İletişim Sırları

Tüm Yönleriyle Avukatlıkta İş Geliştirme Teknikleri

Gelişime Açık Avukatların Dikkatine!

Serbest Avukat olarak yeni işler almakta zorlanıyor musunuz?

Müvekkil sayınız bir türlü artmıyor mu?

Hukuk Büronuzu yaşatmak her geçen gün daha mı zorlaşıyor?

Kurum Avukatı olarak kariyer basamaklarını istediğiniz hızda çıkamıyor musunuz?

Kurum kültürü içerisinde kişisel markanızı öne çıkarmakta ve yetkin bir hukukçu olmakta zorluk mu çekiyorsunuz?

Öyleyse size güzel bir haberimiz var. Başarılı Avukatların sırlarını bu e-kitapta sizin için bir araya getirdik. Sadece en iyilerin kullandığı yöntemlerle kariyerinizde ilerleme kaydetmek ve hedeflerinize ulaşmak ister misiniz?

En iyi tarafı da bu e-kitabı okuduktan sonra yeni müvekkilleri ve nitelikli işleri kendinize çekecek olmanızdır. Bu e-kitabı okumaya başladığınızda anda sonuç aldıran özel stratejileri öğrenecek ve kendinizi harika hissedeceksiniz.

Eğer Kurum Avukatı olarak çalışıyorsanız, profesyonel hayatta hedeflerinize ulaşmada ve kariyer sahibi olmada kullanabileceğiniz özel pazarlama tekniklerini ve sırlarını bu kitapta bulacaksınız.

“Siz de Başarılı Bir Avukat Olabilirsiniz” adlı eser bir yıl süren kapsamlı bir araştırma ve birçok uykusuz gece sonunda ortaya çıkmıştır. Kısa sürede ilerleme kaydetmek ve kendinizi profesyonel anlamda geliştirmek istiyorsanız mutlaka okuyun.

Hemen sipariş verin!  Satış fiyatı 30 Eylül tarihine kadar sadece 49 TL dir.  İletişim bölümünden siparişinizi lütfen yazılı belirtin. Ödemenizi takiben 126 sayfalık e-kitabınız  e-posta adresinize gönderilecektir.

İÇİNDEKİLER

1. Eşsiz Pazarlama Stratejiniz

2. Saygınlık Kazandıran Pazarlama Planı

3. Kişisel Markanızı Yaratın

4. Kişisel Bakım Sanatı

5. Her Defasında Muhteşem Bir İlk İzlenim

6. İletişim Uzmanı Avukatların Merak Edilen Sırları

7. Vücut Dilinin Gizli Gücü

8. Müvekkille Temas Kurma Becerileri

9. Nasıl Çevre Edinirsiniz?

10. Sosyal Medyatik Olmanın Yolları

11. Basının Göz Bebeği Olun

12. Kulaktan Kulağa

13. İnternet Sitenizin Gücü

14. Müvekkiller ne ister?

15. Aday Müvekkille Sonuç Alan Görüşme Nasıl Yaparsınız?

16. Sunuş Becerilerinizle Büyüleyin

17. İkna Uzmanı Müthiş Avukatlar

18. En İyi Satışçının Fikirleri

19. Hedef Kişileri Eğiterek Onlardan Dolaylı Referans Alın

20. Müvekkillerinizi Nasıl Mest Edersiniz?

21. Küçük Hukuk Bürolarının Karşılaştığı Temel Sorunlar

22. Kişisel Markanızı Bilinir Kılmanın 33 Yolu

23. Zor Dönemlerde İş Yapma Yöntemleri

24. Hukuk Müşavirliği Hizmeti Alan Şirketlerin Avukatlardan Beklentileri

25. Müvekkilleri Çılgına Çeviren Durumlar

26. Müvekkil Hizmetleri ve Müvekkil İlişkileri

27. Yıldız Avukatların Pazarlama Sırları

28. Başarınızın Ardındaki Gizli Kahraman

29. Ofiste Başarı ve İş İdaresi

30. Her Avukatın Bilmek İstediği Şey

Müvekkil Memnuniyeti Webinar 14.05.2020

Hukuk Bürosunda Düşük Performans Gösteren Çalışanları İyileştirme Rehberi

Hukuk Bürolarında kurumsal gelişim ve Yönetici Avukat gelişim projeleri gerçekleştirirken gördüğüm en büyük güncel sıkıntılardan biri, ofis yönetiminin düşük performanslı, vasat çalışanları iyileştirmede ve onları geliştirmede yaşadığı zorluklardır. Yönetim becerileri düşük olan Avukatların bu durumla başa çıkması maalesef zordur. Aslında, her çalışan potansiyelini sonuna kadar kullanmak ister. Kimse vasat bir Avukat olarak kalmak için hukuk bürolarında çalışmaz.

İşe alım sürecinde ve sonrasında yaşanan yönetimsel hatalar nedeniyle Avukatlar düşük performans veya minimum performans göstermeye başlarlar. Yapılan uyarılar sanki hiç yapılmamış gibi aynı hatalar tekrarlanır ve düşük kaliteli, özensiz iş çıktıları Yönetici Avukatın üzerine yığılır. Yönetici Avukat ekibin arkasını toplamaktan, kaleye gelen sayısız topu kurtarmaktan bitap düşer ve kurumsal olarak bu ekiple büyümenin aslında çok da akıllı bir iş olmadığını düşünmeye başlar. İşi emanet edecek birilerini bulamamak, her şeyi mikro yönetimle kontrol eden paranoyak bir kişiliğe bürünmek, Yönetici Avukatı işten soğutmaya başlar. “Neden bu Y,Z nesli beni anlamıyor?” “Benim gibi yapmıyor, yapmak istemiyor?” “Genç Avukatlar neden bu kadar çok hata yapıyor?” “Neden işi benim kadar sahiplenmiyor?” sorularını kendine sormaktan yorgun düşer. 

Bununla birlikte, ekip üyelerinden bazıları arzu edilen şekilde çalışmıyor ve bireysel hedeflerine ulaşamıyorsa, ekibin morali bozulabilir ve kurumsal hedeflere ulaşmak güçleşebilir. Yöneticinin ve düşük performanslı çalışanın bu soruna acilen bir çözüm bulması adil olanıdır.

Her yönetici kariyer yolculuğunda düşük performanslı çalışanlarla karşılaşır. Bazen bu çok sık olur. Lider pozisyondaki kişi bu durumu yönetmeyi öğrenmelidir. Birçok işe yarayan etkili yöntem olmakla birlikte, aynı zamanda durumu içinden çıkılamayacak hale getiren yollar da mevcuttur. Diğer taraftan, her profesyonel çalışan, kendisinden ne beklendiğini mutlaka bilmelidir ve öğrenmek için ısrarcı olmalıdır. Eğer beklentilerin ne olduğu konusunda çalışanın kafasında bir netlik oluşmamışsa, kişinin düşük performanslı olduğunun farkında olması güçleşir. Peki, öyleyse düşük performanslı çalışanın arzu edilen yönde değişmesi için neler yapılmalıdır?

1.     Kendimize sorulacak sorular

Bir yönetici olarak öncelikle bu soruları kendimize sorarak ve cevaplarını arayarak çalışanla temas kurmalıyız.

·       Her çalışana kendisinden ne beklediğimi açık bir şekilde ifade ettim mi?

·       Karşı taraf beklentilerimi tam olarak anladı mı?

·       Düşük performansın ortaya çıkması ile oluşabilecek olumsuzların farkındalar mı?

·       Teknik konularda ihtiyaç duyacakları eğitimleri kendilerine bire bir veya grup olarak verdim mi?

·       Düşük performanslı olduklarının farkındalar mı?

Eğer düşük performans gösterdiklerinin farkında değillerse konuyla yüzleşmek yerine çalışanların eğitim almalarını sağlamak daha doğru olacaktır.

2.     Duygusal çatışmalardan kaçınmak

Duygu yoğun bir tartışmanın kimseye faydası olmayacaktır. Ne siz ne de düşük performans gösteren kişi, suçlayıcı ifadelerden, sorgulamalardan veya tehdit edici davranışlardan yarar görür. Sakin kalabilmek ve sıkıntının çözümüne odaklanmak en doğru olanıdır. 

3.     Hazırlık yapmak

Çalışanla performans toplantısı yapmadan evvel yeterince veri toplamanız gerekmektedir. Elinizde kesin deliller ve durumlar olmadan bir performans değerlendirme toplantısına girmemelisiniz. “Yeterince iyi çalışmıyorsun” şeklinde açıklamalar karşı taraf için bir anlam ifade etmez. “Neye göre ve kime göre iyi çalışmıyorum? gibi ters sorulara maruz kalınabilir. Performansı doğru ölçmek ve performans koçluğu yapabilmek için metrik değerlerinizin ve kurallarınızın olması gerekir. 

4.     Kesin verilerle hareket edin

Çalışanla performans düşüklüğü hakkında konuşmak için, eğer konu sayısal hedeflerine ulaşmadan yaşadığı sorunlar ise, iş hedeflerinizin sayısal dökümü elinizin altında olmalıdır. Sıkıntı eğer kurum kültürüne uygun olmayan davranışların gösterilmesiyse, kurum içi iş yapma prosedürünün ve iş rehberinizin toplantı masasının üzerinde olması önemlidir. Tartışmanın her hangi bir yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde icra edilmesi gerekir. Karşı tarafa net bir mesaj vererek, kendisinden beklenenlerin uzağında olduğu ona ispatlarıyla gösterilmelidir.

5.     Düşük performansla hemen mücadeleye girişin

Düşük performans gösteren bir çalışanla hemen ilgilenmezseniz, ofisin geneline bu performans seviyesini kabul ettiğiniz şeklinde bir mesaj vermiş olursunuz. Bu da hem bu çalışan hem de diğer ekip üyeleri için istenmeyen kötü bir mesaj olur. Çünkü düşük performans bulaşıcıdır. Üzüm üzüme baka baka kararır. Düşük performans gözünüze çarptığı anda en hızlı şekilde çalışanın dikkati çekilmelidir. Bu amaçla yapılacak tüm toplantılar sıkıntıya çözüm bulmak için olmalıdır. Toplantının %80’inde dinleyici olmanız ve %20 sinde sizin konuşmanız gerekir. Oluşturacağınız birlik havası, kurumun gelişim aşamalarında çalışanın kendisine değer verildiğini hissetmesini sağlar ve moral yükseltici olur. Çalışanın bunu anlaması sağlandığında toplantının diğer aşamalarına geçebilirsiniz.

6.     Dışsal faktörleri dikkate alın

Düşük performans hali bir anda ortaya çıktıysa, çalışanın özel hayatından kaynaklanabilecek durumları dikkate almalısınız. Geçici bir durum olabilir. Ev taşıma, boşanma, yeni doğan bir bebek, yaşanan bir sağlık sorunu, vefat durumu önemli dışsal faktör sınıfına girer. Diğer taraftan, kişinin kurumunuzda ne kadar zamandır çalıştığına da bakın. Uzun zamandır terfi alamamış olması veya ekip içinde yaşanan anlaşmazlıklar da performans düşüşüne etki eden faktörlerdir.

7.     Yeterli eğitimi çalışanlara verin 

Çalışanların işlerini layıkıyla yapmalarına imkân verecek doğru eğitimleri almalarını mutlaka sağlayın. Alacakları eğitimlerin kendi mesleki gelişimleri ve iş yapma becerilerine fayda sağlayacak türden olmasına dikkat edin. Elde edecekleri becerilerin iş hedeflerine daha kolay ulaşmalarına yardımcı olması esas amaçtır. Eğitimleri nasıl geliştirebileceğinizi onlara sorun. Öğrenmek ve geliştirmek istedikleri başka konular olup olmadığını öğrenin. Onları hedeflerine ulaşmalarından alı koyan eksiklerin neler olduğunu tespit edin.

8.     Çalışanları nelerin motive ettiğini öğrenin

Çalışanı nelerin motive ettiğini bilmeden onu yönetmeye kalkmak hedefe ulaşmanızı güçleştirir. Ekip üyelerinizi daha yakından tanımak için zaman harcamanız ve onlara sorular sormanız gerekir.

·       Orta ve uzun vadeli hedeflerin nelerdir? Nelere özlem duyuyorsun?

·       İş arkadaşlarına destek olabilmek için neler yaptın ve daha neler yapabilirsin?

·       Kariyerinde 12 ay sonra neler olmasını istersin?

 Bu tarz sorularla her çalışanı nelerin özel olarak motive ettiğini anlamanız mümkün olur. Ekibinizdeki kişilerin doğru görevlere atanmalarını da bu yolla garanti altına alırsınız.

9.     Kurumun varlık amacında hangi rolde olduklarını onlara gösterin

Çalışanların büyük resmi görmelerini sağlarsanız ve bu resimde nerede bulunduklarını ve bunun ne kadar önemli olduğunu onlara gösterirseniz, çalışanın kuruma olan aidiyet duygusunu güçlendirirsiniz. Mesleki varlıklarının kurum içi önemini bu şekilde izah ettiğinizde daha yüksek bir çalışan bağlılığı sağlarsınız.

10.  Yönetim hakkında ne düşündüklerini ve ne beklediklerini öğrenin

Düşük performanslı bir çalışanı oyuna kazandırmak için en iyi tekniklerden biri yönetim olarak kendisine nasıl yardımcı olabileceğinizi sormaktır. Bu yaklaşım çalışanın şeffaf bir şekilde kafasından geçenleri sizinle paylaşmasına imkân verir. Bunu açık iletişimle yüz yüze yapabilir veya kapalı zarflı anket yoluyla da fikirlerini öğrenebilirsiniz.

11.  Performans hedeflerini birlikte belirleyin

Düşük performanslı bir çalışanın ayağa kaldırılması aşamasında bireysel performans hedeflerini belirlemede onları da karar mekanizmasına katmanız önemlidir. Belirli, ölçülebilir, ulaşılabilir, anlamlı ve süre sınırlı hedefleri birlikte belirlemek için iş birliği yapın.

12.  Takip süreci oluşturun

Etkin yöneticiler çalışanlarıyla yaptıkları performans görüşmelerinden sonra mutlaka iyileşme sürecini takip ederler. Verilen sözlerin ve taahhütlerin zamanında yerine getirilip getirilmediğini izlerler. İş hayatında göstereceğiniz bu takipçilik takdir görür. Ciddiyetiniz herkes tarafından anlaşılır. Çalışanların gelişimini ve iyiliğini isteyen yaklaşımınız kurum içinde moralleri yükseltir.

13.  İlerlemeyi ödüllendirin

En ufak bir ilerleme varsa mutlaka ödüllendirin. Takdir edin, alkışlayın. Çalışanın size ve kuruma yabancılaşmasını garantili bir şekilde sağlamanın yolu, gösterdiği ilerlemelere kayıtsız kalmaktır. Süreç boyunca gelişen performansıyla ilgili kendisine geri bildirimler verin. Ödül denilince hemen akla finansal ödüller gelmemelidir. Samimi bir teşekkür veya “İyi iş çıkarıyorsun, kendinle gurur duymalısın” gibi sözler çalışanların ayaklarını yerden kesmeye yetecektir.    

14.  Süreklilik arz eden düşük performansa müdahale edin

Eğer düşük performans devam ediyorsa, en hızlı bir şekilde bu duruma el koymanız gerekir. Bu konuda ciddi olduğunuzu ve bu durumu asla kabul etmeyeceğinizi çalışanın anlaması önemlidir. Bu duruma ani müdahale edilmemesi ve göz yumulması canla başla çalışan diğer ekip üyelerinin de işi sermesine neden olur. Bulaşıcı olan bu hastalığın hızla karantinaya alınması önceliğinizdir.

15.  Vedalaşmaya hazır olun

Öyle veya böyle bazen bazı çalışanlarınızla vedalaşmak zorunda kalırsınız. Çünkü arzu etseniz de herkesi iyi etmeniz mümkün olamaz. Tüm çabalarınıza rağmen artık nabzı atmayan çalışanlar olabilir. Son durumda yapılacak şey tüm bu çaba ve yatırımınıza rağmen iyileşmeyen çalışanla yollarınızı ayırmak olacaktır. Aksi takdirde tüm ekibi oyundan düşürmek, moralleri sıfırlamak ve adil çalışma ortamının kalmadığı bir ofise dönüşmek riski artar.

Fark ettiyseniz düşük performansla mücadele, yönetim becerilerinin yoğun ve etkin kullanıldığı bir iştir. Yöneticiler genellikle çeşitli mazeretler öne sürerek performans sorunlarıyla yüzleşmek ve ilgilenmek istemezler. Her profesyonelin saat gibi kusursuz çalışmasını arzu ederler. Akıllarından geçenlerin çalışanlar tarafından hemen anlaşıldığını düşünürler. İşler istedikleri gibi gitmediğinde de yaşanan iş aksamaları ve verimsizlikler nedeniyle bireysel ve kurumsal olarak yıpranırlar. Bu verimsiz sonuçlarla karşılaşmak istemeyen her yönetici düşük performanslı çalışanları iyi etme konusunda becerikli olmak ve kendini bu konuda geliştirmek durumundadır. 

İş Arkadaşlarınızla Yaşadığınız Tartışmaları Önlemenin Yolları

2017 Yılının ilk yazısında sizlerle yeniden beraber olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Yeni yılın kariyerinizde başarılarla dolu bir yıl olmasını diliyorum.

Bugünkü konumuz, iş arkadaşlarınızla yaşadığınız tartışmaları nasıl önleyeceğinizdir. Arzu etmemenize rağmen, iş arkadaşlarınızla sık sık tartışma yaşıyorsanız sakın üzülmeyin. Bu tartışmalar normal olmakla birlikte gereklidir de. Yaşanan çoğu tartışma faydalıdır ve müspet bir amacı vardır. Lakin insanoğlu genellikle menfi olanları hatırlamaya eğilimlidir.

Aslına bakarsanız, tartışmalar bakış açısı ve düşünce farklılıklarınızın ortaya çıkmasıdır. Çatışmalarınız kurum içi değişimi tetikler ve ilerlemeyi sağlar. Bu nedenle, tartışma biçimlerini bilirseniz, onları olumlu şekilde yönetebilirsiniz.

İnsanoğlunun anlaşılma ihtiyacı

Her türlü tartışmanın altında yatan neden, her iki tarafın da kendini doğru ifade etme ve doğru anlaşılma isteğidir. Hepimizin düşünce yapısı şu şekilde oluşur: “Ben makul bir insanım. Karşı taraf beni anlarsa sürtüşme olmaz ve hemen karşılıklı anlaşırız.” Bu düşünceyle ve kendi bakış açımıza göre karşımızdaki kişiyi ikna etmek için hemen bastırmaya başlarız. Buradaki sorun her iki tarafın da aynı niyette olmaları ve ilk olarak anlaşılmayı istemeleridir. Sonuç tam bir kilitlenmedir. Umutsuz bir hal alır ve insanların moralini bozar.

Başkaları üzerinde kontrol sağlamamız mümkün olmadığına göre en iyisi kendi üzerimizde kontrolü sağlamaktır. Bu amaçla, ilk dinleyen siz olmalısınız. Açık uçlu sorular sorarak karşınızdaki insanın hislerini ve fikirlerini sizinle paylaşmasını sağlayın. Etkin şekilde onu dinleyin. Göz temasını kaybetmeyin. Kendisini anladığınızı ifade edin. Nasıl hissettiğini bildiğinizi ona söyleyin. Bu son kısım özellikle çok önemlidir. Karşınızdaki kişinin güvenini hızla kazanmanızı sağlar.

Tartışmanın yapısı

Bir tartışmayı iyi idare etmenin diğer yolu da tartışmanın ne olduğunu bilmektir. Her tartışma aşağıdaki temeller üzerinde yükselir:

1.    Mesele

2.    Tarafların konumları

3.    Tarafların çıkarları

Mesele tartışmanın konusudur. “Bu müvekkil ile çalışmalı mıyız?”

Tarafların konumları her iki tarafın yukarıdaki soruya verdikleri değişik yanıtlardır. Kendi değer yargılarını bu şekilde ifade ederler. Yukarıdaki soruya cevaben “Evet” veya “Hayır” denmesi gibi.

Tarafların çıkarları ise her iki tarafın neden bu konumda olduklarının açıklamasıdır. Çıkarlar nadiren karşılıklı tartışılır. Genellikle üzeri örtülür. Birçok tartışma sırf bu nedenle tarafların konumlarına takılıp kalmaktadır. Karşı tarafın çıkarları hakkında sadece varsayımda bulunulur.

Bir tartışmadan müspet sonuç alabilmek için tarafların çıkarları konusunda karşılıklı bir anlayışa sahip olmaları kritik öneme sahiptir. Bu şekilde, ortak hareket etme ve işbirliği kapısı aralanacaktır. Eğer ortak çıkarlar bulunduğunu karşı tarafa gösterebilirseniz, anlaşmazlık hemen ortadan kalkacaktır.

Sonuca hızlıca ulaşmak

Bir tartışma yaşadığınızda hızlı bir şekilde sonuca ulaşmak istiyorsanız aşağıdaki adımları her zaman hatırlayın:

1.    Her tartışmayı amacınıza ulaşmanıza yardım eden bir iletişim şekli olarak kabul edin.

2.    Varsayımda bulunmayın.

3.    İlk dinleyen siz olun.

4.    Başkalarının fikirlerini ve hislerini karşı tarafa yansıtın, onları anladığınızı gösterin.

5.    Çıkarlarınızı ifade edin.

6.    Ortak çıkarlar arayın.

Yaşanan çatışmalar zararlı olmak zorunda değildir

Lütfen sakın unutmayın! İnsanları anlamaya çalıştığınızda hızla güven kazanırsınız. Başkalarının size olan inancı artar. Soru sorup etkin dinledikçe, bildiğinizden daha fazlasını öğrenir ve güçlü ilişkiler kurarsınız. Mutabık kalmasanız da karşılıklı bir anlayışa ve saygıya sahip olursunuz.

Avukatlar için Pratik Çevre Edinme Yöntemleri

Çevre edinirken ve bu amaçla faaliyette bulunurken kendinizi rahatsız mı hissediyorsunuz? Cevabınız evet olabilir. Bu normal bir durumdur. O zaman, şu soruları da size sormama müsaade edin:

  • Eşe dosta yardımcı olmaktan hoşlanıyor musunuz?
  • Davetlere ve organizasyonlara katılmaktan hoşlanıyor musunuz?
  • İyi bir dinleyici misiniz?

Eğer cevaplarınız evet ise, düşündüğünüzden çok daha kolay yeni insanlarla tanışmanız mümkündür diyebilirim. Çevre edinme kelimesi size zorlama bir faaliyetmiş gibi gelebilir. Katıldığınız davetlerde ve organizasyonlarda bu kelimeyi eğlenmek olarak algılamanız, işi sizin için kolaylaştıracaktır.

Her şeyin başı, iyi bir dinleyici olmanız ve sorular sormanız tanıştığınız insanları yakından tanıyabilmeniz için gereklidir. Bu şekilde, onlara nasıl yardımcı olup olamayacağınızı anlarsınız. Onları sosyal ve iş çevrenizin bir aday üyesi haline getirebilirsiniz.

Aman dikkat! Davetlerde ve toplantılarda kendinizden bahsetmeniz, insanlardan çok sizin konuşmanız size zarar verir. Zamanınızı boşa harcamış olursunuz. Amacınız farklı insanlarla tanışmak ve onların dünyalarına hızla girebilmek olmalıdır. Bir karşılaşmada en çok konuşan taraf o görüşmenin kendisi için en başarılı geçtiğini düşünen taraftır. Bunu asla unutmayın. Bırakın insanlar konuşsun, mutlu olsun. Siz dinlemede kalın.

Aşağıda paylaştığım taktikleri çevre oluşturma imkanı veren ortamlarda uygularsanız faydasını göreceğinizi garanti ederim:

  • Tanıştığınız insanlara, kişisel ve mesleki fikirlerini, ilgi alanlarını ve amaçlarını sorun. Bu şekilde onlara nasıl yardımcı olabileceğinizi anlayabilirsiniz.
  • Sonrasında, insanlara hedeflerine ulaşmalarında yardımcı olun. Örnek: Tanıştığınız bir isim hayır kurumu için bağış topluyorsa ilk bağışı ona siz yapın.
  • Bir davet veya organizasyona katılacağını öğrendiğiniz ve radarınızda olan isimler hakkında küçük araştırmalar yapın. Çalıştıkları sektör, rakipleri, yaşadıkları zorluklar hakkında bilgiler toplayın. Onların karşılarına hazırlıklı çıkın.
  • İşlerine yardımcı olabileceğini düşündüğünüz, kendi çevrenizdeki insanları onlarla tanıştırmayı teklif edin.
  • Tanışma gerçekleştirdikten sonra o isimleri mutlaka takip edin. Hatırlatma ve teşekkür notları, e-postalar, bilgi paylaşımları ve ilgi alanlarıyla ilgili güncel durumları onlara gönderin. Bu şekilde, iş çevrenize kalıcı bir üye kazandırın.

İş geliştirme yaparken size garantili şekilde zaman ve para kazandıracak yöntemler ve daha fazlası için e-kitabım satışa sunulmuştur.

Sipariş için tıklayın: http://www.tarkankarabel.com/2020/05/tum-yonleriyle-avukatlikta-is-gelistirme-teknikleri/

İş Liderleri için Hikaye Anlatmanın Önemi (Storytelling)

Stories

Başarılı Bir Hikaye Anlatıcısı Nasıl Olursunuz?

İş arkadaşlarımıza ve müşterilerimize hikayeler anlatırız. Sunduğumuz projeleri kabul etmelerini ve ikna olmalarını isteriz. Bir çalışanımızın kendisini belli bir alanda geliştirmesini bekleriz. Takımımızın zorluklar karşısında ilham alarak harekete geçmesini arzu ederiz. Tüm bu nedenlerle, insanları istediğimiz yönde harekete geçiren hikayeler anlatabilmek, iş dünyasında çok az sayıda liderde mevcut olan özel bir beceridir. Peki, iş dünyasında hikayeler anlatabilmemiz neden bir gereklilik haline gelmektedir? Ve ikna edici hikayeler nasıl oluşturulur?

Mevcut durum

Bilgiyle çevrelenmiş olduğumuz bu çağda, iş liderleri ilginç hikayeler anlatmadıkları sürece seslerini artık  duyuramayacaklardır. İş sonuçları, rakamlar ve tüm rasyonel bilgiler iş hayatı için önemli olabilir. Fakat, hiçbiri belleklerimizde kalıcı bir iz bırakmaz. Buna karşın, hikayeler zihnimizde kalıcı hatıralar bırakma gücüne sahiptir. Hikayeler, duyguları yaşanan olaylarla ilişkilendirir. Bu nedenle, iyi hikayeler üretebilen ve bunları insanlarla paylaşabilen liderler diğerlerine göre büyük bir avantaj elde edecektir.  Güzel haber ise, herkesin eğitim alarak daha iyi bir hikaye anlatıcısı olabileceğidir.

İş dünyasında hikayeler anlatmanın nasıl faydaya çevrilebileceğini aşağıda bulabilirsiniz:

Mesajla başlayın

Her hikaye hazırlığı şu soruyla başlamalıdır: “Dinleyicilerim kimdir ve benim onlara mesajım nedir?”; “Onlarla neyi paylaşmak istiyorum?”

Hikayeniz hakkında alacağınız her karar bu soruların süzgecinden geçmelidir.

“Takımımda oluşturmak istediğim ana değer nedir?” Örneğin, eğer takımınız başarısız olma ihtimalinin projelerinde mümkün olmadığını iddia ediyorsa, onlara başarının kardeşinin başarısızlık olduğunu anlatmanız gerekir. Ya da üst düzey yöneticilerinizi projenize destek vererek risk almaları yönünde iknaya çalışıyorsanız, birçok büyük şirketin zamanında akıllı riskler alarak bugüne geldiğini anlatabilirsiniz. Öncelikle, ana mesajınız üzerinde mutabık olmalısınız. Sonrasında onu nasıl tasvir edeceğinizi bulacaksınız.

Kendi deneyimlerinizden faydalanın

En iyi hikaye anlatıcıları kendi anılarından ve hayat deneyimlerinden yararlanırlar. Bu şekilde, mesajlarını tasvir ederler. Paylaşmak istediğiniz fikri, yaşadığınız hangi olayın en iyi şekilde ifade edeceğini araştırıp bulmalısınız. Başarısızlıklardan ders alarak başarıya ulaştığınız anları düşünün. Bir yakınınızın veya öğretmeninizin size verdiği bir hayat dersini hatırlayın. Bunlardan bir tanesi, hikayeye giriş için ilgi çekici bir kapı olabilir. Genellikle, iş ortamlarında kişisel bilgileri paylaşmama gibi bir yönelim olmakla birlikte, mücadeleleri, başarısızlıkları ve engelleri tasvir eden anekdotlar onu anlatan liderleri içten ve ulaşılabilir gösterir. Burada amaç, sizin de savunmasız anınızın olabildiğini dinleyicilere göstermektir.

Kendinizi kahraman olarak göstermeyin

Hikayenin yıldızı siz olmayın. Dev çalışma ofisinizi veya gerçekleştirdiğiniz milyonluk projeleri anlatmanız çalışanlarınızı harekete geçirmez. Hikayede merkezi bir noktada olabilirsiniz. Fakat gerçek odak diğer insanlar, aldığınız dersler veya yaşadığınız olaylar üzerine olmalıdır. Fırsatını bulduğunuz anda, sizi dinleyenleri veya çalışanlarınızı kahraman olarak göstermek için çaba sarf edin. Bu onların konuya olan adanmışlığını arttıracak ve verdiğiniz mesajı almalarını kolaylaştıracaktır.

Hikayeleri dinlemek istememizin nedenlerinden birisi de bir konu hakkında daha derin bir inanışa ulaşmak arzusudur. Lakin hikayeyi anlatan kendinden bahsetmeye başladığında dinleyiciler hemen onu takibi bırakmaktadırlar. Kendi kararlarınıza ne kadar çok vurgu yaparsanız, dinleyicileriniz sizinle o kadar az bağlantı kurmak isteyeceklerdir ve mesajınızı almakta zorlanacaklardır.

Mücadeleye odaklanın

İçinde mücadele olmayan bir hikaye hiç ilginç değildir. İyi hikaye anlatan liderler hikayede bir çatışma ve sürtüşme olması gerektiğinin farkındadır. Yenilmesi gereken bir rakip mi var? Pazarda yaşanan bir krizin üstesinden mi gelinmeli? Değişime direnen bir sanayi dönüşüm ihtiyacı içerisinde mi? Bu amaçla, gidilecek yolun çok zor olduğunu dinleyenlere ifade etmekten korkmayın. Aslında, insanlar sürecin zor olacağını duymaktan hoşlanırlar. Akıllı liderler çalışanlarına şunu söyler: “İşimiz çok zor olacak. Ama el birliğiyle çalışırsak ve dayanışma gösterirsek, hep birlikte harika bir noktaya ulaşacağınız.

Bu tarz bir çağrıyı içeren iyi hazırlanmış hikayeler anlattığınızda, insanlardan değişim için ilave çaba göstermelerini istemenize gerek kalmaz. Çünkü insanlar bu yola sizinle çıkmaya zaten hevesli olacaklardır.

 Basit olan güzeldir

Her anlattığınız hikaye bir sürprizle bitmek zorunda değildir. Bazı başarılı ve akılda kalıcı hikayeler nispeten basit ve konu odaklıdır.

Dikkati ana mesajınızdan uzaklaştıracak gereksiz detaylardan kaçının. “Az yeterlidir” prensibine göre çalışın. Yapabileceğiniz en büyük hata hikayeyi çok fazla detayla doldurmaktır.  Aylardan hangi gün olduğunu belirtmenize, hangi ayakkabıyı giydiğinizi söylemenize gerek yoktur. Bu gibi detaylar hikayedeki büyüyü bozar. Diğer taraftan, sizi dinleyenlerle paylaşacağınız o ana ait duygularınız veya yüz ifadenizin nasıl olduğunun tasviri, dinleyicilerin hikayenin içine tümüyle dalmalarına ve mesajı kolayca almalarına imkan verir.

 Pratik yaptıkça mükemmelleşirsiniz

Hikaye anlatımı mükemmele ulaşmak için sürekli tekrar gerektiren bir sanat biçimidir. Sevdiğiniz insanlarla, dostlarınızla veya güvendiğiniz iş arkadaşlarınızla tekrarlar yapmalısınız. Bu şekilde ustalaşır ve mesajınızı etkili ve verimli bir hikaye halinde sunmaya başlarsınız.

Unutmayın ki, bu provaların size ödülü çok büyük olacaktır.

Hikayeler orijinal bir sözel iletişim yöntemidir. “Vay canına!” dedirten bir hikaye anlattığınızda, onu dinleyen insanların ilk yapacağı iş, çıkışta bu güzel hikayeyi çevrelerinde ilk kime anlatacaklarını düşünmek olacaktır.  Bir lider olarak mesajınızı verirken hikaye anlatmak için harcayacağınız ilave beş dakika, aylar belki de yıllar sürecek getiriler elde etmenizi sağlayacaktır.

Business Storytelling Eğitimlerimiz için bizi arayabilirsiniz.

Speak & More

 

Müvekkilin Nabzını Garantili Nasıl Tutarsınız?

Genelde birçoğumuz olumsuz eleştiri almaktan rahatsız oluruz. Müvekkillere hizmetlerimizden memnun olup olmadıklarını sormaya çekiniriz. Bu hassas konulara girmek istemeyiz. Sunduğumuz hizmetin kalitesi yüksektir diyerek kendimize telkinde bulunuruz. Sonuçta, müvekkil yaşadığı memnuniyetsizlik ve düşük performans sebebiyle bir de bakmışsınız kurumu terk edivermiş. Halbuki işini yapmak için canla başla çalışıyordunuz. Artık iş işten geçmiştir. Peki, bu durumu önlemek ister misiniz?

Siz siz olun, müvekkillerden her zaman geribildirim isteyin. Bunun için can atın. Rekabetin çok yoğun yaşandığı bu dönemde işinizin kalıcı ve sürdürülebilir olmasını ancak bu şekilde sağlarsınız. Müvekkillerin yaşadıkları olumsuzluklar sebebiyle sizi terk edip bir başka hukuk bürosuna gitmesini önlersiniz.

Aşağıda, müvekkillere telefonda sorabileceğiniz, çok değerli bilgileri size ulaştıracak altın soruları bulacaksınız. Bu soruları siz veya asistanınız onlara yöneltebilir, kurum ve hizmetleriniz hakkındaki görüşlerini net bir şekilde öğrenebilirsiniz. Gelen bilgiler ışığında iş süreçlerinizi geliştirebilir, hizmet kalitenizi arttırabilirsiniz. Bir taşla iki kuş vurmanız mümkün olur. Fikirleri alınan müvekkilleriniz de kurumunuzda kendilerini daha değerli hissederler ve sizi kolay kolay terk etmezler.

  1. Hukuk Büromuz tarafından sunulan hukuk hizmetlerini düşündüğünüzde aklınıza ne geliyor?
  2. Bu hukuk hizmetlerinin size ve işinize değer yarattığına inanıyor musunuz?
  3. Lütfen 1’den 5’ekadar aşağıda belirtilen hizmet özelliklerimizi derecelendirir misiniz?
  • Hizmetin kalitesi                                                                                            1 2 3 4 5
  • Sunulan hukuki çözümünün kalitesi                                                         1 2 3 4 5
  • Sunulan hukuki çözümünün ihtiyaçlarınıza cevap verebilirliği        1 2 3 4 5
  • İşinizin anlaşılması ve detaylarına hakim olunması                           1 2 3 4 5
  • Tavsiyelerde bulunma ve çözüm üretme                                                 1 2 3 4 5
  • İşinize karşı titiz olunması                                                                         1 2 3 4 5
  • Dakiklik                                                                                                          1 2 3 4 5
  • Uygun ücretlendirme                                                                                  1 2 3 4 5

4. Hukuk büromuz hizmetlerini daha iyileştirmek için sizce ne yapabiliriz?

5. Hukuk büromuzla tekrar çalışmayı düşünür müsünüz?

6.Hukuk Büromuzu tavsiye eder misiniz?

  • Evetse neden……………………………………….
  • Hayırsa neden………………………………………

7. Sormam gereken ama sormadığımı düşündüğünüz bir soru var mıdır?

8. İlave bir yorumda bulunmak ister misiniz?

 

www.lawmarketing-tr.com

Ben Avukatım

Ne işle uğraşıyorsunuz sorusuna cevaben, ben gayrimenkul avukatıyım, icra iflas avukatıyım, iş hukuku avukatıyım gibi cevaplar veriyorsanız vay halinize. Bu cevaplar insanların akıllarında hiçbir etki bırakmaz.  Hatta bazen ters bile tepebilir. Bazı insanlar avukatlardan hoşlanmaz. Onları daha eğitimli bulduklarından dolayı kıskançlık duyabilirler. Her şeyden önemlisi “Ben avukatım” dediğiniz anda konuşma durur ve konuşmayı devam ettirmek güçleşir.

Bunun yerine insanların sizi daha iyi algılayabilmesi ve ortak bir yön kolayca bulabilmeleri için farklı bir kendini ifade etme biçimine sahip olmalısınız. Uzmanlığınıza göre bu değer sunumunu otuz saniyede karşınızdaki insana vermelisiniz.

“Doktor hatalarından dolayı sakat kalmış insanları duymuşsunuzdur. Ben onların haklarını bir hukukçu olarak savunmaktayım.”

“İdare’nin haksız sebeplerle istimlâk ettiği arazi meselelerini duymuşsunuzdur. Ben, gayrimenkul sahiplerinin haklarını koruyan bir hukuk bürosunda çalışmaktayım.”

“Haksız yere işten çıkarılan işçileri bilirsiniz, ben onların tekrar işe iade edilmeleri için mücadele veren bir hukukçuyum.  Sizin hiç böyle sıkıntılarınız oluyor mu?”

Bu ve bunun gibi sayısız otuz saniye değer sunumu hazırlanabilir ve bir sonraki tanışmada çevrenizdeki insanlara bu şekilde kendinizi ifade edebilirsiniz. Bu etkili değer sunumları sayesinde, ayaküstü de olsa insanlar ne gibi faydalar sağladığınızı hemen algılarlar.

Siz hala “Ben avukatım” mı diyorsunuz?

2014 Yılına Hazır mısınız?

İyisiyle kötüsüyle bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2014 Yılının hukuk büronuzun hızla büyüdüğü ve kurumsallaştığı bir yıl olmasını dilerim. Gelecek yılın bu yıldan daha iyi geçmesi ve yeni işler alma gücünüzün artması için aşağıdaki dört başlığa odaklanmanızda fayda vardır:


Kişisel Etkileşime önem verin

İşimiz insanların sıkıntılarına çözüm aramak. Bu nedenle, iletişim ve karşılıklı etkileşim çok önemli. Sizin için altın değerindeki müşterileri mutlaka çat kapı da olsa ziyaret edin. Ne kadar çok ziyaret yaparsanız sizin için o kadar iyi olur. Çünkü her ziyaretin yeni işleri getirme potansiyeli çok yüksektir. Her hafta en az bir potansiyel müşteri veya size referans verebilecek isimle iş yemeğine çıkmanızı öneririm. Hedeflediğiniz kişileri yemeğe çıkarmanız, tüm dikkatlerini size vermelerini sağlar. Ayrıca, borçluluk ilkesi de burada devreye girer ve size karşı kendilerini borçlu hissetmelerini sağlarsınız. Bununla birlikte, müşterilerinizin hatırını sormak için de telefonu sıkça kullanın. E-posta ile temas kurmak ise son tercihiniz olsun.


Daha iyi bir müşteri deneyimi sunun

Günümüz iş dünyasında daha fazla iş alabilmek için daha fazla referans toplayabilmeniz gerekmektedir. Mutsuz müşterilerden referans toplayamazsınız. Sizinle olan iş ilişkisinde mutlu olmayan, tatmin olmayan insanlardan referans isteyemezsiniz. İsteseniz de yüzünüze gülüp “tabi tabi” derler, sonra da hiçbir şey yapmazlar. Bunun için daha iyi hizmeti sürekli sunabilmelisiniz. Peki, daha iyi hizmet ne anlama gelmektedir? Kısaca, müvekkilleri gidişat hakkında vaktinde bilgilendirmek ve tüm aramalarına en hızlı şekilde geri dönmektir. Yoğunluktan bunu yapacak imkân bulamıyorsanız, bir başkasını görevlendirerek müvekkili aratmanız ve kendisine ne zaman dönebileceğinizin bilgisini ona ulaştırmanızdır.


İmajınızı yükseltici fırsatları arayın

Bu daha fazla yazmak ve konuşmak anlamına gelir. Makaleler yazmalısınız. Yazılı basında makalelerinizin çıkması için uğraş vermelisiniz. Radyo programlarında, derneklerde ve seminerlerde konuşmacı olmak için fırsat kollamalısınız. Bununla birlikte, Linkedin üzerinden daha fazla sosyal medya faaliyetlerinde de bulunabilirsiniz.


Gücünüze güç katacak değer sunumlarınız üzerinde çalışın

Yeni insanlarla tanışırken kendinizi ifade etmek için kullandığınız değer sunumuz üzerine odaklanın. “Ben avukatım…” diye başlayan bir değer sunumunuz varsa hemen gözden geçirin. Devamında karşı tarafın sizi tam olarak anlaması için ne kadar fazla söz sarf ettiğinizi ve tam olarak kendinizi ifade edemediğinizi hatırlayın.  “Ben avukatım…” yerine “İnsanların vergi hukukundan kaynaklanan sorunlarını çözüyorum” diyerek konuşmaya başlayın. İnsanların beynine faydayı kazıyın. Özgeçmişinizi güncellemeyi, bu yıl gerçekleştirdiğiniz önemli çalışmaları ve projeleri eklemeyi de sakın unutmayın.  


Mutlu yıllar!

İş geliştirme yaparken size garantili şekilde zaman ve para kazandıracak yöntemler ve daha fazlası için e-kitabım satışa sunulmuştur.

Sipariş için tıklayın: http://www.tarkankarabel.com/2020/05/tum-yonleriyle-avukatlikta-is-gelistirme-teknikleri/

Yılbaşı Tebrik Kartlarınızı Göndermeye Başladınız mı?

Bloğumdan yılbaşı tebrik kartlarının nasıl olması gerektiği konusunda birçok defa açıklamalarda bulundum. Yeni yıl tebrik kartları müşterilerinizle sıcak iletişiminizi korumak için kullanacağınız en etkili enstrümanlardan biridir. İnternetin hayatımıza girmesiyle, yılbaşı tebrik kartları göndermek yerine, e-kartlar kullanarak işi toptan ve hızlıca halletmek istiyoruz. Bu da gönderdiğimiz e-tebrik kartlarını sıradanlaştırıyor ve değersizleştiriyor. Lütfen, sakın bu hataya düşmeyin.

Yanardönerli ve sesli hiçbir e-kart el yazınızla hazırladığınız ve imzaladığınız şık bir yılbaşı tebrik kartının yerini tutamaz. On gün önceden gönderilmeye başlanan tebrik kartları, müşterilerin çalışma masalarının üzerinde bir hafta boyunca durarak ayaklı bir tanıtım aracı şeklinde size ve markanıza hizmet eder.  

Gerçekleştirdiğimiz eğitimler sırasında bazı anketler yapıyorum. Bunlardan biri de avukatların yılbaşı tebrik kartlarını kullanma sıklığı üzerinedir. Elde ettiğim sonuçlara göre bir genelleme yaparsam, avukatların %65’inin imzalı ve el yazılı tebrik kartlarını müşterilerine gönderdiklerini ve internet üzerinden e-kart atmadıklarını söyleyebilirim. Sonuç olarak, tercihlerini bu yönde kullanan avukatları tebrik ederim. %35’lik diğer grubun ise iyi pazarlama yapmadığını açıkça söyleyebilirim. 

İmzalı tebrik kartları sizin gerçekleştirdiğiniz en güzel insani dokunuştur ve karşı tarafta hemen olumlu puan almanızı sağlar. Haydi acele edin! Yıl bitmeden tebrik kartlarınızı mevcut ve potansiyel müşterilerinize gönderin.