin düşünce yapısı şu şekilde oluşur: “Ben makul bir insanım. Karşı taraf beni anlarsa sürtüşme olmaz ve hemen karşılıklı anlaşırız.” Bu düşünceyle ve kendi bakış açımıza göre karşımızdaki kişiyi ikna etmek için hemen bastırmaya başlarız. Buradaki sorun her iki tarafın da aynı niyette olmaları ve ilk olarak anlaşılmayı istemeleridir. Sonuç tam bir kilitlenmedir. Umutsuz bir hal alır ve insanların moralini bozar.

Başkaları üzerinde kontrol sağlamamız mümkün olmadığına göre en iyisi kendi üzerimizde kontrolü sağlamaktır. Bu amaçla, ilk dinleyen siz olmalısınız. Açık uçlu sorular sorarak karşınızdaki insanın hislerini ve fikirlerini sizinle paylaşmasını sağlayın. Etkin şekilde onu dinleyin. Göz temasını kaybetmeyin. Kendisini anladığınızı ifade edin. Nasıl hissettiğini bildiğinizi ona söyleyin. Bu son kısım özellikle çok önemlidir. Karşınızdaki kişinin güvenini hızla kazanmanızı sağlar.

Tartışmanın yapısı

Bir tartışmayı iyi idare etmenin diğer yolu da tartışmanın ne olduğunu bilmektir. Her tartışma aşağıdaki temeller üzerinde yükselir:

1.    Mesele

2.    Tarafların konumları

3.    Tarafların çıkarları

Mesele tartışmanın konusudur. “Bu müvekkil ile çalışmalı mıyız?”

Tarafların konumları her iki tarafın yukarıdaki soruya verdikleri değişik yanıtlardır. Kendi değer yargılarını bu şekilde ifade ederler. Yukarıdaki soruya cevaben “Evet” veya “Hayır” denmesi gibi.

Tarafların çıkarları ise her iki tarafın neden bu konumda olduklarının açıklamasıdır. Çıkarlar nadiren karşılıklı tartışılır. Genellikle üzeri örtülür. Birçok tartışma sırf bu nedenle tarafların konumlarına takılıp kalmaktadır. Karşı tarafın çıkarları hakkında sadece varsayımda bulunulur.

Bir tartışmadan müspet sonuç alabilmek için tarafların çıkarları konusunda karşılıklı bir anlayışa sahip olmaları kritik öneme sahiptir. Bu şekilde, ortak hareket etme ve işbirliği kapısı aralanacaktır. Eğer ortak çıkarlar bulunduğunu karşı tarafa gösterebilirseniz, anlaşmazlık hemen ortadan kalkacaktır.

Sonuca hızlıca ulaşmak

Bir tartışma yaşadığınızda hızlı bir şekilde sonuca ulaşmak istiyorsanız aşağıdaki adımları her zaman hatırlayın:

1.    Her tartışmayı amacınıza ulaşmanıza yardım eden bir iletişim şekli olarak kabul edin.

2.    Varsayımda bulunmayın.

3.    İlk dinleyen siz olun.

4.    Başkalarının fikirlerini ve hislerini karşı tarafa yansıtın, onları anladığınızı gösterin.

5.    Çıkarlarınızı ifade edin.

6.    Ortak çıkarlar arayın.

Yaşanan çatışmalar zararlı olmak zorunda değildir

Lütfen sakın unutmayın! İnsanları anlamaya çalıştığınızda hızla güven kazanırsınız. Başkalarının size olan inancı artar. Soru sorup etkin dinledikçe, bildiğinizden daha fazlasını öğrenir ve güçlü ilişkiler kurarsınız. Mutabık kalmasanız da karşılıklı bir anlayışa ve saygıya sahip olursunuz.

İyi Müvekkilleri Kazanma Sanatı

İyi müvekkilleri bulmanın birinci kuralı ne tarz müvekkiller istediğinizi bilmektir. Hedef müvekkillerinizi belirlerseniz, pazarlama faaliyetlerinizi buna göre odaklayabilirsiniz. Kimi takip ettiğinizin farkındaysanız onu yakalamanız mümkün olur. Bu amaçla, işe Linkedin üzerinden yayınladığınız dijital özgeçmişiniz ile başlayın ve hedeflenmiş bir sosyal medya çalışmasına stratejik olarak start verin.

1.    Plan mı pilav mı?

Bir sayfalık kısa, net ve açık bir yazılı iş planıyla hangi müvekkil kitlesine ne gibi hizmetler sunacağınızı mutlaka belirleyin. Vizyonunuz çerçevesinde, sunduğunuz hizmetlerin faydalarını hedef kitleyle paylaşmaya başlayın. Profesyonel blogunuz, internet siteniz ve yazılı basın yoluyla hedef kitlenin dikkatini çekmeye başlayın.

2.    En güzel taraflarınızı gösterin

Potansiyel müvekkiller sizi bulduğunda kişisel markanız sürekli parıldamalıdır. Dijital saygın özgeçmişler oluşturmanız, kim olduğunuz hakkında ve insanların diğer avukatlar yerine neden sizinle çalışmaları gerektiği hakkında net bir fikir verir. Yayınladığınız bütün özgeçmişlerin eksiksiz olduğundan emin olun. Çalışma alanlarınız, ödülleriniz, sertifikalarınız, makaleleriniz dahil olmalıdır.

Profilinizde güzel bir resim varsa sizinle irtibata geçilmesi ihtimalini 17 kat arttırırsınız. Bu nedenle, sakın özgeçmişinizi resimsiz bırakmayın. Ayrıca,video yoluyla röportaj şeklinde çalışmalarınız hakkında kısa bilgiler de verebilirsiniz. Müvekkillerin %62’si avukata olan güvenlerinin bu tarz videoları izledikten sonra arttığını söylemektedir.

3.    Tarzınız her şeyi belirler

Her müvekkilin seviyesine göre onlara hitap edin. Ses tonunuz, dinleme tarzınız, göz temasınız insanların sizi nasıl algıladığının belirleyicisidir.  Ne söylediğinizden çok nasıl söylediğinize bakar. Sesinizin tonu ve enerjisine göre hakkınızda bir yargıya varırlar.  Bağıran veya bilmiş bir tarzla yaklaşırsanız hemen sizden soğurlar. Kaliteli iletişim kurarken, iyi bir dinleyici olmak, konuşmaktan daha etkilidir. Kimsenin sözünü kesmeden dinlemek, buna karşın çok konuşarak vaktinizi gereksiz yere almamalarını sağlamak bir sanattır. Duyduklarınızı sesli bir şekilde tekrar etmek ve yansıtmak, onları anladığınızı karşı tarafa hissettirir.

4.    Müvekkil adayını bilgiyle doyurun

Müvekkillerin %42’si özel sorunlarının çözümünde mutlaka dijital dünyada araştırma yapmaktadır. Sosyal medya ve dijital dünyadaki varlığı güçlü olan avukatlar hemen alternatifler arasından sıyrılmakta ve müvekkil adayının radarına girmektedir. Dijital dünyada bilinirlik sağlamanız çok daha kısa sürede olmaktadır. Potansiyel müvekkillerin size ulaşması ve temas kurması daha kolay olabilmektedir. Bu iş size büyük bir zaman yatırımı gibi gelebilir. Aksine, haftada birkaç saatinizi bu işe ayırdığınızda tanınmaya başlarsınız.