Mükemmel Bir İzlenim

Yüksek Egonun Avukatlık Kariyerinizi Yok Etmesinin Beş Yolu

Rekabetin yoğun yaşandığı hukuk sektöründe bir avukat olarak sağlıklı bir egoya sahip olmak gücünüze güç katar. Buna karşılık, egonuzu kontrol altında tutamazsanız, kariyerinize zarar veren bir canavara dönüşür. Ticari kararlar alırken, müvekkillerle temas ederken veya hangi dosyayı alacağınızı belirlerken egonuzun farkında olmanız ve onu ne zaman, nerede bir kenara bırakacağınızı bilmeniz önemlidir.

Sağlıklı bir egoya sahip olmanız kötü bir şey değildir. Ameliyat olacak hastaların cerrahlarına güvenmesi gibi, müvekkiller de avukatlarının kendinden emin olmasını ve kararlı bir şekilde dosyalarını takip etmesini isterler.

Aşağıda, avukatların sıklıkla düştüğü ego tuzaklarını, kariyerlerine zarar veren beş yaklaşım tarzını bulabilirsiniz:

1. Hayal kırıklığı yaratan müvekkil ilişkileri

Müvekkiller avukatların yeteneklerine güvenmek isterler. Bununla birlikte, avukatlar tarafından sözlerinin dikkate alınmasını da arzu ederler.  Küçümseyen yaklaşımlar, onlardan daha bilgili olduğunuzu ifade eden tavırlar başınıza dert açacaktır.
Alanınızdaki en iyi hukuk hizmetini sunuyor olabilirsiniz. Müvekkillerinizle sıcak ve samimi bir diyalog kuramıyorsanız iş ilişkinizin derinleşmesi, orta ve uzun vadede size yeni iş fırsatlarını getirecek tavsiye mekanizmasının çalışması mümkün olmayacaktır.

Hukuk Fakültesinden beri avukatlar doğru cevaplara sahip olmaları yönünde eğitilirler. Avukatlar zaman zaman yavaşlayıp: “En son ne zaman mesleğimle ilgili tavsiyeler aldım?” diye kendilerine sormalıdır. Dostluk faktörünün mevcut olduğu müvekkillerden geri bildirim istemek, avukatların kişisel gelişimi için çok faydalıdır.

2. Pratisyenlik

Müvekkiller artan bir şekilde uzmanlık aramaktalar. Çünkü sıkıntılarına çözüm üretecek, konuyu derinlemesine bilen profesyonellerle çalışmak istiyorlar. Buna karşın, bazı avukatlar her şeyin altından kalkabilecekleri düşüncesine sahipler.  5-10 alanda birden hizmet vermeye çalışan hukuk büroları var. Bu kadar çok alanda yaşanan gelişmeleri takip etmek ve her birine yeterince odaklanmak mümkün olamayacağından dolayı, maalesef verilen hizmetin kalitesinde sorunlar yaşanıyor. İş yapma hırsını ve egoyu bu noktada kontrol altına almanız sadece 1-2 alanda uzmanlaşarak iyi olduğunuz alana odaklanmak size rekabet üzeri başarıyı getirecektir.

Pratisyen bir tarzda her şeyden anlamaya çalışmak, küçük ve orta ölçekli bürolarda karşılaştığımız bir durumdur. İş alabilmek adına hedef kitlelere yönelik yapılan bu konumlandırma, söz konusu avukatların çetin bir fiyat rekabetinin içine düşmelerine sebep olmaktadır. Belli bir konunun uzmanı olduğunuzda ise hedef kitleler tarafından anlaşılır ve daha fazla işi daha yüksek ücretlerle almanız mümkün olur.

3. Paylaşmamak

Bazı avukatlar, müvekkillerinin farklı hukuk alanlarındaki ihtiyaçları için onları başka hukuk bürolarına yönlendirmeye sıcak bakmamaktadırlar. Müvekkilin aklını çelerler korkusuyla veya diğer meslektaşlarına güvenmedikleri için müvekkilin ihtiyacını tam olarak karşılayamamakta, köklü bir iş ilişkisini müvekkille kuramamaktadırlar.

İşinizin kalıcı olmasını ve büyümesini istiyorsanız, müvekkilinizin baş danışmanı olarak çalışmalısınız. Meslektaşlarınızın farklı bakış açılarını onlarla paylaşmalısınız.
Müvekkillerinizi köşe bucak saklamanız asla çıkarınıza değildir. Müvekkiller derinlik ve profesyonellik ararlar. Sizi ne kadar çok sevseler de, bir gün hasta olma ve işlerini yapamayacak duruma düşme ihtimaliniz onlar için bir endişe kaynağı haline gelir. Tek adam gösterisi bir yerden sonra soru işaretlerinin doğmasına sebep olur. Onlara ek bir açılım sunamadığınızda, müvekkilleriniz işlerini başka bürolara vermeye başlarlar. Bunu öğrendiğinizde artık iş işten geçmiş olur.

4. Kaybedilecek dosyaları almak

Kazanma olasılığı üzerine hesap yaparak işler almanın riski yüksektir. Çünkü kazanamazsanız para alamazsınız. Bu nedenle, avukatların hangi dosyalardan sonuç çıkmayacağını, hangilerinde de makul bir kazanma olasılığı olduğunu belirleyebilmesi başarı için anahtar öneme sahiptir.

Bazı avukatlar kendilerini yenilmez görürler. Davadaki tüm görünmez tuzakları alt edeceklerine inanırlar.  Bu noktada, bu avukatların yüksek egoları kazanma ihtimali yüksek olmayan dosyaları almalarına sebep olur. Bu şekilde ölçüsüz risk almış olurlar.

Zor dosyaları almak veya almamak konusu avukatların sürekli karşılaştıkları çetin bir ikilemdir. Kendini ve sınırlarını bilen bir avukat olmak bu noktada önemlidir. Masanıza gelen her dosyayı dikkatlice incelemeniz kariyeriniz ve saygınlığınız için elzemdir. Mükemmele yakın dilekçeler hazırlasanız da bir dosyanın olgularını değiştiremezsiniz. Hakikat hakikattir ve bunlar bir avukat olarak sizi sınırlayacaktır.

5. İş Fırsatlarını Kaçırmak

Avukatlar, değişen kanunları ve yenilikleri yakından takip etmeleri ve detaylarına hakim olmaları gerektiğini çok iyi bilirler. Zaman zaman gözden kaçırdıkları ise, dış dünyadaki yaşanan hızlı değişimleri mevcut iş modellerine zamanında tatbik edememeleridir.

Örnek olarak, geçmişte iş geliştirme amaçlı uyguladığınız ve kişisel markanızın pazarlamasında işe yarayan teknikler bugün hedef müvekkillerin ilgisini çekmeyebilir. Özellikle yeni nesillerin hukuk sektörüne girmesi veya hukuk hizmetleri alımında karar alıcı haline gelmesi bu olguyla sizi karşı karşıya bırakır.

Yeniliklere açık bir avukatsanız, bir danışmanla çalışmak için asla yaşça büyük olamazsınız, danışmanınız sizden yaşça küçük olsa dahi. Bu amaçla, değer verdiğiniz müvekkillerin görüşlerini alınız. Saygı duyduğunuz müvekkilleri bireysel yönetim ve danışma kurulu toplantılarınıza davet ediniz. Değerli düşüncelerini sizinle paylaşmalarını onlardan isteyiniz.

Bu tarz mentorluk desteği almak, kendi kanatlarıyla uçmak isteyen ama nereden başlayacağını bilemeyen genç avukatlar için de çok faydalıdır. Egonuzu bir kenara koyup, değişen dünya ve piyasa şartlarında size rehberlik edecek bir mentordan destek almanız, kariyerinizde kalıcılık ve sürdürülebilir büyümeyi size getirecektir.

İş Liderleri için Hikaye Anlatmanın Önemi (Storytelling)

Stories

Başarılı Bir Hikaye Anlatıcısı Nasıl Olursunuz?

İş arkadaşlarımıza ve müşterilerimize hikayeler anlatırız. Sunduğumuz projeleri kabul etmelerini ve ikna olmalarını isteriz. Bir çalışanımızın kendisini belli bir alanda geliştirmesini bekleriz. Takımımızın zorluklar karşısında ilham alarak harekete geçmesini arzu ederiz. Tüm bu nedenlerle, insanları istediğimiz yönde harekete geçiren hikayeler anlatabilmek, iş dünyasında çok az sayıda liderde mevcut olan özel bir beceridir. Peki, iş dünyasında hikayeler anlatabilmemiz neden bir gereklilik haline gelmektedir? Ve ikna edici hikayeler nasıl oluşturulur?

Mevcut durum

Bilgiyle çevrelenmiş olduğumuz bu çağda, iş liderleri ilginç hikayeler anlatmadıkları sürece seslerini artık  duyuramayacaklardır. İş sonuçları, rakamlar ve tüm rasyonel bilgiler iş hayatı için önemli olabilir. Fakat, hiçbiri belleklerimizde kalıcı bir iz bırakmaz. Buna karşın, hikayeler zihnimizde kalıcı hatıralar bırakma gücüne sahiptir. Hikayeler, duyguları yaşanan olaylarla ilişkilendirir. Bu nedenle, iyi hikayeler üretebilen ve bunları insanlarla paylaşabilen liderler diğerlerine göre büyük bir avantaj elde edecektir.  Güzel haber ise, herkesin eğitim alarak daha iyi bir hikaye anlatıcısı olabileceğidir.

İş dünyasında hikayeler anlatmanın nasıl faydaya çevrilebileceğini aşağıda bulabilirsiniz:

Mesajla başlayın

Her hikaye hazırlığı şu soruyla başlamalıdır: “Dinleyicilerim kimdir ve benim onlara mesajım nedir?”; “Onlarla neyi paylaşmak istiyorum?”

Hikayeniz hakkında alacağınız her karar bu soruların süzgecinden geçmelidir.

“Takımımda oluşturmak istediğim ana değer nedir?” Örneğin, eğer takımınız başarısız olma ihtimalinin projelerinde mümkün olmadığını iddia ediyorsa, onlara başarının kardeşinin başarısızlık olduğunu anlatmanız gerekir. Ya da üst düzey yöneticilerinizi projenize destek vererek risk almaları yönünde iknaya çalışıyorsanız, birçok büyük şirketin zamanında akıllı riskler alarak bugüne geldiğini anlatabilirsiniz. Öncelikle, ana mesajınız üzerinde mutabık olmalısınız. Sonrasında onu nasıl tasvir edeceğinizi bulacaksınız.

Kendi deneyimlerinizden faydalanın

En iyi hikaye anlatıcıları kendi anılarından ve hayat deneyimlerinden yararlanırlar. Bu şekilde, mesajlarını tasvir ederler. Paylaşmak istediğiniz fikri, yaşadığınız hangi olayın en iyi şekilde ifade edeceğini araştırıp bulmalısınız. Başarısızlıklardan ders alarak başarıya ulaştığınız anları düşünün. Bir yakınınızın veya öğretmeninizin size verdiği bir hayat dersini hatırlayın. Bunlardan bir tanesi, hikayeye giriş için ilgi çekici bir kapı olabilir. Genellikle, iş ortamlarında kişisel bilgileri paylaşmama gibi bir yönelim olmakla birlikte, mücadeleleri, başarısızlıkları ve engelleri tasvir eden anekdotlar onu anlatan liderleri içten ve ulaşılabilir gösterir. Burada amaç, sizin de savunmasız anınızın olabildiğini dinleyicilere göstermektir.

Kendinizi kahraman olarak göstermeyin

Hikayenin yıldızı siz olmayın. Dev çalışma ofisinizi veya gerçekleştirdiğiniz milyonluk projeleri anlatmanız çalışanlarınızı harekete geçirmez. Hikayede merkezi bir noktada olabilirsiniz. Fakat gerçek odak diğer insanlar, aldığınız dersler veya yaşadığınız olaylar üzerine olmalıdır. Fırsatını bulduğunuz anda, sizi dinleyenleri veya çalışanlarınızı kahraman olarak göstermek için çaba sarf edin. Bu onların konuya olan adanmışlığını arttıracak ve verdiğiniz mesajı almalarını kolaylaştıracaktır.

Hikayeleri dinlemek istememizin nedenlerinden birisi de bir konu hakkında daha derin bir inanışa ulaşmak arzusudur. Lakin hikayeyi anlatan kendinden bahsetmeye başladığında dinleyiciler hemen onu takibi bırakmaktadırlar. Kendi kararlarınıza ne kadar çok vurgu yaparsanız, dinleyicileriniz sizinle o kadar az bağlantı kurmak isteyeceklerdir ve mesajınızı almakta zorlanacaklardır.

Mücadeleye odaklanın

İçinde mücadele olmayan bir hikaye hiç ilginç değildir. İyi hikaye anlatan liderler hikayede bir çatışma ve sürtüşme olması gerektiğinin farkındadır. Yenilmesi gereken bir rakip mi var? Pazarda yaşanan bir krizin üstesinden mi gelinmeli? Değişime direnen bir sanayi dönüşüm ihtiyacı içerisinde mi? Bu amaçla, gidilecek yolun çok zor olduğunu dinleyenlere ifade etmekten korkmayın. Aslında, insanlar sürecin zor olacağını duymaktan hoşlanırlar. Akıllı liderler çalışanlarına şunu söyler: “İşimiz çok zor olacak. Ama el birliğiyle çalışırsak ve dayanışma gösterirsek, hep birlikte harika bir noktaya ulaşacağınız.

Bu tarz bir çağrıyı içeren iyi hazırlanmış hikayeler anlattığınızda, insanlardan değişim için ilave çaba göstermelerini istemenize gerek kalmaz. Çünkü insanlar bu yola sizinle çıkmaya zaten hevesli olacaklardır.

 Basit olan güzeldir

Her anlattığınız hikaye bir sürprizle bitmek zorunda değildir. Bazı başarılı ve akılda kalıcı hikayeler nispeten basit ve konu odaklıdır.

Dikkati ana mesajınızdan uzaklaştıracak gereksiz detaylardan kaçının. “Az yeterlidir” prensibine göre çalışın. Yapabileceğiniz en büyük hata hikayeyi çok fazla detayla doldurmaktır.  Aylardan hangi gün olduğunu belirtmenize, hangi ayakkabıyı giydiğinizi söylemenize gerek yoktur. Bu gibi detaylar hikayedeki büyüyü bozar. Diğer taraftan, sizi dinleyenlerle paylaşacağınız o ana ait duygularınız veya yüz ifadenizin nasıl olduğunun tasviri, dinleyicilerin hikayenin içine tümüyle dalmalarına ve mesajı kolayca almalarına imkan verir.

 Pratik yaptıkça mükemmelleşirsiniz

Hikaye anlatımı mükemmele ulaşmak için sürekli tekrar gerektiren bir sanat biçimidir. Sevdiğiniz insanlarla, dostlarınızla veya güvendiğiniz iş arkadaşlarınızla tekrarlar yapmalısınız. Bu şekilde ustalaşır ve mesajınızı etkili ve verimli bir hikaye halinde sunmaya başlarsınız.

Unutmayın ki, bu provaların size ödülü çok büyük olacaktır.

Hikayeler orijinal bir sözel iletişim yöntemidir. “Vay canına!” dedirten bir hikaye anlattığınızda, onu dinleyen insanların ilk yapacağı iş, çıkışta bu güzel hikayeyi çevrelerinde ilk kime anlatacaklarını düşünmek olacaktır.  Bir lider olarak mesajınızı verirken hikaye anlatmak için harcayacağınız ilave beş dakika, aylar belki de yıllar sürecek getiriler elde etmenizi sağlayacaktır.

Business Storytelling Eğitimlerimiz için bizi arayabilirsiniz.

Speak & More

 

Hemen Şimdi Yeni İş Almak İçin Ne Yapmalısınız?

Serbest çalışan avukatlar bilirler. İş geliştirme, günlük çalışma programının bir parçası olmak zorundadır. Eldeki işler bitirildiğinde yeni işler nereden gelecek diye endişe duyulan anlar olur. Size de böyle hisler geliyorsa sakın panik yapmayın. İşte size en hızlı şekilde yeni iş kazandıracak yöntem:

Hemen ofisten çıkın ve müvekkillerinizi ziyaret edin!

  • Bugüne kadar hizmet verdiğiniz eski yeni tüm müvekkillerin bir listesini çıkarın, onları telefonla arayın. Geçerken uğramak ve bir çaylarını içmek istediğinizi, kendilerine yakın bir bölgede işinizin olduğunu söyleyin. Mutlaka buyur edeceklerdir.
  • Ziyaretiniz sırasında, havadan sudan bahsedin, aileleri ve çocuklarının okul durumunu sorun. Daha sonra müvekkilin işlerini ve bulunduğu sektörün durumunu sorular sorarak anlamaya çalışın. Bu bilgiler size onlarla iş yapma fırsatlarını oluşturacaktır.
  • Size ihtiyaçlarından ve sıkıntılarında bahsetmeleri ileride iş yapmanızı mümkün kılacaktır. Ziyaretiniz sırasında, müvekkilinizi ilgilendirebilecek bir makaleyi veya önleyici hukuk önerilerinizi içeren bir listeyi masalarına bırakın. Bu yaklaşım müvekkillerin çok hoşuna gider ve kendilerine özel bir hizmetiniz olduğunu düşünürler.
  • Bu arada, bir haftada on müvekkil ziyaret edip, hiş iş almadan dönme ihtimalinizin sıfır olduğunu biliyor musunuz? Bunun yerine ofiste oturup, müvekkillerin gelmesini beklerseniz bilin ki gelmeyecekler.

Güçlü sunumunuzla karşınızdaki iş adamlarını etkilediniz ama hala arayan yok mu?

Aramamaları normaldir. Bunun türlü sebepleri olabilir. Acil ihtiyaçları yoktur, söylediklerinizin %80’ini 2 gün içinde unutmuşlardır veya isminizi hatırlamıyorlardır. Bu durumda bir avukat ne yapmalıdır? Tabii ki, iş geliştirmeye azimle devam etmelidir. İlk görüşmenizden sonra işi hemen alacağınızı düşünürseniz yanılırsınız. Yirminci görüşmeye kadar gitmez ama, sizin gibi bir avukata ihtiyaçları olduğunda akıllarına gelmeniz için sürekli kendinizi görünür kılmanız ve onlarla temas kurmaya devam etmeniz gerekir.

Satış ve pazarlama dünyasında yapılan araştırmalar gösteriyor ki, ortalama beş temas sonrasında müşteriler satışçıdan bir ürün veya hizmet almaya karar veriyorlar. Satışçıların sadece %20’si beşinci temasa kadar dayanabiliyor. Diğerleri bundan iş çıkmaz deyip ipin ucunu bırakıyorlar ve satışı kaçırıyorlar.  

Bu araştırmanın sonuçlarını avukatlıkta iş geliştirmeye tatbik etmek mümkündür. Hedef müvekkillerin size güvenebilmeleri ve birlikte çalışmaya karar verebilmeleri için onların çevrelerinde olmanız ve kendinizi hatırlatmanız gerekmektedir.

Tek bir görüşmeyle işi bağladım diyen meslektaşlarınıza inanmayın. İş geliştirme bir süreç yönetimidir. Bir gecede olmaz. Avukatların aynen aşağıdakileri yapması gerekmektedir:


  • Hedef müvekkillerin bulunduğu mekânlarda (dernekler, restoranlar, spor kulüpleri) dolaşın. Kendinizi sıkça gösterin.
  • Hedef müvekkillerinizle sıcak ilişkiler kurun. Bu şekilde sizi daha yakından tanımalarına imkân verin. Size daha kolay güvenir ve işlerini verirler.
  • Arkadaşlıklar kurun ve geliştirin.
  • En önemlisi de, hedef müvekkillerinizin olduğu yerlerde sıkça takılın (Sanki bu cümleyi başta kullandım gibi).

Kalıcı bir izlenim bırakmadan hiçbir müşteri adayınızın işini alamazsınız. Ancak bu şekilde, iyi bir avukata ihtiyaç duyduklarında sizi hatırlarlar.  Heyecanlı bir konuşma veya verimli bir toplantı bunları tek başına sağlamayacaktır. Başarılar!

Müvekkil Memnuniyetini Nasıl Arttırırsınız

Mevcut veya potansiyel müvekkille ilk temasınızı eşsiz kılmak için neler yapabilirsiniz. Biliyorum birçoğunuz başarılı olduğunuzu düşünüyorsunuz ama çok daha iyi olabileceğinizi hiç düşündünüz mü?

Birkaç küçük ayrıntıyla harikalar yaratabileceğinizi biliyor musunuz?

Örneğin:

  • Büronuzu telefonla arayan müvekkillere veya müvekkil adaylarına standart bir şekilde telefonu açarak cevap vermeyin. “Merhaba ABC Hukuk bürosu lütfen bekleyin” demeyin.
  • Sizin arayan kişinin ismini öncelikle sorun ve ona ismiyle hitap ederek saygısını kazanın. İnsanları para kaynaklarınız olarak görmeyin.
  • Bir şey yapacağınızı söylediğinizde mutlaka yapın. Bazı avukatlar söz vermelerine rağmen o önemli e-postayı vaktinde veya hiç göndermezler. Bu durum size olan güveni erozyona uğratır. Müvekkilinize yapabileceğinizi söylediğiniz her şeyi yapın ve bunu vaktinde yapın.
  • Müvekkillerinizi ayda bir arayın. Dosyalarında bir gelişme olsun olmasın arayın. Bu şekilde, onları düşündüğünüzü, onları unutmadığınızı ve işlerini en iyi şekilde takip ettiğinizi onlara hissettirin.

Hukuk Bürolarına düzenlediğimiz eğitimlerde avukatlara müvekkil memnuniyetini en ince ayrıntısına kadar nasıl yönetmeleri gerektiğini gösteriyoruz. Bunun üzerinde biraz fazla zaman harcıyoruz. Çünkü iyi icra edildiğinde size deli gibi yeni işler getiriyor. 

İş Performansınızı Arttırmak ve Hayallerinizi Gerçekleştirmek için İki Anahtar Kelime

Hangi sıklıkla birine “teşekkür ederim” diyorsunuz?

Yeni bir iş ararken veya bir işi yönetirken yapılan önemli hatalardan biri yeteri miktarda teşekkür ederim sözünün ağızdan çıkmamasıdır. Yeni iş bulmanızda size doğrudan veya dolaylı yönde yardımda bulunanlardan bu sözü esirgemeniz veya unutmanız insanların sizin için bir sonraki hamlelerinde çok da istekli olmamalarına neden olacaktır.

Mevcut müşterilerinize sık sık teşekkür edin. Sizinle çalıştıkları için teşekkür edin. Ofisinizi ve sizi tercih ettikleri için teşekkür edin. Size yeni müvekkiller kazandırdıkları için teşekkür edin. Sakın onları takdirsiz bırakmayın. Yoksa onları ve yaptıklarını çok da önemsemediğinizi düşünebilirler.

Diğer taraftan, potansiyel müşterinize de her zaman teşekkür edin. Yeni bir proje için size hizmet sunumu yaptırdıkları ve teklif istedikleri için teşekkür edin. Size ve ofisinize ilgi gösterdikleri için teşekkür edin. Teşekkürü sadece işler yolunda gittiğinde etmeyin.  İşler sizin istediğiniz şekilde gitmese bile teşekkür ederek düşüncelerine saygı gösterdiğinizi ilk elden karşı tarafa ifade edin. Tüm teşekkür mesajlarınızı çok nazik bir dille yazın.

İnsanların sizin için bir şey yapmadığı anlarda bile onlara teşekkür edin. Onları bir öğlen iş yemeğine siz davet etmiş olsanız bile katılımcı oldukları için teşekkür edin. Etrafınızdaki insanlara sizin için yaptıkları şeylerden dolayı onları ne kadar takdir ettiğinizi göstermeniz başarıya giden yolu sizin için bir otobana çevirecektir. 

En son ne zaman aynaya baktınız?

Biz insanlar, iyi görünümlü kişilere otomatik olarak yeteneklilik, incelik, dürüstlük ve zekilik gibi özellikler yükleriz. Görünüm iyiyse her şey iyidir. Sevilen avukat olmaya hazırsınızdır.

Bilimsel araştırmalar göstermektedir ki, fiziksel çekiciliği olan, iyi giyimli davalıların suçlu bulunsalar bile  ceza alma olasılıkları düşmektedir. Çekici ve güzel saç tıraşı olan insanlar büyük bir ayrıcalığın tadını çıkarmaktalar, daha fazla sevilmekteler ve daha ikna edici görünmekteler. Bu nedenle, ofis elemanlarınızı mutlaka çekici adaylar arasından seçin. Bu size iş getirecektir. Kendi görünümüne ve ekibininkine dikkat etmeyen avukatlar ise kaybedenler kulübüne daimi üye olacaktır.

Başarılı Bir Avukat Olarak Nasıl Giyinmelisiniz?

İyi giyinmek bir tanrı lütufu değildir. Giyim kuşamdan pek anlamıyorsanız, iyi giyinen bir arkadaşınıza danışabilirsiniz. İş kıyafetinizle imaj yaratmak için zaman ve para harcamalısınız. Gardırobunuza para harcadığınıza üzülseniz de geleceğe yatırım yaptığınızı unutmayın.

 

Bayanlar için döpiyes, tayyör, takım elbise

 

Erkeklerin resmi iş kıyafetleri giydiği bir iş ortamında bayanlar için en iyi seçenek etek ceket takımıdır. Birbirine yakışan üç ceket, üç etek ve yedi bluzdan oluşan çekirdek bir gardırop ayın her günü farklı bir şey giymenize yarayacaktır.

 

Pantolon takımlar da güzeldir. Ama muhafazakâr bir ortamda tepki çekebilir. Temel hatlara farklılıklar katan şeyler bluz, gömlek ve aksesuarlardır. Resmiyet, arkadaşlık, ciddiyet, neşe ya da duruma uygun olan havayı yaratırlar.

 

Bayanlar için ceket

 

Çok resmi ve geleneksel olanlar dışında birçok iş ortamına uygun bir seçenektir. Başarılı bir ceket gardırobu oluşturmanın yolu, işin farklı yönlerine uyacak ve size değişik görünümler kazandıracak ceketler seçmekten geçer. Ceketler fazla renkli ve değişik kesimli olmayan düz elbiselerin ya da etek bluzların üzerine giyilebilir. Koyu renkli resmi bir ceketin altına uygun renkte yine koyu bir etek bir hayli ciddi bir görünüm kazandırır.

 

Bayanlar için aksesuarlar

 

Zevkinize uygun klasik ya da havalı, gösterişli eşarplar, kemerler ve mücevherat kullanabilirsiniz. Uzun çoraplar resmi iş kıyafetini tamamlayan hayati parçalardır. Eteklerinize ve ayakkabılarınıza uygun açık ve koyu renk çoraplarınız mutlaka olmalıdır. Şemsiyeniz çantanız saatiniz ve not defteriniz de genel görünümünüzle uyumlu olmalıdır.

Resmi görünüm için koyu renkleri ve klasik tarzları, başka türlü görünmek için daha moda ve enteresan olanları tercih edin. Ceket yakasına takacağınız bir broş size otorite ve güçlü iş kadını kimliğini hemen verecektir. Ceket yakasındaki broş öylesine güçlüdür ki, fazla kiloları olan bayanları bile daha zayıf gösterebilmektedir. Broşu yakanıza taktığınız anda karşınızdaki insanların tüm dikkatini broşa çekersiniz.  Bir diğer önemli aksesuar da bayanlar için inci kolyedir. İnci kolye takan bayanlara olgun, başarılı ve varlıklı sıfatları hemen atfedilir.

 

Erkekler için takım elbise

 

Resmi bir iş ortamına, üst düzey yöneticiliğe uygun temel kıyafet geleneksel takım elbisedir. Müşterilerle yapılacak görüşmeler, başka iş görüşmeleri ve sunuşlar için de uygundur. Hem koyu hem açık renklerde, düz veya az çizgili en az üç takım elbiseniz ve bunlara uyacak altı adet gömleğiniz, dilediğiniz kadar da kravatınız olmalıdır.

 

Bir gruba hitap edeceğiniz zamanlarda Amerikan Başkanları gibi beyaz gömlek üzerine kırmızı renkli bir kravat tercih etmeniz, sizi daha otoriter ve konusuna hâkim gösterecektir. Takım elbiselerde lacivert, gömlek ve kravatlarda mavi rengi tercih ederseniz, dinamik ve profesyonel bir görünüme sahip olursunuz.

 

Kravat seçimi takım elbise içinde çok önemlidir. Gömlek satın alırken kravatı beraber almanız uyumsuzlukları önler. Çiçekli, böcekli veya resimli kravatlardan uzak durmalısınız. Koyu siyah gömleklerin üzerine siyah kravatlar takmayın. Siyah gömleklerinizi sadece gece kulübüne gittiğinizde giyin. İş için uygun olmadığını bilin. Profesyonel imajınıza zarar vereceğini unutmayın.

 

Müvekkilleriniz ağırlıklı bayanlar ise lacivert takım elbisenin altına pembe gömlek ve lacivert kravat giyebilirsiniz. Pembe renk bayanların hoşuna gider. Beyaz gömlek içine atlet giymekten kesinlikle kaçının. Atlet beyaz gömlek üzerinde görünecek ve kötü bir görüntü yaratacaktır. Bunun yerine kollu fanila giymeniz atletin yaratacağı kötü görüntüyü ortadan kaldırır.

 

Koyu lacivert veya gri takım elbiselerin altına düz beyaz veya açık mavi gömlek tercih edin. Kalın çizgili ve koyu renkli gömlekleri takım elbiselerin altına giymeyin. Yaşlı başlı değilseniz, kahverengi takım elbiselerden uzak durun. Açık renkli ve beyaz çorapları koyu takımların altına sakın giymeyin.

 

Kemerinize cep telefonu asmayın. Cep telefonu melodisini şarkı veya türkü cinsinden ayarlamayın. Çatlamış ve yıpranmış kemerler takmayın. Kahverengi rugan ayakkabı giyerken siyah kemer kullanmayın. Kemer rengiyle ayakkabı renginin aynı olmasına dikkat edin. En az üç adet altı kösele rugan ayakkabınız olsun. Ayakkabıyı bir gün dinlendirmek için başka bir ayakkabı giyin. Bu, ayakkabılarınızın kolay aşınmasını önleyecektir.

 

 

Erkekler için aksesuarlar

 

Bütün pantolonlara takılabilecek iyi kalite birkaç deri kemer, pantolonları düzgün asmaya yarayacak birkaç askı, size yakışıyorsa yelekler, kravatınıza uyacak düz beyaz krem rengi keten ya da renkli, ipek yaka mendiller, kaliteli klasik tarz kol düğmeleri, şemsiye, çanta, defterler ve saat (aşırı büyük yanar döner saatler veya ucuz plastik saatler hariç), kalem (ofisten alınmış tükenmez kalem değil size ait bir dolmakalem olmalıdır) ve kaliteli bir deri çantaya sahip olun. Tüm iş görüşmelerine deri çantayla gidin. Deri Çanta, hukukçu ve profesyonel kimliğinizi pekiştirecektir. Çantasız dolaşmayın.

Her Defasında Muhteşem Bir İlk İzlenim

İşini almak istediğiniz yeni bir insanla ilk tanışmanız her şeyin belirleyicisidir. “İlk izlenim son izlenimdir” sözünü her zaman akılda tutmak gerekir.

İnsanların yüzde doksanı ilk karşılaşmada birkaç dakika içinde karşılarındaki hakkında bir karara varmakta. İnsanlar görselliğin baskın olduğu yaratıklar. Bu yüzden de gördüklerimizden hemen etkileniyoruz.

İlk karşılaşmada karşınızdaki kişinin elini sağlam bir şekilde kavramak ve tokalaşmak, bu kişinin sizin hakkınızda vücut lisanı yoluyla elde edeceği ilk izlenim olacaktır. Parmakları acıtmayan sağlam bir el sıkış kendinize olan güveni karşı tarafa iletecektir. Tokalaşmalarda zayıf el sıkmak veya eli tam kavrayamamak özgüven eksikliği ve karşıdaki insanı önemsememe olarak yorumlanmaktadır.

Bıraktığınız kişisel izlenimin ana belirleyicileri ırk, yaş, cinsiyet, boy, kilo, ten rengi, vücut dili ve giyimdir. İyi giyinmenin insanları etkileme ve işinizin uzmanı olduğunuz yönünde karşı tarafa mesaj verme anlamında etkisi büyüktür. İyi giyimli insanlara becerikli, uzman, profesyonel gibi sıfatları hemen yapıştırırız. Bir Avukat olarak ilk görüşmede olumlu bir izlenim vermek için giyiminize dikkat etmeniz çok önemlidir.

Kişisel Bakım Sanatı

Bir Avukatın öncelikli olarak kendine çok iyi bakması, sağlıklı, temiz ve çekici bir görüntüyü insanlar karşısında sürekli vermesi önemlidir. Avukatlıkta kendinize bakmadığınız anda, kaybedenlerden biri olursunuz. Mükemmel bir bakım ve iyi bir zevk ise nerede olursa olsun, imajınızın çok yol almasını sağlar.

 

Bazıları rutin kişisel bakımı beceremez. Bir düzen kuramaz. Eğer yeterince motive olursanız, bakımlı olmak kolaylıkla kazanılabilecek bir alışkanlıktır. Dişleriniz, teniniz, saçınız, tırnaklarınız ve duruşunuz kendinize ne derece değer verdiğinizi yansıtır. Bakımlı, sağlıklı saçlar ve gıcır gıcır kaliteli ayakkabılarla, aradaki farkı hızla kapattığınızı görünce şaşıracaksınız.

 

İşte size bazı imaj kırıcılar:

  • Nefesin kötü kokması
  • Özensiz tıraş
  • Oje ya da cila kalıntıları
  • Kepek
  • Parfüm banyosu yapmış gibi kokmak
  • Soluk ten
  • Kötü vücut kokuları
  • Kötü giyim tarzı
  • Ütüsüz kıyafetler
  • Lekeli kravatlar
  • Çamurlu ve tozlu ayakkabılar
  • Kemere takılı cep telefonları
  • Takım elbise altına giyilmiş beyaz çoraplar