Pazarlama

Yüksek Egonun Avukatlık Kariyerinizi Yok Etmesinin Beş Yolu

Rekabetin yoğun yaşandığı hukuk sektöründe bir avukat olarak sağlıklı bir egoya sahip olmak gücünüze güç katar. Buna karşılık, egonuzu kontrol altında tutamazsanız, kariyerinize zarar veren bir canavara dönüşür. Ticari kararlar alırken, müvekkillerle temas ederken veya hangi dosyayı alacağınızı belirlerken egonuzun farkında olmanız ve onu ne zaman, nerede bir kenara bırakacağınızı bilmeniz önemlidir.

Sağlıklı bir egoya sahip olmanız kötü bir şey değildir. Ameliyat olacak hastaların cerrahlarına güvenmesi gibi, müvekkiller de avukatlarının kendinden emin olmasını ve kararlı bir şekilde dosyalarını takip etmesini isterler.

Aşağıda, avukatların sıklıkla düştüğü ego tuzaklarını, kariyerlerine zarar veren beş yaklaşım tarzını bulabilirsiniz:

1. Hayal kırıklığı yaratan müvekkil ilişkileri

Müvekkiller avukatların yeteneklerine güvenmek isterler. Bununla birlikte, avukatlar tarafından sözlerinin dikkate alınmasını da arzu ederler.  Küçümseyen yaklaşımlar, onlardan daha bilgili olduğunuzu ifade eden tavırlar başınıza dert açacaktır.
Alanınızdaki en iyi hukuk hizmetini sunuyor olabilirsiniz. Müvekkillerinizle sıcak ve samimi bir diyalog kuramıyorsanız iş ilişkinizin derinleşmesi, orta ve uzun vadede size yeni iş fırsatlarını getirecek tavsiye mekanizmasının çalışması mümkün olmayacaktır.

Hukuk Fakültesinden beri avukatlar doğru cevaplara sahip olmaları yönünde eğitilirler. Avukatlar zaman zaman yavaşlayıp: “En son ne zaman mesleğimle ilgili tavsiyeler aldım?” diye kendilerine sormalıdır. Dostluk faktörünün mevcut olduğu müvekkillerden geri bildirim istemek, avukatların kişisel gelişimi için çok faydalıdır.

2. Pratisyenlik

Müvekkiller artan bir şekilde uzmanlık aramaktalar. Çünkü sıkıntılarına çözüm üretecek, konuyu derinlemesine bilen profesyonellerle çalışmak istiyorlar. Buna karşın, bazı avukatlar her şeyin altından kalkabilecekleri düşüncesine sahipler.  5-10 alanda birden hizmet vermeye çalışan hukuk büroları var. Bu kadar çok alanda yaşanan gelişmeleri takip etmek ve her birine yeterince odaklanmak mümkün olamayacağından dolayı, maalesef verilen hizmetin kalitesinde sorunlar yaşanıyor. İş yapma hırsını ve egoyu bu noktada kontrol altına almanız sadece 1-2 alanda uzmanlaşarak iyi olduğunuz alana odaklanmak size rekabet üzeri başarıyı getirecektir.

Pratisyen bir tarzda her şeyden anlamaya çalışmak, küçük ve orta ölçekli bürolarda karşılaştığımız bir durumdur. İş alabilmek adına hedef kitlelere yönelik yapılan bu konumlandırma, söz konusu avukatların çetin bir fiyat rekabetinin içine düşmelerine sebep olmaktadır. Belli bir konunun uzmanı olduğunuzda ise hedef kitleler tarafından anlaşılır ve daha fazla işi daha yüksek ücretlerle almanız mümkün olur.

3. Paylaşmamak

Bazı avukatlar, müvekkillerinin farklı hukuk alanlarındaki ihtiyaçları için onları başka hukuk bürolarına yönlendirmeye sıcak bakmamaktadırlar. Müvekkilin aklını çelerler korkusuyla veya diğer meslektaşlarına güvenmedikleri için müvekkilin ihtiyacını tam olarak karşılayamamakta, köklü bir iş ilişkisini müvekkille kuramamaktadırlar.

İşinizin kalıcı olmasını ve büyümesini istiyorsanız, müvekkilinizin baş danışmanı olarak çalışmalısınız. Meslektaşlarınızın farklı bakış açılarını onlarla paylaşmalısınız.
Müvekkillerinizi köşe bucak saklamanız asla çıkarınıza değildir. Müvekkiller derinlik ve profesyonellik ararlar. Sizi ne kadar çok sevseler de, bir gün hasta olma ve işlerini yapamayacak duruma düşme ihtimaliniz onlar için bir endişe kaynağı haline gelir. Tek adam gösterisi bir yerden sonra soru işaretlerinin doğmasına sebep olur. Onlara ek bir açılım sunamadığınızda, müvekkilleriniz işlerini başka bürolara vermeye başlarlar. Bunu öğrendiğinizde artık iş işten geçmiş olur.

4. Kaybedilecek dosyaları almak

Kazanma olasılığı üzerine hesap yaparak işler almanın riski yüksektir. Çünkü kazanamazsanız para alamazsınız. Bu nedenle, avukatların hangi dosyalardan sonuç çıkmayacağını, hangilerinde de makul bir kazanma olasılığı olduğunu belirleyebilmesi başarı için anahtar öneme sahiptir.

Bazı avukatlar kendilerini yenilmez görürler. Davadaki tüm görünmez tuzakları alt edeceklerine inanırlar.  Bu noktada, bu avukatların yüksek egoları kazanma ihtimali yüksek olmayan dosyaları almalarına sebep olur. Bu şekilde ölçüsüz risk almış olurlar.

Zor dosyaları almak veya almamak konusu avukatların sürekli karşılaştıkları çetin bir ikilemdir. Kendini ve sınırlarını bilen bir avukat olmak bu noktada önemlidir. Masanıza gelen her dosyayı dikkatlice incelemeniz kariyeriniz ve saygınlığınız için elzemdir. Mükemmele yakın dilekçeler hazırlasanız da bir dosyanın olgularını değiştiremezsiniz. Hakikat hakikattir ve bunlar bir avukat olarak sizi sınırlayacaktır.

5. İş Fırsatlarını Kaçırmak

Avukatlar, değişen kanunları ve yenilikleri yakından takip etmeleri ve detaylarına hakim olmaları gerektiğini çok iyi bilirler. Zaman zaman gözden kaçırdıkları ise, dış dünyadaki yaşanan hızlı değişimleri mevcut iş modellerine zamanında tatbik edememeleridir.

Örnek olarak, geçmişte iş geliştirme amaçlı uyguladığınız ve kişisel markanızın pazarlamasında işe yarayan teknikler bugün hedef müvekkillerin ilgisini çekmeyebilir. Özellikle yeni nesillerin hukuk sektörüne girmesi veya hukuk hizmetleri alımında karar alıcı haline gelmesi bu olguyla sizi karşı karşıya bırakır.

Yeniliklere açık bir avukatsanız, bir danışmanla çalışmak için asla yaşça büyük olamazsınız, danışmanınız sizden yaşça küçük olsa dahi. Bu amaçla, değer verdiğiniz müvekkillerin görüşlerini alınız. Saygı duyduğunuz müvekkilleri bireysel yönetim ve danışma kurulu toplantılarınıza davet ediniz. Değerli düşüncelerini sizinle paylaşmalarını onlardan isteyiniz.

Bu tarz mentorluk desteği almak, kendi kanatlarıyla uçmak isteyen ama nereden başlayacağını bilemeyen genç avukatlar için de çok faydalıdır. Egonuzu bir kenara koyup, değişen dünya ve piyasa şartlarında size rehberlik edecek bir mentordan destek almanız, kariyerinizde kalıcılık ve sürdürülebilir büyümeyi size getirecektir.

Avukatlar neden kitap yazmalıdır?

Bir Avukat olarak kitap yazmak saygın pazarlamanın ilkelerinden bir tanesidir ve önceden beri bilinen etkili bir ikna yöntemidir. İyi bir makale yazabiliyorsanız, iyi bir kitap da yazabilirsiniz. Peki, neden yazmalısınız?

  1. Otorite. Yazmış olduğunuz bir kitap, potansiyel müvekkiller tarafından o konunun otoritesi olarak algılanmanızı sağlar.
  2. Tanıtım. Bir eser, müvekkil adaylarınızı hukuki konularda karşılaşabilecekleri riskler ve çözüm yollarıyla tanıştırmak için idealdir. Hedeflediğiniz müvekkiller eserinize ulaşabilir, kendi sektörel durumlarını da içeren konularda temel hukuki kaideleri öğrenebilir ve sizinle çalışmaya karar verdiklerinde birlikte nereden başlamaları gerektiğine emin olurlar.
  3. İş mıknatısı. Bir kitap size doğru çok değerli bir çekim gücü oluşturur. Eserinizi internet sitenizde müvekkil adaylarınızın beğenisine sunduğunuzda, size yeni işleri getiren ve telefonlarınızı çaldıran bir güç haline gelir.

Hangi hukuk alanında çalışmalar yaparsanız yapın, yeni işlerin size daha çok gelmesini istiyorsanız, hemen çalıştığınız branşla ilgili bir kitap yazmaya başlayın ve onu basılı veya e-kitap şeklinde potansiyel müvekkillere sunun. Yeni kitabınız sizin ilk adımı atmanızı bekliyor.

Bir Avukat olarak müvekkil algısını nasıl yönetirsiniz?

İnsanların sizi, konusunda uzman, kendisini işine adamış ve çevresine destek vermeye hazır bir durumda görmesi çok önemlidir. Karar alıcılar güçlü kişisel markalarla çalışmak isterler. Çünkü bu kişiler tüm taleplere hızlı dönüş yaparlar. Dürüst ve güvenilirdirler, tedbirli, politik ve aileye bağlıdırlar.

Müvekkillerinizi telefonla aradığınızda bu iş için onlara zaman ayırırsınız.  Zamanınızın değerli olduğunu bilirler ve kendilerine vakit ayırıyor olmanızdan dolayı memnun olurlar. Onlara ne kadar fazla vakit ayırabilirseniz yeni işler için size daha fazla dönüş yapacaklar ve sizi başkalarıyla tanıştıracaklardır.

İnsanlar başkaları tarafından beğenilen ve  talep gören avukatlarla çalışmak isterler. Önemli bir davanın takibinde kimse ilk müvekkiliniz olmak istemez. Herkes sizinle çalışıyorsa, hepsi de yanılıyor olamaz. Kendinizi nasıl konumlandırırsanız, çevrenizdeki insanların sizi algılaması da o yönde olacaktır.

Yeni müvekkille çalışabilmenin bir numaralı kuralı mevcut olanların sizinle çalışmaktan memnun kalmalarını sağlamaktır. Bunun için onlarla omuz omuza bir ilişki geliştirmeniz önemlidir. Hadi şimdi onları arayın ve yeni iş fırsatlarını yakalayın.

Doğru Müvekkilli ve Doğru Branşı Bulmak

Avukatlar sevdikleri branşlarda kendilerini geliştirmeli ve hoşlandıkları müvekkillerle çalışmalıdır. Söylemesi kolay diyebilirsiniz. Lütfen hemen karamsarlığa kapılmayın. Bu hepimizin ideali olmalıdır. Diğer taraftan, bu ideale ulaşmak her zaman mümkün olamamaktadır.

Avukatlar arasında yaptığımız iş memnuniyeti anketlerinde, ezici bir çoğunluğun yaptığı işe tahammül etmekte zorlandığını, yaptıkları işten ve temsil ettikleri müvekkillerden hoşlanmadıklarını gözlemliyoruz.

Uygulama açısından avukatların önlerine gelen her işe bakmaları mesleki gelişimleri ve iş tatmini açısından uygun değildir. Avukatlar, niş bir alana veya bir sektöre odaklandıklarında, daha nitelikli bir hukuk hizmeti sağlayıcısı haline gelirler. Bu tabi belli bir zaman alır.  Müvekkillerini ve işlerini daha iyi algılarlar. Teknik olarak daha iyi işler çıkartır ve aldıkları güzel sonuçlar sayesinde o alanda iş geliştirmede kolayca sonuca ulaşırlar.

Müvekkiller arasında yaptığımız anketlerde ise ortaya çıkan ortak nokta, avukatların müvekkillerin işlerinden pek anlamıyor olmasıdır. Bu sebeple, müvekkiller aynı avukatla bir daha çalışmayacaklarını ifade etmektedirler.

Müvekkiller, kendi işlerini onlar kadar iyi anlayan ve kavrayan avukatların arayışı içindeler. Lakin bazı avukatlar sektörlere özel sunabildikleri hizmetleri bu sektörlerdeki potansiyel müvekkillere pazarlamaya sıcak bakmamaktalar. Belli sektörel alanlara pazarlama yaparlarsa başka alanlardaki iş fırsatlarını kaçıracaklarını ve sadece o işle anılacaklarını düşünmekteler. Bunun çözümü, birden çok endüstri segmentini faaliyet alanınız altında listelemektir. Bu kısa ama etkili liste büronun tecrübeli olduğu sektörleri hedef kitleye göstermek amaçlıdır.

Günümüzde rekabetin kıyasıya yaşandığı hukuk sektöründe, avukatların uzmanlık alanlarına odaklanmaları ve herkes için her şey olmamaya çalışmaları en mantıklısıdır. Hedeflenen pazarları segmentlerine ayırmak ve bu segmentlere özel pazarlama faaliyeti gerçekleştirmek bir Avukatın hem kendisi hem de hizmet verdiği müvekkiller için en faydalı olanıdır. Diğer yoldan gitmeye devam ederseniz de, sıradanlaşma ve kıyasıya rekabet sizi bekliyor olacaktır.

 

Müvekkillerinize gerçekten değer sunabiliyor musunuz?

İş hayatında başarının anahtarı değer yaratabilmektir. Günümüz rekabet ortamında müvekkillerine hitap edemeyen hukuk büroları bulundukları konumları artık yavaş yavaş kaybediyorlar.

Bir Avukat olarak yeterince değer yarattığınızı düşünüyorsanız fakat bunu müvekkillerinizden teyit etmediyseniz, bundan nasıl emin olabilirsiniz?

 Değer kavramı müvekkilin size ifade ettiği ve sizden beklediği şeydir. Peki, bir Avukat olarak nasıl değer yaratabilirsiniz? Rakiplerinize göre daha fazla özelliği hizmetlerinizde sunma çabanız ilgi çekici görünmenizi sağlayabilir. Lakin bundan daha iyisini yapmalısınız. Öyle şeyler yapmalısınız ki, kişisel markanız müvekkillerinizle daha derin ilişkilerine sahip olsun.

İşte size daha fazla değer yaratmak için dört etkili yöntem:

Ölçün

Müvekkillerinize mevcutta sunduğunuz değerleri belirleyin. Onların faydalı yorumları bu konuda size yardımcı olabilir. Tabi ki, onlarla oturup konuşmanız gerekir. Bu görüşme sonrasında genellikle şu iki acı tespitten birine ulaşırsınız:

  1. Müvekkillerinizin hiç de düşündüğünüz kadar değeri sizden alamadığı,
  2. Onlara sunduğunuz değer karşılığında yeterli ücreti onlardan alamadığınız, 

Liderlik edin

Müvekkillerinizin kişisel ve mesleki hedeflerine ulaşabilmeleri için onlara yardımcı olun ve yol gösterin.  Makale yazmak, sunumlar gerçekleştirmek, blog yazmak, sosyal medyada gruplara dâhil olmak yol gösterici liderlik özelliklerinizi onlara gösterir.

Eğitin

En iyi satış yöntemi eğitsel pazarlamayla yapılan satıştır. Müvekkillerinizin sorunlarını kolayca ve düşük maliyetle nasıl çözeceğinizi onlara gösterin. Zaman zaman ücretsiz müvekkil bilgilendirme seansları ve seminerleri düzenleyerek sorunlarına çözüm bulmalarını sağlayın.

Dinleyin

Müvekkilleri dinlemek kesinlikle değer yaratır. Bariz olmasına rağmen nadiren bu yolu kullanırız. Odaklandığınızda dikkatinizi dağıtacak ve gözünüzün kayacağı o akıllı telefonları kapatın ve o konuşurken gözlerinizi müvekkilinizin gözlerinden ayırmayın. Müthiş bir değer yaratırsınız.

Müvekkilden Referans İstemenin Harika Bir Yolu

Avukatların iş hayatında en zorladığı konu mevcut müvekkillerden referans istemek ve işlerini bu yolla geliştirmektir. “Referans istersem acaba müvekkilin gözünde değer mi kaybederim?” tarzı endişeler birçok avukatı eyleme geçmekten alıkoyar. İşte size saygın bir şekilde referans istemenin ve hedefe ulaşmanın harika bir yolu:

İlişkilerinizin çok iyi olduğu favori müvekkillerinizi belirleyin. Onları teker teker akşam yemeğine çıkarın. Şu sorunuza cevap almadan onları sakın bırakmayın:

“Sizin gibi değerli iş ve arkadaş çevrenize hizmet vermek için ne yapabilirim?”

Bu yöntem her zaman işe yarar çünkü

  1. Müvekkiller kendilerine ve fikirlerine çok önem verdiğinizi düşünürler.

  2. Söyleyecekleri genelde sizinle neden çalıştıklarının, sizi neden tercih ettiklerinin ifadesidir. Kişisel markanızı nasıl algıladıklarını ortaya koyarlar.

  3. Yeni müvekkiller bulmanızda kendilerini sorumlu hisseder, konuyu sahiplenerek yeni insanlarla tanışmanız için motive olurlar.

Bir Avukat Olarak Pazarlama Planınız Hazır mı?

2015 Yılında iki ayı geride bıraktık. 2015 Yılı pazarlama planını yapmak için geç mi kaldığınızı düşünüyorsunuz? Öyleyse hata yapıyorsunuz. Bir iş planı yapmak için asla geç değildir. Rotası olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez. Artık zaman kaybetmemelisiniz.

Pazarlama planınız sayfalar dolusu olmak zorunda değildir. Uygulaması basit ve anlaşılır olmalıdır. Basit olması, özellikli ve süreli bir plan olmayacağı anlamına gelmez. Aynı zamanda, hesap verilebilir bir plan da olması gerekir.

Etkili bir pazarlama planında yapmanız gerekenler aşağıdaki gibidir:

Net hedefler koyun. Hedefleriniz ölçülebilir olmalıdır. “Daha fazla iş almak istiyorum” bir hedef değil, temennidir. “X adette yeni müvekkilin işini ay sonuna kadar alacağım” ise gerçek bir hedeftir.

Konfor alanınızı terk edin. İş geliştirme faaliyetlerinizin sonuç vermesi için sizi zorlayıcı faaliyetler içinde bulunmanız gerekir. Aynı bildik şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemezsiniz.

Tamamlama süreniz olsun. Hedeflerinize süre tahdidi koymazsanız, erteleme hastalığına yakalanırsınız. Günler, aylar gelip geçer. Bunun için, bitirme süresi mutlaka belirtin. Örneğin: “25 Mart tarihine kadar 2 müvekkil adayıyla öğle yemeğine çıkacağım ve iki mevcut müvekkilimi telefonla arayıp hatırlarını soracağım”.

Bir kişiye hesap verebilir olun. İş planınızın gidişatını ve faaliyet performansınızı sorgulaması için bir meslektaş, bir arkadaş veya bir koçtan destek isteyin. Birine hesap verebilir olmanız iş disiplininize güç katacaktır. Bu tarz bir koçluk desteğinin size faydası, hedeflerinizi gevşemeden yerine getirmeniz ve zorlu iş hayatında yıpranan moralinizin yerine gelmesi olacaktır.

Öyleyse hemen bir beyaz kağıt ve bir kalem alıp plan yapmaya başlayın. Göz kamaştıran bir plana değil basit ve etkili bir plana ihtiyacınız olduğunu unutmayın.

Pazarlama & İş Yönetimi Fikirleri

Bu okuyacaklarınız, iş hayatının günlük kaosu içerisinde kendinizi güçsüz hissettiğinizde, tekrar net bir görüşe sahip olabilmeniz ve iş yapma gücünüzü şarj edebilmeniz için hazırlanmıştır.

  1. Pazarlama fiyattan başka esaslarda nasıl pazarda rekabet edileceğinin yanıtıdır. Pazarlama bir kurumun iş üretme merkezidir.
  2. Pazarlamanın özgün formülü şudur. “Gereksinimleri bul ve onları karşıla.” Akıllı kurumlar odaklanır. Eski bir özdeyişe göre: “İki maymunun birden peşine düşerseniz hiç birini yakalayamazsınız.”
  3. Kitlesel pazarlar pek çok ihtiyaç gediklerinden oluşur. Bir gedikteki ihtiyaç sahipleri birilerinin kendi gereksinimlerine ilgi gösterilmesinden mutluluk duyar. Eğer sizin kurumunuz onlara daha iyi hizmet ederse, gediğin sahibi siz olursunuz. Her ne kadar bir gedik çok büyük değilse de, kazancı yüksektir. Bir gedik iki oyuncuya yetmeyecek kadar küçük olduğundan rakipler ondan uzak duracaktır. Bu şekilde, aynı gediğe daha fazla hizmet sunabilirsiniz.
  4. Başarının üç sırrı aşağıdaki şekilde açıklanabilir. Erken kalk, geç saate kadar çalış ve petrolü bul. Başarının en zor yanı başarılı olmaya devam etmek zorunda olmanızdır.
  5. Başarı asla bir son değildir. Aslında başarı başarısızlığın başlıca nedenidir. Beş yıllık bir başarı herhangi bir işi bozar. Kurumdaki esas büyük sorun daha önceki başarılı iş modeliyle kalakalmaktır.
  6. Başarı sendromuna karşı en iyi savunma biçimi başarıyı geçici ve hatta tehlikeli bir durum olarak görmektir. Hafif paranoyak ve mevcut durumundan rahatsız bir düşünce tarzı sizi ayakta tutacaktır.
  7. Bugün organizasyonlar bulundukları yerde kalabilmek için daha hızlı koşmak zorunda. Hayatta kalmak, kendi kendinizin yamyamı olmanızı gerektirir. Kurum içindeki değişim hızı dış dünyadaki değişim hızının gerisinde kaldığında sonunuz yakın demektir.
  8. Başarısızlık geldiğinde de her zaman kötü olarak görülmemelidir. Başarısızlık daha akıllı bir şekilde tekrar baştan başlamak için tek fırsattır. Hiç başarısızlık yaşamamış birini işe almak sakıncalıdır. Genç yaşta birkaç başarısızlık yaşamanın pratik anlamda çok büyük yararı vardır.
  9. Liderliğin yarısı ilham vermekse, diğer yarısı tutarlılıktır. İş dünyasında bir liderin görevi vizyonu ile amaç yaratmaktır. Vizyon görünmez şeyleri görme sanatıdır. Vizyonun başka insanlarda bir ihtirası tutuşturabilmesi için önce liderin gönlünde alev alev yanması gerekir. En iyi liderler kendilerini yetenekli çalışanlarla kuşatmak isterler. Kendilerinden daha zeki çalışanlar bulmaktan büyük keyif alırlar.

  10. Çalışanlar sizin işinizdir. Pazarlama planlarınızı yapan da bozan da onlardır. Öncelikle çalışanları samimi, bilgili ve güvenilir olmaları yönünde eğitin. Bu memnun müşteriler yaratacaktır. Memnun kalan müşteriler de tekrar gelecektir. Çalışanlarınız sizin iç müşterilerinizdir. Çalışanlarınızla ilişkileriniz iyi değilse, dış müşterilerinizle ilişkileriniz asla iyi olamaz. Çalışanlarına az maaş veren bir kurum karşılığını da az alacaktır. Sık sık ayrılan çalışanların yerini doldurmak size paraya ve zamana mal olacaktır. Yetenekli ve motivasyonu yüksek çalışanlar bulmak ve onları elde tutmak iş başarısının anahtarıdır.

  11. Akıllı kurumlar dolgun maaş verirler. Bu şekilde, en iyi kişileri kendilerine çekerler. Bu kişiler ortalama çalışanlara göre aldıkları yüksek maaşı katlayacak oranda daha iyi performans gösterirler. Böyle kurumlar çalışan dolaşımıyla daha az karşılaşırlar.

  12. Kurumlar salt iş merkezleri değil insani ve sosyal organizasyonlardır. Çalışanların kendilerini değerli bir iş yapan ve değerli katkılarda bulunan iyi bir organizasyonun mensubu olduklarını hissetmeleri önemlidir.

  13. Çalışanlara bir işten ziyade bir hedef vermek önemlidir. Büyük organizasyonlar en alt kademedeki çalışanların bile kendilerini iyi hissetmelerini sağlar. Bunun için herkese ağır başlılıkla ve değer vererek yaklaşılmalıdır. Ancak, saygı göstererek saygı görürsünüz.

  14. Müşterilere daha fazla değeri daha hızlı iletebilmek için az sayıda ve daha akıllı kişiler istihdam edilmelidir. Kimse size işinizi garanti edemez, sadece müşteriler size işinizi garanti edebilir. Çünkü, müşteriler hepimizi kovabilecek tek güçtür.

     

Biyografinizin Gücü

Biyografinizi Güçlendirin ve Çekici Bir Hikâye OluşturunAvukatlar biyografilerini sık sık güncellemelidir. Bu şekilde etkileyici bir pazarlama enstrümanına sahip olurlar. Biyografinizin, iyi yazılmış, doğru noktalara temas eden ve müvekkil adayının sizinle çalıştığında neleri elde edeceğini anlatan bir yapıda olması gerekir.

 

Biyografi oluştururken dikkat etmeniz gerekenleri aşağıda bulabilirsiniz:

 

Yapılması Gerekenler:

  1. Arzu ettiğiniz müşteri grubunu hedef alın. Hedef müşterilerin sizinle çalışması için onlara yönelik ilgi çekici faydalar ekleyin.
  2. Biyografinizin kişiliğinizden ve entelektüel zekânızdan ipuçları veren bir içeriğe sahip olsun.
  3. Biyografinizi kısa tutun. Çok kısa değil ama maksimum 150 kelime içermesine dikkat edin.
  4. Gerçekleştirdiğiniz projeler ve çözdüğünüz vakalar hakkında bilgi verin. Müvekkillerinizde yazılı izin almadığınız sürece isimlerini kullanmayın. Böyle yapmadığınız takdirde, bu hareketinizden çok rahatsız olacaklarını ve sizinle çalışmaya son verebileceklerini unutmayın.
  5. Biyografinizde her zaman yeni bir resim bulunmasına dikkat edin. Yirmi yıllık eski bir fotoğrafla yeni bir müşterinin karşısına çıktığınızda bu resimle yanlış bir mesaj vereceğinizi unutmayın.

 

Yapılmaması Gerekenler:

  1. Özgeçmiş, Biyografi değildir. Müşteriler sizin kariyer basamaklarınızla ilgilenmezler. Onları ilgilendiren onlar için neler yapabileceğinizdir.
  2. Kendinizi olduğundan büyük göstermek kesinlikle sakıncalıdır. Sahip olduğunuz bilgi ve beceri o alanda uzman olmanızı sağlayacak bir noktadaysa tabi ki bundan bahsedebilirsiniz.
  3. Çok ekside almış olduğunuz ödüllerden bahsetmeyin. Güncel başarılarınız varsa bunları öne çıkarın.
  4. Okuduğunuz okulu öne çıkarmaktan ziyade kariyer yolculuğunuzda edindiğiniz tecrübeleri insanlarla paylaşmak sizi daha profesyonel ve işinin ehli gösterecektir.
  5. Baroya üye olduğunuz tarihi Biyografinize koymayın. Yeni mezunlar bu hataya düşmekteler. Bu onları tecrübesiz ve çiçeği burnunda göstermektedir. Diğer taraftan çok uzun zaman önce baroya üye olanlar da yaşlı ve pahalı olarak algılanırlar. Bu nedenle, ne tecrübeli avukatlara ne de yeni avukatlara tarih yazmayı tavsiye etmiyorum.

 Biyografiler, kişin kendi kendini pazarlama yöntemlerinden bir tanesidir. Bio’nuzun keskin, hedefi on ikiden vuran, kısa ve öz olmasına dikkat edin. 

Avukatlar için Pazarlama Sırları 1

  1. Her gün 3000-5000 arası pazarlama mesajının bizlere değişik mecralar kullanılarak ulaştırıldığını biliyor musunuz? Hedef kitlenize yönelik verdiğiniz mesajı sürekli kılamazsanız, bu çılgın mesaj selinin arasında kaybolup gidersiniz. Hedeflediğiniz kişilere ulaşmak ve mesajlarınızı istikrarlı bir şekilde bu kişilere ulaştırmak size başarıyı getirecektir.
  2. Danışmanlık verdiğim bazı avukatlar birebir çalışmalarımız başlarken, şu faaliyetleri yaptık, bu noktaları ziyaret ettik, bu kişilerle tanıştık diyerek geçmişte yaptıklarını sürekli bana söylüyorlar. Halbuki, pazarlama ilminde başarılı olmak için, "yaptık" yerine "yapıyoruz" diyebilmek önemlidir.
  3. Hukuk danışmanlığı hizmetlerinin satılmasında ne gibi rolleri olacağını çalışanlarına her gün soran bürolar, yeni iş almada kıskanılacak bir güce ulaşıyorlar.
  4. Pazarlamanın sabah yataktan kalkmayla başladığını biliyor musunuz? Bir Avukat olarak yaptığınız her eylemde çevrenizdekilere "Vay Canına" dedirtmeniz ve etkiyi oluşturmanız gerekir. Yazdığınız bir mail mesajında, yaptığınız bir telefon görüşmesinde etrafınızdaki potansiyel müşteriler sizin hakkınızda "Vay Canına" diyorlar mı?
  5. Türkiye'nin ilk kadın pilotu kimdir deyince aklınıza Sabiha Gökçen geliyor mu? Geliyor. Peki, 2. kadın pilotu kimdir diye sorsam. Tabi ki gelmez. Kendinize 1. olacağınız yeni bir iş alanı yaratın. Aksi takdirde, kimse sizi umursamaz.
  6. "Sizinle niye iş yapayım, ne farkınız var?" sorusuna vereceğiniz net bir cevabınız yoksa rekabet sizi ezer geçer.
  7. Müvekkilerinize ne kadar başarılı bir hukuk bürosu olduğunuzu söylemek yerine sorunlarını nasıl kolayca çözeceğinizi vurgulamak size daha fazla sonuç getirir.
  8. Hukuk Bürosu olarak biz her işi yaparız algısını müşterilerinize vermemelisiniz. Herkes için her şey olmaya çalıştığında, değersizleşirsiniz ve fiyat rekabetiyle yaşamak zorunda kalırsınız.
  9. Telefonda müvekkillere nazik olmayan çalışanların, aramalara geç dönen avukatların verdiği zararı yüz binlerce liralık tanıtım bütçeleri telafi edemez.
  10. Müvekillerinizin geceleri uykularını kaçıran şeylerin ne olduğunu bilmiyorsanız, pazarlama yapmıyorsunuz demektir. Sadece meşgulsünüzdür.