İş İdaresi

Hukuk Bürolarında Düşük Performansın Nedenleri

Gelişim projeleri gerçekleştirdiğim hukuk bürolarında karşılaştığım sıkıntılardan biri de kurumda yaşanan verimsizlik ve düşük performans ile nasıl mücadele edileceğinin bilinememesidir. Çalışanların düşük performans göstermeleri bir kurumun rekabet gücünü azaltan en önemli etkendir ve çoğu zaman çalışan kaynaklı bir sorun olarak görülür.

İnsan kaynakları üzerine yapılan araştırmalar ise bize aksini söylemektedir. Profesyonellerde düşük performansa yol açan ana nedenler aşağıdaki gibidir. Çalışanlarınızın performansını yükseltmek istiyorsanız aşağıdaki maddeleri dikkate almanızı öneririm.

  1. Çalışanlarda bilgi ve beceri eksikliği: Bilgi ve beceri eksikliği nedeniyle işinin gereklerini yerine getiremeyen çalışanların hiçbir şekilde başarılı olma şansı yoktur. Ofis içi ve dışı eğitimlerle onların bilgi ve becerileri hızla geliştirilmelidir.
  2. Donanım yetersizliği: Bir çalışan işini yapabilmek için yeterli araç gereç ve donanıma sahip değilse başarılı olamaz. Yetersiz ışıklandırma, yavaş çalışan bilgisayarlar, aşırı sesli, kalabalık, dar ve kötü havalandırmalı ofis ortamlarında performans baş aşağı gider.
  3. Düşük ücretlendirme: Piyasa ortalamalarının altında ücretlendirme çalışanların finansal olarak kendilerini iyi hissetmelerini imkansız hale getirir. Düşük ücretlendirme iş ortamında üretkenliği azaltır, mazeret izinlerini arttırır. Çalışanların kuruma olan aidiyet duygusunu ve sadakatini zayıflatır. Yaşadıkları finansal stresler nedeniyle çalışanların sağlıkları hızla bozulur.
  4. Teşviklerin eksik veya yetersizliği: Birçok kurumda yetenekli çalışanlar aşırı iş yükü altında ezilir. Çoğu zaman yıllık ücret artışları herkese eşit olarak yapılır. Kurumda yüksek performans ayrıca ödüllendirilmez.
  5. Takdir eksikliği: Yöneticiler çalışanın gayretini görmezden gelir. “Çalışanı şımartmayalım şimdi, bozulmasın” denilerek takdir etmezler. Bu davranış, çalışanı işine ve kuruma yabancılaştırır.
  6. Çalışan motivasyonunun düşük olması: İlk beş madde dış kaynaklı faktörlerdir ve çalışanın motivasyonunu zaman içerisinde erozyona uğratırlar. Bu faktörlerden bağımsız olarak motivasyonu kendiliğinden her zaman düşük olan çalışanlar da vardır. Bu gibi çalışanlar, gittikleri iş görüşmelerinde kuruma ne katacaklarını değil de kurumdan neler alacaklarını araştırırlar ve konforlarını ön planda tutarlar. Bu kişiler  kuruma bir şekilde kabul edildiklerinde, iş yerinde şikayet edecek ve performans göstermeyecek birçok nokta da bulurlar. Adayın kişilik özellikleri ve sahip olduğu insani değerler işin gereklerini yerine getirebilmek için kritik önemdedir. Doğru takım oyuncularını bulmak için uzmanların bilgisinden ve desteğinden yararlanmak, işe alım süreçlerinde yol kazaları yaşamanızı önleyecektir.

 

Bir Avukat Olarak İşleri Savsaklama Hastalığından Nasıl Kurtulursunuz?

Yeni bir güne daha uyandınız. Ayaklarınız ofise gitmek istemiyor. Gene vaktinde ödeme yapmayan ve iş isteyen bir sürü müvekkille uğraşmanız gerekecek. Kafanızdan çeşitli düşünceler geçiyor: “İşe olan inancımı kaybediyorum, günlük rutin işlerden sıyrılamıyorum. İşler dağ gibi birikti, yetişemiyorum. Ofise sabahları geç gidiyor, suçluluk duygusuyla ofisten geç çıkıyorum. Müvekkillerle olan temasım azaldı. Akşam eve geç gittiğim için yatağa girmem de gece yarılarını buluyor. Yorgun kalkıyorum, kahvaltı da yapmaz oldum. Kahveye yükleniyorum, bir yerde mide iflas edecek. Bakalım ne zaman? Usulen hatalar yapmaya başladım. Müvekkil duyarsa çok kötü olur. Arı gibi çalışıyorum ama bal yapamıyorum. Bu kısır döngüden bir an önce çıkmam lazım. Gelir gider dengem bıçak sırtında ilerliyor.”

Bu gibi düşünceler serbest çalışan birçok avukatın sürekli aklından geçmektedir. İşler yığıldıkça ertelemecilik başlamakta ve arzu edilen iş sonuçları bir türlü gelmemektedir. Zaten ileri tarihlere atılan duruşmalar da sonuç alınmasını geciktirmektedir. Peki, bu durumdan kurtulmak nasıl mümkün olur?

Basitçe ifade edecek olursak, bazı avukatlar mesleklerinde diğerlerinden daha başarılı olurlar.Çünkü belli şeyleri farklı ve yapılması gerekenleri de doğru şekilde yaparlar.Özellikle, zamanlarını diğerlerinden çok daha iyi kullanırlar. İş hayatında başarının, saygınlığın ve mutluluğun anahtarı önünüzdeki işe -başka bir şeyle ilgilenmeksizin- odaklanmak onu iyi yapmak ve sonuca erdirmektir.

Savsaklamak nedir?

Sıradan profesyonellerde,yapılacak çok fazla şeye karşılık, çok az zamana sahip olma duygusu vardır. Sizde bu duygudan muzdarip iseniz, işlere yetişmeye çalışırken başka işler üzerinize dalga dalga gelir. Bu nedenle yapmanız gerekenleri asla yapamazsınız. İşlere yetişemez ve geriden gelirsiniz. Sonucunda kariyerinizde fark yaratacak işleri tek tek ertelemeye başlarsınız. Önünüzde birden çok iş varsa, işleri bir öncelik sırasına koymalı, bir an önce yapılmazsa başınıza dert açacak, acil ve önemli işlere hemen başlamalı ve bitirmeden de başka bir işle ilgilenmemelisiniz. İşlerin önemi eşit derecedeyse, ilk olarak en zor olan işe girişmelisiniz.

Üst düzeyde performans ve üretkenliğe ulaşmanın yolu öncelikle yapmanız gereken görevleri her sabah belirleme alışkanlığı geliştirmenizdir. Öncelikleri belirleme, ertelemecilikten vazgeçme ve en önemli işe sarılma alışkanlığı hem zihinsel hem de fiziksel bir alışkanlıktır. Pratik yaparak bu alışkanlıkları edinebilirsiniz.

İşleri savsaklamanın nedenleri

İşleri savsaklamanın ve motivasyonsuzluğun başlıca sebeplerinden biri ne yapmanız, hangi sırayla yapmanız ve neden yapmanız gerektiği konusundaki belirsizlik ve kafa karışıklığıdır. Kağıt üzerine yazarak düşünmeye başladığınızda bu kafa karışıklığından kurtulabilirsiniz. Hedeflerini yazılı hale getiren profesyoneller bunu yapmayanlardan dört kat daha başarılı olmaktadırlar. Hedefinizi yazılı hale getirdiğinizde onu belleğinizde somut hale getirmiş olursunuz. Yazılı olmayan hedefler ise dilek ve temenni olarak kalır. Hedefler sizi başarıya götürecek uçağın yakıtıdır. Sürekli onları düşünmeniz sizi motive eder ve eyleme sevk eder. Yaratıcılığınızı tetikler, enerjinizi açığa çıkarır ve savsaklamayı bırakmanızı sağlar. Hedeflerinizi ne kadar çok düşünürseniz iç dürtünüz ve başarma arzunuz o denli büyür. Eğer, hiçbir iş ve yaşam hedefiniz yoksa, biran önce edinseniz iyi olur. İşyerinde işi savsaklamanın ve geciktirmenin diğer bir nedeni de insanların daha önce zayıf performans göstermiş olduğu görev ve etkinliklerden uzak durmalarıdır. Çoğu çalışan belirli bir alanda kendine bir hedef koymak ve kendini geliştirmek yerine o alandan tamamen kaçmayı tercih eder ki bu sadece kötüye gidişi hızlandırır. Aksine belirli bir alanda ne kadar iyi ve yeterli olursanız, o işlevi yerine getirmek konusunda da o kadar motive olursunuz. Hepimizin güçlü ve zayıf yönleri vardır. Zayıf yönlerimizi haklı göstermeyi ve savunmayı bırakmalı, bir hedef koyarak zayıf yönlerimizi geliştirmeliyiz.

Plan mı pilav mı?

Eyleme geçmeden önce iyi plan yapma beceriniz genel başarınızın ölçüsüdür. Plan ne kadar iyi olursa savsaklamaktan vazgeçmek, işe koyulmak ve devamlılık sağlamak o kadar kolay olur. Tek yapmanız gereken elinize bir kalem ve kâğıt alarak iş planınızı basitçe ve madde madde yazmaktır.

Verimlilik gerçeği

Her işi yapmaya zaman asla yetmez, fakat önemli işleri yapmaya daima vakit vardır. Bunun anlamı bütün işlere yetişemeyeceğinizdir. Bunu aklınızdan çıkarın. Tek amacınız en önemli sorumluluklarınızı yerine getirebilmektir. Diğer işler beklemelidir. Savsaklama yüzünden kişilerin kendilerince yaratılan zamanlama baskısı onları daha da büyük strese sokar. İşlerinizi vaktinde tamamlamak istiyorsanız, kendinize her zaman sormanız gereken soru: “En yüksek değer sunan faaliyetlerim nelerdir?” olmalıdır. Sadece sizin yapabildiğiniz ve iyi yapmanız şartıyla fark yaratabildiğiniz işler nelerdir?

İyimserlik

İyimserler her durumun iyi taraflarına bakarlar. Yolunda gitmeyen ne olursa olsun onlar karşılaştıkları zorlukların kendilerini geliştirdiğini bilirler. İyimserlik sizi hayatın zorluklarına karşı bir zırh gibi sarar ve yolunuzda kararlılıkla yürümenizi sağlar.

Eğitim

Sonuçlarınıza etki edecek becerilerinizi sürekli olarak geliştirin. Bugün ne kadar iyi olsanız da bilgi ve yetenekleriniz hızla eskimektedir. Daha iyiye gitmiyorsanız, daha kötüye gidiyorsunuz demektir. Zamandan tasarruf etmek istiyorsanız bunun en iyi yolu bireysel ve mesleki alanda gelişmektir. Her gün en azından bir saatinizi kendi alanlarınızla ilgili okumaya ayırın. Sabahları biraz daha erken kalkın ve yaptığınız işte sizi daha etkin ve üretken kılacak bilgileri içeren kitaplara vakit ayırın. Size can alıcı beceriler kazandıracak seminerlere katılın. Ne kadar nitelikli olursanız, iş çıkarabilme yetkinliğiniz artacaktır.

Sahip olduğunuz her şeyi kaybedebilirsiniz. Evinizi, arabanızı, bankadaki paranızı kaybedebilirsiniz.Ancak kazanma kabiliyetiniz baki kaldığı sürece bu zenginlikleri tekrar edinmeniz mümkün olacaktır. Hayata karşı başlıca sorumluluğunuz neyi gerçekten çok sevdiğinizi belirlemek ve sonra tüm kalbinizle o özel şeyi çok ama çok iyi yapmaktır.

Dinlenmek

Sekiz-dokuz saatlik bir çalışmanın ardından verimliliğiniz düşmeye başlar. Bu nedenle gecenin bir vaktine kadar çalışmak bazı hallerde kaçınılmaz olmakla birlikte, giderek daha az üretir hale gelirsiniz. Ne kadar yorgun olursanız işiniz o kadar kötü çıkar ve hatanız da o kadar çok olur. İşleri süründürmenin ana sebebi işe yorgunken başlamaktır.

Böyle bir durumda ne enerjiniz ne de şevkiniz kalmıştır. Sabahları tekleyerek çalışan soğuk bir motor gibi bir türlü çalışma arzunuz gelmez. Ne zaman ki aşırı yorgun ve çok az zamana karşılık çok fazla iş üzerinize yığılmışsa, en iyi şey eve erkenden gidip, deliksiz bir sekiz saat uyku çekmektir. Bu sizi tümüyle yeniden şarj edebilir. Böylece ertesi gün geç saatlere kadar kalarak çıkaracağınız işten iki-üç misli fazla iş çıkarmanız mümkün olur. Hem de hizmetinizi kaliteli bir şekilde üretmiş olursunuz. Diğer bir yöntem de yıllık izinlerinizi mutlaka kullanmaktır. Uzun tatillerle çıkamıyorsanız, cuma veya pazartesini içine alan uzatılmış hafta sonu tatillerine çıkarak pillerinizi şarj edebilirsiniz. Bu şekilde her tatilin ardında daha üretken olursunuz. İş günlerinde erken yatmak, hafta sonlarında yeterince uyumak ve tatillere çıkmak, enerji fazlasına sahip olmanızı güvence altına alacaktır. Bu ilave enerji işi savsaklama eğiliminizi ortadan kaldıracak, önemli işlere hızla ve kararlılıkla saldırmanızı sağlayacaktır.

Doğru beslenmek

Enerji düzeyinizi maksimumda tutmak için yediklerinize dikkat etmelisiniz. Güne yüksek proteinli, düşük yağlı ve düşük karbonhidratlı bir kahvaltıyla başlayın. Öğle yemeğinde tavuklu salata yiyin, şeker, tuz, beyaz unlu mamuller ve tatlılardan uzak durun. Gazlı içecekler, gofret ve çöreklerden uzak durun. Kendinizi bir sporcu gibi müsabakalara hazırlayın. Çünkü çalışma haftasına başladığınızda bir sporcudan farkınız kalmaz. Sağlıklı yiyerek, yeterli uyku ve düzenli sporla çok daha fazla işi kolayca ve daha hızlı çıkarmanız mümkün olacaktır. Çalışmaya başlarken kendinizi ne kadar iyi hissederseniz, çok daha az savsaklar ve çok daha keyifle işinizi bitirirsiniz. Böylece başka işlere de fırsat bulursunuz. Üretkenlikte üst düzeye çıkmak mutlu olmak ve yaptığınız işlerde başarıya ulaşmak için yüksek enerji kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Aciliyet hissi

Yüksek performanslı insanların dışarıdan bakıldığında belirgin özelliği “eyleme dönük” olmalarıdır. Üretken insanlar düşünmek, planlamak ve öncelikleri belirlemek için kendilerine vakit ayırırlar. Sonra da hızla işe atılır, hedef ve amaçlarına doğru yol alırlar. Sebatla, kararlılıkla ve sürekli çalışırlar. Bu zaman zarfında muhabbetle boşa vakit harcayan ve küçük değerde işlerle uğraşan kimselere kıyasla önemli ölçüde yol alırlar. Aciliyet hissi, bir işe hemen başlama ve onu hızla bitirmeye yönelik bir içsel dürtü ve arzudur. Bu dürtü başlamanızı ve yolunuza devam etmenizi sağlayan bir tez canlılıktır. Aciliyet hissi kendinizle yarışıyor olmak gibi bir şeydir.

Başarılı insanlar yüksek bir performans tutturabilmek için daima kendilerini işe koşarlar. Başarısız insanların ise başkaları tarafından denetlenmeleri, talimat almaları ve dürtüklenmeleri gerekir.

Uzun vadeli perspektif

Başarılı insanlar gelecek hakkında düşüncelere sahiptirler. Onlar beş yıl, on yıl sonrasını düşünürler. Arzuladıkları uzun vadeli gelecekleriyle tutarlı olması için bugünkü seçimlerini ve davranışlarını düzenlerler. İşinizde uzun vadede sizin için neyin önemli olduğunu bilmek, kısa vadedeki öncelikleriniz hakkında karar vermenizi büyük ölçüde kolaylaştırır. Gelecek düşüncesi bugünkü eylemleri etkiler hatta çoğunlukla belirler.

Başarılı insanlar uzun vadede daha büyük getiri almak için kısa vadede fedakârlığı göze alabilen ve zevkleri erteleyebilenlerdir. Başarısız insanlarsa kısa vadeli sonuçları ve hazları düşünüp, uzak geleceği boş verirler. Kaybedenler gerilim azaltıcı,kazananlarsa hedefe ulaştırıcı işler yaparlar.  Örnek olarak erken yatmak, erken kalkmak, işe erken gelmek, alanınızla ilgili düzenli okumak, beceri geliştirmek için kurslara katılmak geleceğiniz üzerinde müthiş olumlu bir etki yaratır. Diğer taraftan, işe son anda gelmek, gazete okuyarak oyalanmak, çay kahve,sigara içmek ve iş arkadaşlarıyla ahbaplık etmek kısa vadede eğlenceli görünebilir, fakat sonunda kaçınılmaz olarak yerinde saymaya, başarısızlığa ve hayal kırıklığına götürür.

Zaman öyle de geçer böyle de. Asıl mesele onu nasıl kullanacağınız ve ay sonunda hangi iş sonuçlarına ulaşacağınızdır.

Call Center Hizmeti Veren Bürolarda Performans Arttırmanın 25 Yolu

1.  Gün içerisinde yaşanan olumsuzluklar yerine olumlu olaylara odaklanın.

2.    Çalışanlarınıza koçluk yapmak için daha fazla vakit ayırın.

3.    Arama yapan çalışanları cesaretlendirin. En ufak ilerlemelerini bile tebrik edin.

4.    Eğitim ihtiyaçlarının neler olduğunu onlara sorun. Onların yerine siz karar vermeyin.

5.    Kişisel gelişimleri için daha fazla zaman ve kaynak ayırın.

6.    Arama yaparken onların yanında olun ve neler hissettiklerini anlayın. Duyun, görün ve hissedin.

7.    Arama yapan personele geri bildirim verirken olumlu ve olumsuz durumları bir denge kurarak paylaşın. “Gene ne yaptım?” diye düşünmelerini istemezsiniz değil mi?

8.    Ayda 4 defa her çalışanla bire bir görüşme yapın.

9.    Değerlendirme yapabilmek için sonuç alınan en iyi aramaları seçin ve herkese kayıttan bu aramaları dinletin.

10.  Bire bir yapılan görüşmelerde çalışanın görüşme içeriğini ve kişisel iş hedeflerini belirlemesine izin verin. Kendilerini iyi hissedeceklerdir.

11.  Arama yapan personelinizin gayretlerini takdir edin. “Ayın elemanı” programı düzenleyin.

12.  Günlük ve haftalık teşvik programları düzenleyin.

13.  Olağanüstü başarılar için özel ödül törenleri düzenleyin. Tüm çalışanların önünde ödülünü takdim edin ve onları alkışlayın.

14.  En iyilerin isimlerini ve profil resimlerini ofis bilgi panosuna asın. Çalışanlar buna bayılacaktır.

15.  Arama yapan çalışanlara özel kupalar, şiltler ve madalyalar takdim edin. Masalarında sergilemelerine imkan verin. Kendilerini harika hissedeceklerdir.

16.  Ayın elemanı ödülünü alan çalışanın bir ay süreyle başarı kupasını masasında sergileme hakkı olacaktır. 3 Ay üst üste kupayı kazanan elemana özel bir teşvik ödülü verin.

17.  Teşvik programlarınızın görünür yerlerde asılı olmasını sağlayın. Kazanma arzusunu harlayın.

18.  Yılda bir en başarılı arama personellerini belirlemek için tören düzenleyin.

19.  Borçlulardan en çok tahsilat yapan personelinizi tatile gönderin.

20.  Duvarda asılı olan bilgi panonuzu her gün güncelleyin.

21.  Gelişim için onların fikir ve önerilerini dinleyin.

22.  Hiçbir öneri ve yeni fikri öldürmeyin.

23.  Çalışanları nelerin motive ettiğini öğrenin.

24.  Kendi yaptıkları aramaları onlara dinletin ve neleri daha iyi yapabileceklerini bir kağıda yazmalarını isteyin. Kendileri hakkında çok değerli bir öz eleştiri yapacaklardır.

25.  Ayda bir oturdukları yerleri değiştirerek diğer çalışanlarla daha fazla temas kurmalarını sağlayın. Çalışanların ayakta da çalışabilmelerine imkan sağlayın.

 

 

Avukatlıkta Fiyat Rekabetiyle Nasıl Başa Çıkarsınız?

Devamlı olarak müvekkillerinizden fiyat indirmeniz konusunda baskı görüyor musunuz? “Diğer avukatlar daha ucuza yapıyor, sen de yapmazsan onlarla çalışırım.” sözünü işitiyor musunuz? Eğer öyleyse, bu sorunun temel nedenine odaklanma vakti gelmiştir.

Sizin için uygun olmayan müvekkilleri hedeflemek ve onların işini yapma isteği bu sıkıntının ana nedenidir.  Ne iş olursa alalım şeklinde yaklaştığınızda iş hacminizde artışlar yaşayabilirsiniz. Alacağınız sonuçlar olumlu gözükmekle birlikte sizi riske sokacak niteliktedir. Bu şekilde gelen müvekkiller fiyat pazarlığıyla sürekli sizi sıkıştıracak ve düşük bedellere size iş yaptırma arzusunda olacaklardır. Ayrıca sizden bir sürü ek hizmeti de ücretsiz yapmanızı isteyeceklerdir.

Fiyat rekabetinin içine girdiğiniz anda, fiyatlarınızın gideceği tek yön aşağı doğrudur. Peki, öyleyse, ne yapmalı? İşte size hak ettiğinizi almanızı sağlayacak üç hızlı adım:

1.İdeal müvekkil profilinizi tanımlayın

Müvekkillerinizi belirli kriterlere göre sınıflandırın. Yaş grubu, meslek grubu, eğitim, ilgi alanları, medeni durumu, hobileri ve hayat tarzlarını inceleyin. Sizin için ideal olan müvekkillerin ortak yönlerini bulmaya çalışın. Ortak yönleri belirledikten sonra, bu yönlere sahip olan müvekkil adaylarıyla bulundukları noktalarda temas kurmak için çalışmalar başlatın.

2. İdeal müvekkil hedefinizden bahsedin

Ofis çalışanlarınıza ve size müvekkil yönlendiren değerli kaynak kişilere hangi müvekkilleri hedeflediğinizi söyleyin. Sizin için ideal olan müvekkil özelliklerinden bahsedin. Onları bu konuda bilinçlendirin.

3. Müvekkilinizle mutabakat yapın

Yeni bir müvekkille anlaşma imzalamadan önce çalışma şartlarınız hakkında onları bilgilendirici bir toplantı yapın. Sizden neleri talep edebileceklerini onlara detaylı anlatın. Hizmetlerinizi nasıl ve ne zaman faturalayacağınızı ifade edin. Kendilerinin sizden beklentileri olduğu kadar sizin de onlardan neler beklediğinizi onlarla paylaşın. Müvekkil cevap verirken konuyu yuvarlak sözcüklerle geçiştiriyorsa, ileride sıkıntı yaşayabileceğinizi bilin ve tam bir mutabakat sağlanması için ısrarcı olun.

Y Kuşağını Hukuk Büronuzda Verimli Çalıştırma Rehberi

Y Kuşağı üzerine sayısız kitaplar yazıldı, seminerler düzenlendi. Bu yeni nesli tanıma ve anlamanın yolları arandı. İş yaparken dayanıklı oldukları lakin sadece kendilerini önemseyerek ve odağa koyarak yaşadıkları söylendi. Bir önceki neslin gözü kapalı yapabildikleri işleri yapmakta zorlandıkları ifade edildi. Yaratıcı, enerjik ve işbirliğine yatkın oldukları anlatıldı. Kısacası hepimize büyük bir heyecan ve merakla yeni neslin artı ve eksi özellikleri tanıtıldı.

Onlar artık sizin yeni avukatlarınız ve işbirliği yapacağınız meslektaşlarınız. İş ortamınızda bazı şeyleri iyi yönetirseniz, ofisinizdeki olumlu değişimin ve gelişimin ateşini yakacak insanlar. Peki, onlardan en yüksek verimi nasıl alacaksınız ve aidiyet duygularını güçlü tutacaksınız?

Bir Cuma günü müvekkilin önemli ve acil bir işini pazartesi gününe kadar yetiştirmek için çalışırken, ekibinize bu amaçla Cumartesi günü saat 13.00’e kadar fazla mesai yapmanız gerekeceği mesajını veriyorsunuz. Her şey yolunda gözüküyor. Bir de bakıyorsunuz, Cuma akşamı saat tam 18.00 olduğunda yeteri kadar çalıştığını ifade ederek, evine giden ve Cumartesi günü de işe gelmeyen çalışanlarınız olduğunu görüyorsunuz. Peki bu durumda ne yapacaksınız?

Başka bir örnekte de, sabah işe başlama saatlerinin değiştirilmesi konusunda sizinle ısrarla tartışan, sabahları ailesiyle keyifli kahvaltılar ve sonrasında spor yaptığı için gecikmek zorunda kaldığını ve bu yaşam tarzından taviz vermek istemediğini size söyleyen genç yetenekler, bu neslin gerçekten farklı bir üne sahip olmasını sağlıyor.

Genelde işverenlerin Y neslinden şikayetleri, bu neslin kendi kendilerine dönük olması, zamanı iyi yönetememeleri, sürekli takdir görme ihtiyaçları, büyüklere saygıda kusur etmeleri, müşteri odaklı olmamaları, yüz yüze iletişim becerilerinde eksiklik ve kendini çalıştığı alanlarda tam yetkili hissetmek şeklinde olmaktadır.

Herkes bilmelidir ki, bu nesil tümüyle farklı değerlere sahiptir. Kendi hayat tarzlarının mevcudiyeti, iç ve dış müşterilerinin ihtiyaçları ve beklentilerinden daha önemlidir. Klasik düşüncede, sebat etmenin ve çok çalışmanın bizi bir hukuk bürosunda ortaklığa taşıyacağına inanırız. Kurumda partner seviyesine geldikten olduktan sonra bir başka hukuk bürosuna geçilmesi de çok karşılaştığımız bir durum değildir. Lakin, bu çeşit sadakat özellikleri artık geçmişte kalmıştır.

Y Jenerasyonu huzurlu bir hayat sürebilmek için bir iş ister ve bu işte fazla mesai olmasından hoşlanmaz. Olabildiğince fazla izin ve serbest zaman imkanı arar. İşi hayatlarının merkezine koymazlar. İş, onlar için bir geçinme yoludur. Bununla birlikte, ücrete ve unvana önem verirler. İş – özel yaşam dengesini önemserler.

Peki, bu tarz yeni nesil yetenekleri yönetirken yöneticiler nelere dikkat etmelidir?  Y Jenerasyonu yaratıcı, enerjik, işbirliğini seven ve teknoloji kullanımında beceriklidir. Açıkçası, birçok güzel özelliği bünyelerinde barındırmaktadır. Bu nedenle, bardağın boş tarafına takılıp kalmamak gerekir.

Hukuk büroları yeni nesil yetenekler istihdam ederken, eğitirken ve ellerinde tutarken aşağıdaki konulara dikkat etmelidir:

  1. Yeni nesil, net olan amaçlar ve kurum değerleri görmek istiyor. Fazla çalışmaya karşı çıkıyor. Buna karşın, bir işi ele aldıklarında hedefledikleri ve söz verdikleri sürede tamamlıyorlar. Kısacası sorumluluk sahibi insanlar.
  2. Yaşayarak öğrenme toleransları düşük olduğu için onlara daha net, özetlenmiş bir liderlik ve rehberlik yapılmalı. Müvekkil ihtiyaçlarını anlamaları ve ihtiyaçları nasıl karşılayacaklarını görmeleri için onlara brifingler vermelisiniz.

Büyük resmin kendilerine gösterilmesi, çalışma şartlarının belirtilmesi sizce sadece bu neslin beklentisi midir? Kesinlikle hayır. Daha önceki nesiller de bunları istemiştir. Onlar da geri bildirim, yetkilendirme, cesaretlendirme, çalışma şartları, iş yükünün kontrolü ve iş dışı faaliyetler konularında işverenden talepler içerisinde olmuşlardır. Lakin Y neslinin sesi artık daha gür çıkmaktadır. Daha cesur ve talepkardırlar. Bu şartları sağlayabilmek onların başarısını teşvik edebilmek için artık gerekli hale gelmiştir.

Yeni neslin size kazandırabileceği rekabet avantajları

  1. Y Neslinin sahip olduğu özellikler müvekkil hizmetlerinizi geliştirecektir.
  2. Yaygın teknoloji kullanımı size zaman tasarrufu sağlayacaktır.
  3. Kurum içinde işbirliği içinde çalışmak müvekkillere sunulan hizmetin ve çalışmanın kalitesini arttıracaktır.
  4. Ne zaman mola vereceğini bilmek kurum içi yaratıcılığı geliştirecektir. İşten nefret duymadan ve devreleri yakmadan zor projelerin altından kalkmanızı sağlayacaktır.
  5. Kurum içi ve müvekkillerle yaptığınız uzun süren yüz yüze toplantılara daha az ihtiyaç olacaktır.

Eski günler artık geri gelmeyecektir. Eski günleri arayan ve bu konuda ısrarcı olan hukuk bürolarının yeni jenerasyonla başarılı sonuçlar elde etmesi çok güç olacaktır. Değişen dünyada kalıcı olabilmek ve ilerleme kaydetmek için hukuk bürolarının işe olan bakışlarını değiştirmeleri, yeni çağın ve neslin kurallarına ayak uydurmaları gerekmektedir. Ayrıca, müvekkillerinizin de bir süre sonra Y nesli olacağını unutmamalısınız.

Yeni yetenekleri sorunsuz bir şekilde bünyeye katmak ve verim alabilmek için etkili yöntemler

  • Onları işin kontrol odasına sokun: Yeni nesil yeteneklerle ön bir anlaşma yapın, bununla istihdam taahhüdünüzün şartlarını belirleyin. Avukatın hakları ve sorumlulukları hakkında konuşulmayan ve varsayılan tüm konuları onlarla paylaşın.
  • Değerlerinizi anlatın: Kurum değerlerinizden bahsedin, onlara detay bilgiler verin. Müvekkillere nasıl hizmet verdiğinizi anlatın. Profesyonelliğe bakışınızı ve kurum kültürünüzü anlatın. Somut olun. Genç avukatlarınızla, meslektaşlarınızla konuşun, onları önemseyin, sıradan insanlarla konuşur gibi yapmayın.
  • Soru sorunYakın zamanda ulaşmak istedikleri kariyer hedeflerini sorun, onlarca yıl sonra ulaşacakları hedefleri değil. Y nesli, dünyada büyük değişimlerin yaşandığı bir dönemde büyüdü. Beklenmeyen birçok olayın her an başa gelebileceğini gördüler. Yıllarca süren planların bazen boşa giden bir çaba olduğunu, fantezide kalabildiğine şahit oldular. Sonuç olarak, hayata uzun vadeli bakmadıklarından dolayı, kısa vadeli hedeflerine odaklanırsanız onlar için daha anlamlı olursunuz.
  • NetleştirinOnlardan bir hukukçu olarak tam ne beklediğinizi ifade edin. Hangi yetkinliklere ve davranış şekillerine sahip olmaları gerektiğini, hangilerini geliştirmeleri gerektiğini onlara gösterin.
  • Açık yüreklilikle dinleyin: İşe başlarken yeni ortamı öğrenme ve keşfetme tarzınızın karşınızdaki yetenek tarafından da benimseneceği varsayımında bulunmayın. Bu büyük bir hata olur. Sizden farklı olmaları hatalı oldukları anlamına gelmez. Bir müvekkille hizmet vermek ve onu memnun etmek için birden fazla yol olabilir. Yeni yöntemleri ve hedefleri yeni avukatınızla tartışın. Çok güzel fikirler duymanız olasıdır.