İletişim Sırları

İş Arkadaşlarınızla Yaşadığınız Tartışmaları Önlemenin Yolları

2017 Yılının ilk yazısında sizlerle yeniden beraber olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Yeni yılın kariyerinizde başarılarla dolu bir yıl olmasını diliyorum.

Bugünkü konumuz, iş arkadaşlarınızla yaşadığınız tartışmaları nasıl önleyeceğinizdir. Arzu etmemenize rağmen, iş arkadaşlarınızla sık sık tartışma yaşıyorsanız sakın üzülmeyin. Bu tartışmalar normal olmakla birlikte gereklidir de. Yaşanan çoğu tartışma faydalıdır ve müspet bir amacı vardır. Lakin insanoğlu genellikle menfi olanları hatırlamaya eğilimlidir.

Aslına bakarsanız, tartışmalar bakış açısı ve düşünce farklılıklarınızın ortaya çıkmasıdır. Çatışmalarınız kurum içi değişimi tetikler ve ilerlemeyi sağlar. Bu nedenle, tartışma biçimlerini bilirseniz, onları olumlu şekilde yönetebilirsiniz.

İnsanoğlunun anlaşılma ihtiyacı

Her türlü tartışmanın altında yatan neden, her iki tarafın da kendini doğru ifade etme ve doğru anlaşılma isteğidir. Hepimizin düşünce yapısı şu şekilde oluşur: “Ben makul bir insanım. Karşı taraf beni anlarsa sürtüşme olmaz ve hemen karşılıklı anlaşırız.” Bu düşünceyle ve kendi bakış açımıza göre karşımızdaki kişiyi ikna etmek için hemen bastırmaya başlarız. Buradaki sorun her iki tarafın da aynı niyette olmaları ve ilk olarak anlaşılmayı istemeleridir. Sonuç tam bir kilitlenmedir. Umutsuz bir hal alır ve insanların moralini bozar.

Başkaları üzerinde kontrol sağlamamız mümkün olmadığına göre en iyisi kendi üzerimizde kontrolü sağlamaktır. Bu amaçla, ilk dinleyen siz olmalısınız. Açık uçlu sorular sorarak karşınızdaki insanın hislerini ve fikirlerini sizinle paylaşmasını sağlayın. Etkin şekilde onu dinleyin. Göz temasını kaybetmeyin. Kendisini anladığınızı ifade edin. Nasıl hissettiğini bildiğinizi ona söyleyin. Bu son kısım özellikle çok önemlidir. Karşınızdaki kişinin güvenini hızla kazanmanızı sağlar.

Tartışmanın yapısı

Bir tartışmayı iyi idare etmenin diğer yolu da tartışmanın ne olduğunu bilmektir. Her tartışma aşağıdaki temeller üzerinde yükselir:

1.    Mesele

2.    Tarafların konumları

3.    Tarafların çıkarları

Mesele tartışmanın konusudur. “Bu müvekkil ile çalışmalı mıyız?”

Tarafların konumları her iki tarafın yukarıdaki soruya verdikleri değişik yanıtlardır. Kendi değer yargılarını bu şekilde ifade ederler. Yukarıdaki soruya cevaben “Evet” veya “Hayır” denmesi gibi.

Tarafların çıkarları ise her iki tarafın neden bu konumda olduklarının açıklamasıdır. Çıkarlar nadiren karşılıklı tartışılır. Genellikle üzeri örtülür. Birçok tartışma sırf bu nedenle tarafların konumlarına takılıp kalmaktadır. Karşı tarafın çıkarları hakkında sadece varsayımda bulunulur.

Bir tartışmadan müspet sonuç alabilmek için tarafların çıkarları konusunda karşılıklı bir anlayışa sahip olmaları kritik öneme sahiptir. Bu şekilde, ortak hareket etme ve işbirliği kapısı aralanacaktır. Eğer ortak çıkarlar bulunduğunu karşı tarafa gösterebilirseniz, anlaşmazlık hemen ortadan kalkacaktır.

Sonuca hızlıca ulaşmak

Bir tartışma yaşadığınızda hızlı bir şekilde sonuca ulaşmak istiyorsanız aşağıdaki adımları her zaman hatırlayın:

1.    Her tartışmayı amacınıza ulaşmanıza yardım eden bir iletişim şekli olarak kabul edin.

2.    Varsayımda bulunmayın.

3.    İlk dinleyen siz olun.

4.    Başkalarının fikirlerini ve hislerini karşı tarafa yansıtın, onları anladığınızı gösterin.

5.    Çıkarlarınızı ifade edin.

6.    Ortak çıkarlar arayın.

Yaşanan çatışmalar zararlı olmak zorunda değildir

Lütfen sakın unutmayın! İnsanları anlamaya çalıştığınızda hızla güven kazanırsınız. Başkalarının size olan inancı artar. Soru sorup etkin dinledikçe, bildiğinizden daha fazlasını öğrenir ve güçlü ilişkiler kurarsınız. Mutabık kalmasanız da karşılıklı bir anlayışa ve saygıya sahip olursunuz.

Avukatlar için Pratik Çevre Edinme Yöntemleri

Çevre edinirken ve bu amaçla faaliyette bulunurken kendinizi rahatsız mı hissediyorsunuz? Cevabınız evet olabilir. Bu normal bir durumdur. O zaman, şu soruları da size sormama müsaade edin:

  • Eşe dosta yardımcı olmaktan hoşlanıyor musunuz?
  • Davetlere ve organizasyonlara katılmaktan hoşlanıyor musunuz?
  • İyi bir dinleyici misiniz?

Eğer cevaplarınız evet ise, düşündüğünüzden çok daha kolay yeni insanlarla tanışmanız mümkündür diyebilirim. Çevre edinme kelimesi size zorlama bir faaliyetmiş gibi gelebilir. Katıldığınız davetlerde ve organizasyonlarda bu kelimeyi eğlenmek olarak algılamanız, işi sizin için kolaylaştıracaktır.

Her şeyin başı, iyi bir dinleyici olmanız ve sorular sormanız tanıştığınız insanları yakından tanıyabilmeniz için gereklidir. Bu şekilde, onlara nasıl yardımcı olup olamayacağınızı anlarsınız. Onları sosyal ve iş çevrenizin bir aday üyesi haline getirebilirsiniz.

Aman dikkat! Davetlerde ve toplantılarda kendinizden bahsetmeniz, insanlardan çok sizin konuşmanız size zarar verir. Zamanınızı boşa harcamış olursunuz. Amacınız farklı insanlarla tanışmak ve onların dünyalarına hızla girebilmek olmalıdır. Bir karşılaşmada en çok konuşan taraf o görüşmenin kendisi için en başarılı geçtiğini düşünen taraftır. Bunu asla unutmayın. Bırakın insanlar konuşsun, mutlu olsun. Siz dinlemede kalın.

Aşağıda paylaştığım taktikleri çevre oluşturma imkanı veren ortamlarda uygularsanız faydasını göreceğinizi garanti ederim:

  • Tanıştığınız insanlara, kişisel ve mesleki fikirlerini, ilgi alanlarını ve amaçlarını sorun. Bu şekilde onlara nasıl yardımcı olabileceğinizi anlayabilirsiniz.
  • Sonrasında, insanlara hedeflerine ulaşmalarında yardımcı olun. Örnek: Tanıştığınız bir isim hayır kurumu için bağış topluyorsa ilk bağışı ona siz yapın.
  • Bir davet veya organizasyona katılacağını öğrendiğiniz ve radarınızda olan isimler hakkında küçük araştırmalar yapın. Çalıştıkları sektör, rakipleri, yaşadıkları zorluklar hakkında bilgiler toplayın. Onların karşılarına hazırlıklı çıkın.
  • İşlerine yardımcı olabileceğini düşündüğünüz, kendi çevrenizdeki insanları onlarla tanıştırmayı teklif edin.
  • Tanışma gerçekleştirdikten sonra o isimleri mutlaka takip edin. Hatırlatma ve teşekkür notları, e-postalar, bilgi paylaşımları ve ilgi alanlarıyla ilgili güncel durumları onlara gönderin. Bu şekilde, iş çevrenize kalıcı bir üye kazandırın.

İş Liderleri için Hikaye Anlatmanın Önemi (Storytelling)

Stories

Başarılı Bir Hikaye Anlatıcısı Nasıl Olursunuz?

İş arkadaşlarımıza ve müşterilerimize hikayeler anlatırız. Sunduğumuz projeleri kabul etmelerini ve ikna olmalarını isteriz. Bir çalışanımızın kendisini belli bir alanda geliştirmesini bekleriz. Takımımızın zorluklar karşısında ilham alarak harekete geçmesini arzu ederiz. Tüm bu nedenlerle, insanları istediğimiz yönde harekete geçiren hikayeler anlatabilmek, iş dünyasında çok az sayıda liderde mevcut olan özel bir beceridir. Peki, iş dünyasında hikayeler anlatabilmemiz neden bir gereklilik haline gelmektedir? Ve ikna edici hikayeler nasıl oluşturulur?

Mevcut durum

Bilgiyle çevrelenmiş olduğumuz bu çağda, iş liderleri ilginç hikayeler anlatmadıkları sürece seslerini artık  duyuramayacaklardır. İş sonuçları, rakamlar ve tüm rasyonel bilgiler iş hayatı için önemli olabilir. Fakat, hiçbiri belleklerimizde kalıcı bir iz bırakmaz. Buna karşın, hikayeler zihnimizde kalıcı hatıralar bırakma gücüne sahiptir. Hikayeler, duyguları yaşanan olaylarla ilişkilendirir. Bu nedenle, iyi hikayeler üretebilen ve bunları insanlarla paylaşabilen liderler diğerlerine göre büyük bir avantaj elde edecektir.  Güzel haber ise, herkesin eğitim alarak daha iyi bir hikaye anlatıcısı olabileceğidir.

İş dünyasında hikayeler anlatmanın nasıl faydaya çevrilebileceğini aşağıda bulabilirsiniz:

Mesajla başlayın

Her hikaye hazırlığı şu soruyla başlamalıdır: “Dinleyicilerim kimdir ve benim onlara mesajım nedir?”; “Onlarla neyi paylaşmak istiyorum?”

Hikayeniz hakkında alacağınız her karar bu soruların süzgecinden geçmelidir.

“Takımımda oluşturmak istediğim ana değer nedir?” Örneğin, eğer takımınız başarısız olma ihtimalinin projelerinde mümkün olmadığını iddia ediyorsa, onlara başarının kardeşinin başarısızlık olduğunu anlatmanız gerekir. Ya da üst düzey yöneticilerinizi projenize destek vererek risk almaları yönünde iknaya çalışıyorsanız, birçok büyük şirketin zamanında akıllı riskler alarak bugüne geldiğini anlatabilirsiniz. Öncelikle, ana mesajınız üzerinde mutabık olmalısınız. Sonrasında onu nasıl tasvir edeceğinizi bulacaksınız.

Kendi deneyimlerinizden faydalanın

En iyi hikaye anlatıcıları kendi anılarından ve hayat deneyimlerinden yararlanırlar. Bu şekilde, mesajlarını tasvir ederler. Paylaşmak istediğiniz fikri, yaşadığınız hangi olayın en iyi şekilde ifade edeceğini araştırıp bulmalısınız. Başarısızlıklardan ders alarak başarıya ulaştığınız anları düşünün. Bir yakınınızın veya öğretmeninizin size verdiği bir hayat dersini hatırlayın. Bunlardan bir tanesi, hikayeye giriş için ilgi çekici bir kapı olabilir. Genellikle, iş ortamlarında kişisel bilgileri paylaşmama gibi bir yönelim olmakla birlikte, mücadeleleri, başarısızlıkları ve engelleri tasvir eden anekdotlar onu anlatan liderleri içten ve ulaşılabilir gösterir. Burada amaç, sizin de savunmasız anınızın olabildiğini dinleyicilere göstermektir.

Kendinizi kahraman olarak göstermeyin

Hikayenin yıldızı siz olmayın. Dev çalışma ofisinizi veya gerçekleştirdiğiniz milyonluk projeleri anlatmanız çalışanlarınızı harekete geçirmez. Hikayede merkezi bir noktada olabilirsiniz. Fakat gerçek odak diğer insanlar, aldığınız dersler veya yaşadığınız olaylar üzerine olmalıdır. Fırsatını bulduğunuz anda, sizi dinleyenleri veya çalışanlarınızı kahraman olarak göstermek için çaba sarf edin. Bu onların konuya olan adanmışlığını arttıracak ve verdiğiniz mesajı almalarını kolaylaştıracaktır.

Hikayeleri dinlemek istememizin nedenlerinden birisi de bir konu hakkında daha derin bir inanışa ulaşmak arzusudur. Lakin hikayeyi anlatan kendinden bahsetmeye başladığında dinleyiciler hemen onu takibi bırakmaktadırlar. Kendi kararlarınıza ne kadar çok vurgu yaparsanız, dinleyicileriniz sizinle o kadar az bağlantı kurmak isteyeceklerdir ve mesajınızı almakta zorlanacaklardır.

Mücadeleye odaklanın

İçinde mücadele olmayan bir hikaye hiç ilginç değildir. İyi hikaye anlatan liderler hikayede bir çatışma ve sürtüşme olması gerektiğinin farkındadır. Yenilmesi gereken bir rakip mi var? Pazarda yaşanan bir krizin üstesinden mi gelinmeli? Değişime direnen bir sanayi dönüşüm ihtiyacı içerisinde mi? Bu amaçla, gidilecek yolun çok zor olduğunu dinleyenlere ifade etmekten korkmayın. Aslında, insanlar sürecin zor olacağını duymaktan hoşlanırlar. Akıllı liderler çalışanlarına şunu söyler: “İşimiz çok zor olacak. Ama el birliğiyle çalışırsak ve dayanışma gösterirsek, hep birlikte harika bir noktaya ulaşacağınız.

Bu tarz bir çağrıyı içeren iyi hazırlanmış hikayeler anlattığınızda, insanlardan değişim için ilave çaba göstermelerini istemenize gerek kalmaz. Çünkü insanlar bu yola sizinle çıkmaya zaten hevesli olacaklardır.

 Basit olan güzeldir

Her anlattığınız hikaye bir sürprizle bitmek zorunda değildir. Bazı başarılı ve akılda kalıcı hikayeler nispeten basit ve konu odaklıdır.

Dikkati ana mesajınızdan uzaklaştıracak gereksiz detaylardan kaçının. “Az yeterlidir” prensibine göre çalışın. Yapabileceğiniz en büyük hata hikayeyi çok fazla detayla doldurmaktır.  Aylardan hangi gün olduğunu belirtmenize, hangi ayakkabıyı giydiğinizi söylemenize gerek yoktur. Bu gibi detaylar hikayedeki büyüyü bozar. Diğer taraftan, sizi dinleyenlerle paylaşacağınız o ana ait duygularınız veya yüz ifadenizin nasıl olduğunun tasviri, dinleyicilerin hikayenin içine tümüyle dalmalarına ve mesajı kolayca almalarına imkan verir.

 Pratik yaptıkça mükemmelleşirsiniz

Hikaye anlatımı mükemmele ulaşmak için sürekli tekrar gerektiren bir sanat biçimidir. Sevdiğiniz insanlarla, dostlarınızla veya güvendiğiniz iş arkadaşlarınızla tekrarlar yapmalısınız. Bu şekilde ustalaşır ve mesajınızı etkili ve verimli bir hikaye halinde sunmaya başlarsınız.

Unutmayın ki, bu provaların size ödülü çok büyük olacaktır.

Hikayeler orijinal bir sözel iletişim yöntemidir. “Vay canına!” dedirten bir hikaye anlattığınızda, onu dinleyen insanların ilk yapacağı iş, çıkışta bu güzel hikayeyi çevrelerinde ilk kime anlatacaklarını düşünmek olacaktır.  Bir lider olarak mesajınızı verirken hikaye anlatmak için harcayacağınız ilave beş dakika, aylar belki de yıllar sürecek getiriler elde etmenizi sağlayacaktır.

Business Storytelling Eğitimlerimiz için bizi arayabilirsiniz.

Speak & More

 

Müvekkilin Nabzını Garantili Nasıl Tutarsınız?

Genelde birçoğumuz olumsuz eleştiri almaktan rahatsız oluruz. Müvekkillere hizmetlerimizden memnun olup olmadıklarını sormaya çekiniriz. Bu hassas konulara girmek istemeyiz. Sunduğumuz hizmetin kalitesi yüksektir diyerek kendimize telkinde bulunuruz. Sonuçta, müvekkil yaşadığı memnuniyetsizlik ve düşük performans sebebiyle bir de bakmışsınız kurumu terk edivermiş. Halbuki işini yapmak için canla başla çalışıyordunuz. Artık iş işten geçmiştir. Peki, bu durumu önlemek ister misiniz?

Siz siz olun, müvekkillerden her zaman geribildirim isteyin. Bunun için can atın. Rekabetin çok yoğun yaşandığı bu dönemde işinizin kalıcı ve sürdürülebilir olmasını ancak bu şekilde sağlarsınız. Müvekkillerin yaşadıkları olumsuzluklar sebebiyle sizi terk edip bir başka hukuk bürosuna gitmesini önlersiniz.

Aşağıda, müvekkillere telefonda sorabileceğiniz, çok değerli bilgileri size ulaştıracak altın soruları bulacaksınız. Bu soruları siz veya asistanınız onlara yöneltebilir, kurum ve hizmetleriniz hakkındaki görüşlerini net bir şekilde öğrenebilirsiniz. Gelen bilgiler ışığında iş süreçlerinizi geliştirebilir, hizmet kalitenizi arttırabilirsiniz. Bir taşla iki kuş vurmanız mümkün olur. Fikirleri alınan müvekkilleriniz de kurumunuzda kendilerini daha değerli hissederler ve sizi kolay kolay terk etmezler.

  1. Hukuk Büromuz tarafından sunulan hukuk hizmetlerini düşündüğünüzde aklınıza ne geliyor?
  2. Bu hukuk hizmetlerinin size ve işinize değer yarattığına inanıyor musunuz?
  3. Lütfen 1’den 5’ekadar aşağıda belirtilen hizmet özelliklerimizi derecelendirir misiniz?
  • Hizmetin kalitesi                                                                                            1 2 3 4 5
  • Sunulan hukuki çözümünün kalitesi                                                         1 2 3 4 5
  • Sunulan hukuki çözümünün ihtiyaçlarınıza cevap verebilirliği        1 2 3 4 5
  • İşinizin anlaşılması ve detaylarına hakim olunması                           1 2 3 4 5
  • Tavsiyelerde bulunma ve çözüm üretme                                                 1 2 3 4 5
  • İşinize karşı titiz olunması                                                                         1 2 3 4 5
  • Dakiklik                                                                                                          1 2 3 4 5
  • Uygun ücretlendirme                                                                                  1 2 3 4 5

4. Hukuk büromuz hizmetlerini daha iyileştirmek için sizce ne yapabiliriz?

5. Hukuk büromuzla tekrar çalışmayı düşünür müsünüz?

6.Hukuk Büromuzu tavsiye eder misiniz?

  • Evetse neden……………………………………….
  • Hayırsa neden………………………………………

7. Sormam gereken ama sormadığımı düşündüğünüz bir soru var mıdır?

8. İlave bir yorumda bulunmak ister misiniz?

 

www.lawmarketing-tr.com

Ben Avukatım

Ne işle uğraşıyorsunuz sorusuna cevaben, ben gayrimenkul avukatıyım, icra iflas avukatıyım, iş hukuku avukatıyım gibi cevaplar veriyorsanız vay halinize. Bu cevaplar insanların akıllarında hiçbir etki bırakmaz.  Hatta bazen ters bile tepebilir. Bazı insanlar avukatlardan hoşlanmaz. Onları daha eğitimli bulduklarından dolayı kıskançlık duyabilirler. Her şeyden önemlisi “Ben avukatım” dediğiniz anda konuşma durur ve konuşmayı devam ettirmek güçleşir.

Bunun yerine insanların sizi daha iyi algılayabilmesi ve ortak bir yön kolayca bulabilmeleri için farklı bir kendini ifade etme biçimine sahip olmalısınız. Uzmanlığınıza göre bu değer sunumunu otuz saniyede karşınızdaki insana vermelisiniz.

“Doktor hatalarından dolayı sakat kalmış insanları duymuşsunuzdur. Ben onların haklarını bir hukukçu olarak savunmaktayım.”

“İdare’nin haksız sebeplerle istimlâk ettiği arazi meselelerini duymuşsunuzdur. Ben, gayrimenkul sahiplerinin haklarını koruyan bir hukuk bürosunda çalışmaktayım.”

“Haksız yere işten çıkarılan işçileri bilirsiniz, ben onların tekrar işe iade edilmeleri için mücadele veren bir hukukçuyum.  Sizin hiç böyle sıkıntılarınız oluyor mu?”

Bu ve bunun gibi sayısız otuz saniye değer sunumu hazırlanabilir ve bir sonraki tanışmada çevrenizdeki insanlara bu şekilde kendinizi ifade edebilirsiniz. Bu etkili değer sunumları sayesinde, ayaküstü de olsa insanlar ne gibi faydalar sağladığınızı hemen algılarlar.

Siz hala “Ben avukatım” mı diyorsunuz?

2014 Yılına Hazır mısınız?

İyisiyle kötüsüyle bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2014 Yılının hukuk büronuzun hızla büyüdüğü ve kurumsallaştığı bir yıl olmasını dilerim. Gelecek yılın bu yıldan daha iyi geçmesi ve yeni işler alma gücünüzün artması için aşağıdaki dört başlığa odaklanmanızda fayda vardır:


Kişisel Etkileşime önem verin

İşimiz insanların sıkıntılarına çözüm aramak. Bu nedenle, iletişim ve karşılıklı etkileşim çok önemli. Sizin için altın değerindeki müşterileri mutlaka çat kapı da olsa ziyaret edin. Ne kadar çok ziyaret yaparsanız sizin için o kadar iyi olur. Çünkü her ziyaretin yeni işleri getirme potansiyeli çok yüksektir. Her hafta en az bir potansiyel müşteri veya size referans verebilecek isimle iş yemeğine çıkmanızı öneririm. Hedeflediğiniz kişileri yemeğe çıkarmanız, tüm dikkatlerini size vermelerini sağlar. Ayrıca, borçluluk ilkesi de burada devreye girer ve size karşı kendilerini borçlu hissetmelerini sağlarsınız. Bununla birlikte, müşterilerinizin hatırını sormak için de telefonu sıkça kullanın. E-posta ile temas kurmak ise son tercihiniz olsun.


Daha iyi bir müşteri deneyimi sunun

Günümüz iş dünyasında daha fazla iş alabilmek için daha fazla referans toplayabilmeniz gerekmektedir. Mutsuz müşterilerden referans toplayamazsınız. Sizinle olan iş ilişkisinde mutlu olmayan, tatmin olmayan insanlardan referans isteyemezsiniz. İsteseniz de yüzünüze gülüp “tabi tabi” derler, sonra da hiçbir şey yapmazlar. Bunun için daha iyi hizmeti sürekli sunabilmelisiniz. Peki, daha iyi hizmet ne anlama gelmektedir? Kısaca, müvekkilleri gidişat hakkında vaktinde bilgilendirmek ve tüm aramalarına en hızlı şekilde geri dönmektir. Yoğunluktan bunu yapacak imkân bulamıyorsanız, bir başkasını görevlendirerek müvekkili aratmanız ve kendisine ne zaman dönebileceğinizin bilgisini ona ulaştırmanızdır.


İmajınızı yükseltici fırsatları arayın

Bu daha fazla yazmak ve konuşmak anlamına gelir. Makaleler yazmalısınız. Yazılı basında makalelerinizin çıkması için uğraş vermelisiniz. Radyo programlarında, derneklerde ve seminerlerde konuşmacı olmak için fırsat kollamalısınız. Bununla birlikte, Linkedin üzerinden daha fazla sosyal medya faaliyetlerinde de bulunabilirsiniz.


Gücünüze güç katacak değer sunumlarınız üzerinde çalışın

Yeni insanlarla tanışırken kendinizi ifade etmek için kullandığınız değer sunumuz üzerine odaklanın. “Ben avukatım…” diye başlayan bir değer sunumunuz varsa hemen gözden geçirin. Devamında karşı tarafın sizi tam olarak anlaması için ne kadar fazla söz sarf ettiğinizi ve tam olarak kendinizi ifade edemediğinizi hatırlayın.  “Ben avukatım…” yerine “İnsanların vergi hukukundan kaynaklanan sorunlarını çözüyorum” diyerek konuşmaya başlayın. İnsanların beynine faydayı kazıyın. Özgeçmişinizi güncellemeyi, bu yıl gerçekleştirdiğiniz önemli çalışmaları ve projeleri eklemeyi de sakın unutmayın.  


Mutlu yıllar!

Yılbaşı Tebrik Kartlarınızı Göndermeye Başladınız mı?

Bloğumdan yılbaşı tebrik kartlarının nasıl olması gerektiği konusunda birçok defa açıklamalarda bulundum. Yeni yıl tebrik kartları müşterilerinizle sıcak iletişiminizi korumak için kullanacağınız en etkili enstrümanlardan biridir. İnternetin hayatımıza girmesiyle, yılbaşı tebrik kartları göndermek yerine, e-kartlar kullanarak işi toptan ve hızlıca halletmek istiyoruz. Bu da gönderdiğimiz e-tebrik kartlarını sıradanlaştırıyor ve değersizleştiriyor. Lütfen, sakın bu hataya düşmeyin.

Yanardönerli ve sesli hiçbir e-kart el yazınızla hazırladığınız ve imzaladığınız şık bir yılbaşı tebrik kartının yerini tutamaz. On gün önceden gönderilmeye başlanan tebrik kartları, müşterilerin çalışma masalarının üzerinde bir hafta boyunca durarak ayaklı bir tanıtım aracı şeklinde size ve markanıza hizmet eder.  

Gerçekleştirdiğimiz eğitimler sırasında bazı anketler yapıyorum. Bunlardan biri de avukatların yılbaşı tebrik kartlarını kullanma sıklığı üzerinedir. Elde ettiğim sonuçlara göre bir genelleme yaparsam, avukatların %65’inin imzalı ve el yazılı tebrik kartlarını müşterilerine gönderdiklerini ve internet üzerinden e-kart atmadıklarını söyleyebilirim. Sonuç olarak, tercihlerini bu yönde kullanan avukatları tebrik ederim. %35’lik diğer grubun ise iyi pazarlama yapmadığını açıkça söyleyebilirim. 

İmzalı tebrik kartları sizin gerçekleştirdiğiniz en güzel insani dokunuştur ve karşı tarafta hemen olumlu puan almanızı sağlar. Haydi acele edin! Yıl bitmeden tebrik kartlarınızı mevcut ve potansiyel müşterilerinize gönderin.

Referans İsterken Kendinizi İyi Hissetmenin Yolu

Avukatlıkta işlerin büyük bir kısmının tanıdık tavsiyesiyle geldiğini biliyoruz. Peki, Avukatlar neden çevrelerinden referans isterken kendilerini kötü hissediyorlar? Çünkü referansı doğru şekilde isteyemiyorlar.  Referans talep ettiklerinde, insanların kendilerine iyilik yaptığını düşünüyorlar ve mahcubiyet içerisine giriyorlar.

Referans toplayabilmenin sırrı bunu kendiniz için değil, karşı taraf için yaptığınızı bilmektir. Referans istediğiniz insanlara ne gibi faydalar sunduğunuzu düşünün. Hangi dertlerine derman olduğunuzu belirleyin. Bir arkadaşınıza, meslektaşınıza yardım ettiğinizde aslında iyilik yaptığınızı hatırlayın.  Bu şekilde, onlardan size referans vermelerini istediğinizde kendinizi kötü hissetmezsiniz. Çünkü onlar size karşı borçlu hale gelmiştir.

Bununla birlikte, yeni işler almak isteyen avukatların referans toplama odaklı bir yaklaşımları olmalıdır. Referans toplamak için en müsait anların aranması ve bulunması gerekmektedir. Örneğin, bir davayı kazandıktan sonra yaşanan mutluluk anlarında (hemen duruşma salonundan çıkar çıkmaz değil), bir sorunu mahkemeye taşınmadan çözümlediğinizde müvekkillerinize dönüp referans istemek doğru olacaktır. Bu özel anlarda insanlar size karşı kendilerini borçlu hissedeceklerdir.   

İnsanların referans isimler vermesini de kolaylaştırmanız gerekir. Buna göre, onlara yeni insanlarla tanışmak ve onları da hizmetlerinizden faydalandırmak istediğinizi söylemelisiniz. Nasıl bir müvekkil profiliyle çalışmak istediğinizi, hedeflediğiniz müvekkillere ne gibi faydalar sağlayacağınızı beyaz kârtlara yazabilir ve onlara dağıtabilirsiniz. Sizin yerinize bu hedef isimlere ulaşmalarını isteyebilirsiniz.

Referans isterken kendinizi rahatsız hissetmenin sırrı, almak yerine vermeyi düşünmektir. Bir de bunu kolaylaştıran bir sistem kurduğunuzda yeni isimler ve işler size akmaya başlayacaktır.

Avukatlar İçin Linkedin Kullanma Kılavuzu

 Bir Avukat olarak iş çevrenizi genişletmek, varlığınızı göstermek ve kişisel markanızı konumlandırmak için Linkedin harika bir dijital ortamdır. Tabi nasıl kullanacağınızı biliyorsanız. Yoksa siz de mi amaçsızca "connection" adedinizi arttırmak için Linkedin'e giren ve ilgili ilgisiz gruplara pasif üye olanlardansınız. Eğer öyleyse, bu makale sizin için ufuk açıcı olacaktır.

Linkedin günümüzde bir numaralı b2b iş yapma kanalı haline gelmiştir. İş dünyası oyuncularının en popüler network platformudur. Çoğu kişinin bildiği gibi, hukuk mesleği bir ilişki yönetimidir. Başarı, çevrenizi kullanarak ve etkili bir şekilde çalışarak inşa edilir. Linkedin, sahip olduğunuz kontakların potansiyelini açığa çıkarmak için birçok özelliğe sahiptir.

Linkedin sayesinde yapabilecekleriniz:

Ø Eski ilişkilerinizi canlandırırsınız

Ø Mevcut ilişkilerinizi güçlendirirsiniz

Ø Yeni tanışıklıklar kurarsınız

Ø Sizi takip edenlere varlığınızı gösterir ve kişisel markanızı konumlandırırsınız

Ø Hedef pazarlarınız hakkında bilgi sahibi olursunuz

Ø Bilgi paylaşımını hızlandırırsınız

Etkili bir Linkedin kullanımı size aşağıdakileri sağlar:

1.    Yeni talepler

2.    Yeni görüşme imkânları

3.    Yeni iş fırsatları

Linkedin’i etkili ve sonuç odaklı kullanmanın sırlarını aşağıda sizlerle paylaşıyorum. Bir avukat olarak tesirinizi iki katına çıkarmaya hazır mısınız?

1. Profilinizi mutlaka tamamlayın

Linkedin’e daha üye olmadıysanız veya profilinizi tamamlamadıysanız hemen yapın. Yavaş yavaş da olsa tamamlayın. Zamanla en ideal formunu alacaktır. Bir Avukat için Linkedin’de olmamak otobüs geçmeyen durakta beklemeye benzer.

2. Gözlerinizi gösteren bir fotoğraf yükleyin

Linkedin profilinize mutlaka resminizi ekleyin. İnsanların hakkınızda olumlu bir fikir edinebilmeleri için yüklediğiniz resmin yüzünüzü ve gözlerinizi en iyi şekilde göstermesine dikkat edin. Profesyonel görüntünüze zarar verecek, gündelik kıyafetli, kazak giymiş fotoğraflarınızı sakın koymayın. Burasının Facebook olmadığını hatırlayın. Avukat cübbesi giydiğiniz fotoğrafınızı da koymayın. Yeni mezun, çiçeği burnunda junior avukat gibi algılanabilirsiniz. Cüppe aynı zamanda insanların bilinçaltına mahkeme ve dava mesajları verir. Kimse mahkemeye düşmek istemediği için itici bile olmaktadır. Bunun yerine bir iş adamı veya iş kadınına yakışan formal kıyafetlerde olmanız en doğrusu olacaktır. Unutmayın! Resimsiz profiller, vitrini olmayan dükkânlar gibidir.

3. Başlığınızı doğru yazın

Başlık, isminizin hemen altında yer alan bölümdür. Unvanınızı ve uzmanlığınızı ifade edeceğiniz en önemli kısımdır. Başlık bölümünün iletişim ve mesaj verme gücü rakipsizdir. Başlığı profesyonel yaka kartı gibi görebilirsiniz. Sahip olduğunuz hukuk dalı uzmanlığınızı ifade etmek için çok iyi bir fırsattır.

4. "Update" paylaşımı yapın

Linkedin’de sosyal paylaşım imkânı veren bu kutucuğu sonuna kadar kullanın. Üzerinde çalıştığınız işler, yeni gelişmeler veya memnun kaldığınız durumlar hakkında detaya girmeden merak uyandıracak şekilde üstü kapalı bilgi verin.  İsterseniz bir makale veya önemli bilgiyi de ekleyerek iletişimde olduğunuz insanlara bilgi vermeniz ilgi uyandırır. Takip edilmeniz artar.

5. Internet sitenizin adresini yazmayı unutmayın

Linkedin’in sağladığı güzelliklerden biri de üç adede kadar internet adresi eklemenize imkân verir. Bloğunuz, şirket sitenizi veya twetter sayfanızı buraya ekleyebilirsiniz.

6. URL kişiselleştirerek, profilinizin herkes tarafından görülmesini sağlayın

Linkedin’e ilk üye olduğunuzda, kişisel profilinizin bağlandığı adres biraz karışık olmaktadır. Örnek: benim orjinal Linkedin URL adresim: linkedin.com/in/tarkankarabel/89/123/32bx. İdi. Özel ayarladığım URL adresim ise linkedin.com/in/tarkankarabel oldu.

Kısa sürümü kartvizite veya e-posta altına yerleştirmek için daha uygundur. Telefonda söylerken de işinizi kolaylaştırır. Bununla beraber, arama motorlarında da arandığınızda kolayca gözükürsünüz.

İkinci adımda profilinizi “public” haline getirmelisiniz. Bu şekilde herkesin size ulaşmasını ve hakkınızda bilgi sahibi olmasını sağlarsınız. Arama motorlarında da öne çıkarsınız.  

7. Özet kısmına copy paste yaparak özgeçmişinizi sakın yapıştırmayın

Özet kısmın adı üstünde özettir. Tüm hayat hikâyenizi buraya yerleştirmenizin bir anlamı yoktur. Bunun yerine özet kısmını kişisel markanızı ve hedeflediğiniz iş alanlarını konumlandırmak için kullanmalısınız. Kendinizi de bir hukuk dalında uzman olarak konumlandırmalısınız.

8. Connection gerçekleştirin

Kiminle “connection” yapacağınıza ancak siz karar verebilirsiniz. Bazıları çılgın gibi connection skoru elde etmeyi amaçlarken, bazıları daha seçici olmakta, sadece tanıdıkları ve daha önce iş yaptıkları insanlarla bağlantı kurmaktadır. Nasıl bir yöntem uygulayacağınıza siz karar vereceksiniz. Hangisi sizin için daha uygun ve doğruysa onu yapın.

9. Tavsiyeleri dikkatli ele alın

Linkedin profilinizin tamamlanması için sizi tanıyanların iki adet tavsiyesine ihtiyaç duyarsınız. Bilginiz dışında kimse sizin için tavsiye yazamaz. Avukatlıkta reklam yasağını dikkate almanızda,  sizi aşırı öven ve reklam yaptığınız izlenimini uyandıracak tavsiyelerden uzak durmanızda fayda vardır.

10. Gruplarda aktif olun

Yukarıda yazılanları gerçekleştirdikten sonra, Linkedin’i iş amaçlı kullanmaya başlayabilirsiniz. Bunun için de gruplara dâhil olmanız gerekmektedir.

Gruplarda insanların nasıl konu açtığını ve neler anlattığını başta izleyin. Grubun kültürünü anlamaya çalışın. Daha sonra da yavaş yavaş topa girmeye başlayın. Yorumlarınız ve tartışmalarınızla grubun kanaat önderi oluncaya kadar yazarlığınızı ilerletin. Grupları kullanmak çok etkili bir dijtal varlık gösterme ve uzmanlığınızı anlatma fırsatını size verecektir. Uzmanlığınızı bu yolla insanların beynine kazıdığınızda, yeni işlerin size gelmesi başlayacaktır.

Maaşımızı Kim Ödüyor?

Hostes, kaptan pilota kabindeki turist kafilesinde bulunan bir yolcudan not ulaştırmış. Yolcu mesajında ilk defa İstanbul’a geldiğini ve İstanbul Boğazını çok merak ettiğini belirtiyormuş.  İnmeden önce Boğaz üzerinden uçuş yapıp yapamayacaklarını kaptan pilottan rica ediyormuş.

 

 

Mesajı okuyan kaptan pilot, yolcuya bir not göndermiş ve rota dahilinde uçağı Boğaz’a yakın uçuracağını bildirmiş. İstanbul'a geldiklerinde, kaptan pilot İstanbul Boğazına yaklaştıklarını, uçağın kanadını hafif yana yatıracağını ve bu şekilde daha iyi bir görüntü elde edeceklerini anons edince uçak içinde alkış ve tezahürat kopmuş. Kaptan Pilot, maaşının yolcular tarafından ödendiğinin farkındaymış.

 

Müvekkillerin avukatlardan beş klasik beklentisi vardır:

 

1.    Güvenilir olunması

2.    Empati gösterilmesi

3.    İhtiyaçlarına yeterli ilgi, alaka gösterilmesi ve isteklerine hızlı dönüş yapılması

4.    Sonuç alacak şekilde becerikli olunması

5.    Kendisinin değerli olduğunun hissettirilmesi